10. YÛNUS:

 

„ Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm! Bismillâhirrahmânirrahîm! “.

 

„ Sığınırım Allâh’a, şeytanın ‘şerrinden’ ki, taşlanmış ‘rahmetinden kovulmuştur’!*

 

>7:200, 15:34, 16:98<

 

Allâh adına… Ki, sonsuz şefkatle merhamet edendir; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir! “.

 

 

10:1    Elif, Lâm, Râ… Bunlar âyetleridir, kitabın ‘Levh-i Mahfûz’ (Allâh’ın ilminin, saklanmış ve korunmuş kayıt levhası);* ki, ‘âdil’ hükmedendir!

 

>6:59, 13:39, 36:12, 57:22, 85:21, 85:22<

 

Kur’ân’ın şifresi, anahtarı Hurûf-ı Mukattaa – ÎKRA.vision

 

10:2    İnsanlar için tuhaf mı oldu ki, vahyetmemiz onlardan bir adama?* İnsanları uyarması; ve müjdelemesi inançlı kimseleri* ki, olduğunu onlara, sadakatli mertebe, Rableri katında! Dediler ki, ‘hakikat bilgisini’ örtmeye şartlanmışlar: „ Doğrusu bu mutlaka apaçık sihirbazdır! “.

 

>2:253, 4:164, 7:62, 7:117, 7:143, 19:9, 21:45, 42:51<

(42:51’den bilindiği gibi, Allâhû Teâlâ’nın, hiçbir insanla konuşması olmamıştır! Kelâmıyla olsa da, yine vahiyledir veya melekler aracılığıyla.)

 

>2:38, 5:70, 14:4, 16:36, 2:121, 16:84, 28:59, 28:75, 39:71, 62:2<

 

10:3    Muhakkak ki Rabbiniz, Allâh’tır! Ki Zât’ı, oluşumunu yapılandırarak yarattı, gökleri ve yeri altı günde! Sonra teşrif etti Arş’a (cennet ve cehennemi de içinde barındıran, zamansız, mekânsız, evren). Emriyle ‘oluşan her şeyi’ düzenleyip, idare eder, yönetir! Yoktur şefaatçi O’nun izni olmadıktan sonra!* İşte budur Allâh… Rabbiniz! Öyleyse ‘hizmetle, ibadetle’ O’na kul olun!* Hâlâ hatırda tutmaz mısınız!?*

 

„2 gün / 4 gün / 6 gün“  – ÎKRA.vision

 

>19:87, 21:28, 39:43, 39:44, 53:26, 78:38<

 

>2:21, 2:153, 2:186, 6:102, 7:55, 7:56, 7:205, 15:98, 15:99, 17:110, 20:8, 59:24, 98:5<

 

>7:52, 7:185, 10:101, 18:109, 23:71, 27:93, 31:27, 41:53, 51:20, 51:21, 51:22, 51:23<

 

10:4    Zât’ına dır dönüşünüz topluca!* Vaadi Allâh’ın, gerçektir! Şüphesiz ki O, ilk başlatır, örneksiz, yoktan, oluşumunu yapılandırarak yaratmayı! Sonra ‘çıkarılıp’ iade olunur O’na; ki, ödüllendirmesi için o kimseleri ki, ‘samimiyetle’ inananlardır ve gayretleri erdemlidir; hakkaniyetle. Ve o kimseler ki, ‘hakikat bilgisini’ örtmeye şartlanmışlardır; onlaradır, kaynar sudan içki ve elem azap,* inkâr ediyor olmaları sebebiyle.

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 36:63, 39:8, 40:6<

 

10:5    O’dur ki Zât’ı, var etti güneşi bir ışık, ay’ı bir aydınlık! Ve belirledi ona ‘ay’a’, menziller ‘yörüngeler’ ki, bilmeniz için, adedini senelerin ve hesabını. Yarattığı şeyler Allâh’ın, işte bununla, illâki hak iledir ‘gayeyledir’.* Ki, detaylandırır âyetleri ‘hakikat bilgisini, anlaya’ bilen bir toplum için!*

 

>3:191, 30:8, 38:27, 44:38, 44:39, 45:22, 51:56, 75:36<

 

>7:52, 7:185, 10:101, 18:109, 23:71, 27:93, 31:27, 41:53, 51:20, 51:21, 51:22, 51:23<

 

10:6    Muhakkak ki, ihtilâfı ‘zıtlığı’ gece ve gündüzün ve oluşumunu yapılandırarak yarattığı şeyler Allâh’ın, göklerde ve yerde, elbette âyetlerdir ‘alâmetlerdir, günahlardan’ korunan bir toplum için!*

 

>7:52, 7:185, 10:101, 18:109, 23:71, 27:93, 31:27, 41:53, 51:20, 51:21, 51:22, 51:23<

 

10:7    Muhakkak o kimseler ki, ummazlar buluşmayı Bizimle; ve ‘onlar’ razılardır dünya hayatından ve kanaatkâr olmuştur onunla.* Ve o kimselerdir ki onlar, âyetlerimizden ‘hakikat bilgisine’ vurdumduymazlardır!*

 

>10:7, 22:11, 89:27, 89:28, 89:29, 89:30<

 

>4:163, 4:164, 4:165, 6:130, 6:131, 6:155, 6:156, 6:157, 7:172, 7:173, 17:15, 20:134, 26:208, 28:59, 35:24, 67:8, 67:9<

 

10:8    İşte onlar ki, varacakları yer ateştir, kazanmış oldukları sebebiyle.*

 

>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 36:63, 39:8, 40:6<

 

10:9    Muhakkak o kimseler ki, ‘samimiyetle’ inananlardır ve gayretleri erdemlidir; ki, yönlendirir onları Rableri, inançları sebebiyle ki, akar onların altından nehirler, Naîm has bahçeleri ‘cennetlerinde’.

 

10:10  Nidaları orada: „ Noksanlık, kusur, âcizlikten ötesin Allâh’ım! “. Ve dirlik dilekleri orada: „ Selâm! “ dır. Ve sonrasında nidaları: „ ‘Esas’ yüceltilme, övgü, ‘sırf’ Allâh’a ‘yaraşır’! Ki, Rabbidir var olan her şeyin! “.*

 

>17:44, 26:23, 26:24, 42:11, 59:22, 59:23, 59:24, 112:4<

 

10:11  Ve eğer Allâh, acele etseydi ‘hakikati örtmeye şartlanmış’ insanlara şerri ‘vermeye’ ki, acele istemelerine hayrı ‘istermişçesine’, elbette bitirilirdi vadeleri. (Mesele kapanır, peygambere ihtiyaç kalmaz, işleri Allâhû Teâlâ’ya kalır).* Artık bırakırız o kimseleri ki, ummazlar buluşmayı Bizimle; zalimlikleriyle körelsinler.

 

>2:210, 5:109, 6:57, 6:58, 10:11, 10:50, 10:51, 13:6, 14:42, 15:8, 16:1, 16:33, 16:61, 17:11, 18:58, 18:59, 25:25, 25:26, 35:45, 39:69, 47:18<

 

10:12  Ve dokunduğu zaman insana, ‘bir’ mağduriyet davet ‘dua’ etti Bize, yan gelmiş yatarken veya otururken veya ayaktayken. Ne var ki, kaldırdığımızda ondan mağduriyetini, geçer gider davet ‘dua’ etmemiş gibi Bize, ona, dokunan mağduriyetten.* İşte böyle süslendi ‘cazip gösterildi’ israf ‘aşırılık’ edenlere, gayret ediyor oldukları şeyler.

 

>6:63, 6:64, 10:12, 10:22, 10:23, 16:54, 30:33, 31:32, 41:49, 41:50, 41:51<

 

10:13  Ve andolsun ki, yok ettik ‘uyarılan inkârcı’ uygarlıkları sizlerden önce de, zulmettiklerinde.* Ve geldi onlara elçileri, ayan beyan ‘delillerle’. Ve inançlı olmazlardı ‘öncesinden yalanladıkları şey inkâr sebebiyle’.* İşte böyle cezalandırırız, ‘günah’ suçluları toplumunu!

 

>6:42, 6:43, 6:44, 6:45, 7:95, 7:96, 7:97, 7:98, 11:117, 15:4, 19:74, 19:75, 21:6, 23:64, 23:76<

 

>2:6, 6:12, 6:109, 6:110, 6:111, 7:146, 8:55, 10:39, 10:40, 10:97, 17:10, 26:201, 26:202, 26:203<

 

10:14  Sonra kıldık sizleri, halefler (medeniyette yerine geçen) yeryüzünde onların ardından ki, bakmamız için nasıl gayret ediyorsunuz.

 

10:15  Ve okunduğu zaman huzurlarına, âyetlerimiz ayan beyan, dediler o kimseler ki, ummazlar buluşmayı Bizimle: „ Bundan başka bir Kur’ân getir veya değiştir onu! “. ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Olmaz değiştirmem onu canımın ‘istediği’ şeyi katarak!* Ki, ancak bana vahyolunan şeye ‘İlâhî esaslara’ uyarım! Muhakkak ki ben, korkarım eğer isyan edersem Rabbime, büyük günün azabından! “.

 

>4:153, 6:109, 7:146, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51<

 

10:16  ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Eğer dileseydi Allâh, sizlere okumazdım onu ‘Kur’ân-ı Kerîm’den’ ve anlatmazdım sizlere onu ‘hakikat bilgisini’! Oysa ki, kaldım aranızda bir ömür, ondan önce!* Hâlâ akıl yürütmez misiniz!? “.

 

>7:157, 10:16, 29:48<

 

10:17  O hâlde kimdir daha zalim o kimseden ki, uydurur Allâh ‘adına’ yalanla?!* Veya yalanladı âyetlerini ‘hakikat bilgisini’. Muhakkak ki o ‘günah’ suçluları, felâha eremezler!

 

>2:168, 2:169, 7:33, 16:116<

 

10:18  Ve ‘hizmetle, ibadetle’ kul oluyorlar ‘kutsallaştırılan her türlü zât’a, puta’; ki, Allâh’a ilişiksizdirler?! ‘O’ şeyler ki, ne zarar verir onlara ve ne de fayda sağlar onlara!* Ve diyorlar ki: „ Şunlar şefaatçilerimizdir, katında Allâh’ın! “.* ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Yoksa bildiriyor musunuz Allâh’a ki, bilemeyeceği şeyleri göklerde ve yerde?! “.* Noksanlık, kusur, âcizlikten ötedir O!* Ve yücedir, ortak yakıştırdıkları şeylerden!

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

>19:87, 21:28, 39:43, 39:44, 53:26, 78:38<

 

>10:18, 17:42, 21:22, 23:91<

 

>7:52, 7:185, 10:101, 18:109, 23:71, 27:93, 31:27, 41:53, 51:20, 51:21, 51:22, 51:23<

 

10:19  Ve insanlar, bir ümmetten başka değillerdi, ancak ihtilâf ettiler.* Ve olmasaydı geçmiş bir kelime ‘vadettiği kıyâmet hükmü’, Rabbinden, elbette bitirilirdi ‘vadeleri ve Allâhû Teâlâ’nın hükmü yerine getirilirdi’ aralarında ihtilâf ettikleri o şeyde.*

 

>2:213, 6:159, 9:105, 10:19, 21:92, 21:93, 23:51, 23:52<

 

>7:34, 10:19, 11:110, 20:129, 41:45, 42:14<

 

10:20  Ve diyorlar ki ‘hakikati örtmeye şartlanmışlar’: „ İndirilseydi ya ona ‘Muhammed aleyhisselâm’a’, bir âyet ‘alâmet’ Rabbinden! “.* O hâlde ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Algılanamayan ancak Allâh’ın ‘hâkimiyetindedir’!* Artık intizar edin ‘bekleyin’, doğrusu ben de sizlerle beraber intizar edenlerdenim ‘bekleyenim’! “.

 

>4:153, 6:109, 7:146, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51<

 

>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 67:13, 67:14<

 

10:21  ‘Yâ Muhammed!’, Ve tattırdığımız zaman insanlara ‘bir’ bahşedilme ki, onlara ‘bir’ mağduriyet dokunduğunun ardından; onların, âyetlerimiz hakkında düzen kurdukları zaman, de ki: „ Allâh, daha hızlıdır düzen kurmakta (yaptıklarının devamına müsaadesiyle, aleyhlerine oluşturur)! “. Muhakkak ki elçilerimiz, kurduğunuz düzenleri yazıyorlar!*

 

>18:49, 22:76, 29:3, 41:20, 43:80, 50:16, 50:17, 50:18<

 

10:22  O’dur ki Zât’ı, seyir ettirir sizleri karada ve denizde! Hatta gemilerdeydiniz ve yüzüyorlardı onlarla ‘yolcularla’ temiz ‘hoş’ bir esintiyle; ve ferahlandılar onunla. Geldi ona ‘gemiye’, esen kasırga ve geldi onlara dalgalar, her yerden ve zannettiler ki, kuşatılıyor olduklarını. Davet ‘dua’ ettiler Allâh’a samimiyetle, dîni ‘algılarını has kılarak’ Zât’ına ki: „ Elbet eğer kurtarırsan bizleri bundan, mutlaka şükredenlerden oluruz! “.*

 

>6:63, 6:64, 10:12, 10:22, 10:23, 16:54, 30:33, 31:32, 41:49, 41:50, 41:51<

 

10:23  Ne var ki, kurtardığında ‘Allâhû Teâlâ’ onları, o zaman amaçları yeryüzünde hak dışılıktır. Ey insanlar! Zalimliğiniz, sadece benliklerinize karşıdır dünya hayatının menfaati ‘için yaptığınız’!* Sonra Bizedir dönüşünüz!* Artık ‘âhirette’ bildireceğiz sizlere, gayret ediyor olduğunuz şeyleri!

 

>3:157, 10:58, 17:18, 17:19, 17:20, 57:20<

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

10:24  Ancak ki, dünya hayatının misali su gibidir ki, indirdik onu gökten. Öyle ki, karışır onunla ‘su ile’ yerin bitkileri. Yerler ‘o’ şeylerden insanlar ve hayvanlar. Hatta yeryüzü onun güzelliğini alıp ve süslendiğinde ve zannettiklerinde onun erbabı, üzerine kudretli olduklarını; geldi ona ‘ansızın’ emrimiz ‘afetimiz’, gece veya güpegündüz. Böylelikle kıldık onu hasat ‘edilmiş’ ki, sanki orada hiç sefa sürülmemiş dün.* İşte böyle, detaylandırırız âyetleri ‘alâmetleri’, inceden inceye düşünen bir toplum için!

 

>2:266, 17:92, 18:40, 18:41, 18:42, 34:9<

 

10:25  Ve Allâh, davet eder esenlik yurduna ve yönlendirir dilediği ‘rızasına uyan’ kişiyi ‘razı olduğu’ yol istikâmetine.*

 

>2:256, 5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 18:29, 31:22, 39:41, 57:20, 64:11<

 

10:26  İyilik eden kimseleredir güzellik ve ziyadesi. Ve kaplamaz yüzlerini kara leke ve ne de zillet.* İşte onlar, has bahçe ‘cennet’ sahabeleridir; onlar, orada sonsuza ‘dek’ kalıcılardır.

 

>3:106, 3:107, 7:46, 10:26, 47:30, 55:41, 75:22, 80:38, 83:24, 88:8<

 

10:27  Ve kötülük kazanan kimselerin kötülüklerinin cezası, onun ‘bir’ mislidir. Ve kaplar onları zillet. Yoktur onlara Allâh’tan ‘gelecek azaba karşı’ kurtarıcı! Yüzleri karanlık geceden bölümlere bürünmüş gibidir.* İşte onlar, ateş ‘cehennem’ sahabeleridir; onlar, orada sonsuza ‘dek’ kalıcılardır.

 

>3:106, 7:48, 10:27, 39:60, 67:27, 75:24, 80:40, 88:2<

 

10:28  Ve o gün ‘kıyâmet sonrası âhirette’;* toplatırız onları topluca, sonra deriz ki, ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıran kimselere: „ Sizler yerlerinize ve ortak yakıştırdıklarınız da! “. Artık birbirinden ayırdık aralarını. Ve derler ki, ortak yakıştırdıkları: „ Sizler yalnızca bizlere ‘hizmetle, ibadetle’ kul olmuyordunuz (şeytana uyup, hayallerinize tapıyordunuz)!*

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

>2:166, 4:117, 6:100, 10:28, 10:29, 14:36, 16:86, 18:52, 19:82, 21:65, 25:17, 28:63, 29:25, 34:40, 34:41, 35:14, 46:5, 46:6<

 

10:29  Artık kâfidir Allâh, her daim hazır, her şeyin iç yüzünün farkında şahittir aramızda ve aranızda. Bizler ise, ibadet ettiğinizden elbette bihaberdik! “.*

 

>2:166, 4:117, 6:100, 10:28, 10:29, 14:36, 16:86, 18:52, 19:82, 21:65, 25:17, 28:63, 29:25, 34:40, 34:41, 35:14, 46:5, 46:6<

 

10:30  Orada yoklanır her benlik geçmişte ‘dünyada’ yaptıklarıyla. Ve geri döndürülüşler, Allâh’adır ki, sahipleri, koruyucularıdır; varlığı gerçek, sabittir! Ve saptı (hatırdan, gönülden çıkarıldı) onlardan, uydurmuş oldukları şeyler (ilâhları).*

 

>2:166, 4:117, 6:100, 10:28, 10:29, 14:36, 16:86, 18:52, 19:82, 21:65, 25:17, 28:63, 29:25, 34:40, 34:41, 35:14, 46:5, 46:6<

 

10:31  ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Kim sizleri rızıklandırıyor gökten ve yerden?! Veya kim, hükümdardır duyma ve görme duyularına?! Ve kim çıkarır canlıyı, cansızdan ve çıkarır cansızı, canlıdan?! Ve kim emriyle ‘oluşan her şeyi’ düzenleyip, idare eder, yönetir? “. O zaman diyecekler ki: „ Allâh!.. “. O hâlde, de ki: „ Hâlâ ‘günahlardan’ korunmaz mısınız!? “.

 

10:32  O hâlde işte budur Allâh… Rabbiniz! Varlığı gerçek, sabittir! Artık nedir varlığı gerçek, sabit ‘olandan’ sonrası, sapkınlıktan başka? Buna rağmen nasıl savuşturuluyorsunuz?

 

10:33  Böylelikle gerçekleşmiştir Rabbinin kelimesi ‘vadettiği hükmü’, fesat kimseler üzerlerine ki: „ Muhakkak ki onlar, ‘Kur’ân-ı Kerîm’in bildirdiği neticesine’ inanmazlar! “.*

 

>2:6, 6:12, 6:109, 6:110, 6:111, 7:146, 8:55, 10:39, 10:40, 10:97, 17:10, 26:201, 26:202, 26:203<

 

10:34  ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Ortaklarınızdan (ilâhları), kim ilk başlatır, örneksiz, yoktan, oluşumunu yapılandırarak yaratmayı, sonra ‘çıkarıp’ iade eder onu?! “. De ki: „ Allâh!.. İlk başlatır, örneksiz, yoktan, oluşumunu yapılandırarak yaratmayı, sonra ‘çıkarıp’ iade eder onu! “. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?

 

10:35  ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Ortaklarınızdan (ilâhları) * kim yönlendirir, hakka ‘İlâhî esaslara’?! “. De ki: „ Allâh!.. Yönlendirir, hakka ‘İlâhî esaslara’! Öyleyse varlığı gerçek, sabit ‘olan’, yönlendiren kimse mi uyulmaya haktır ‘münasiptir’, yoksa ‘o’ kimse ki, yönlendirilmedikçe yönlenemez? “. Öyleyse sizlere ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

10:36  Ve ‘gerçekte’ uymazlar onların birçoğu,, zandan başkasına. Muhakkak ki zan, yarar sağlamaz ‘gerçeği yansıtmaz’ Hak’tan ‘inen İlâhî esaslardan yana’ bir şey. Şüphesiz ki Allâh, en iyi bilendir; ifa ettikleri şeyleri!

 

10:37  Ve değildir bu Kur’ân, uydurulmuş!* ‘Bunu diyenler’ ki, Allâh’a ilişiksizdirler! Ve lâkin tasdikler, o kimselerin ellerindeki ‘diğer mukaddes kitapları’ ve detaylı kitabı ‘hakikat bilgisini’;* ki, kuşku yoktur onda! ‘İndirilişi’ var olan her şeyin Rabbindendir!

 

>2:2, 2:97, 7:52, 10:37, 10:38, 16:102, 17:9, 17:105, 17:106, 18:2, 25:32, 26:192, 26:193, 26:194, 26:195, 32:2<

 

>7:52, 7:185, 10:101, 18:109, 23:71, 27:93, 31:27, 41:53, 51:20, 51:21, 51:22, 51:23<

 

10:38  ‘Yâ Muhammed!’, Yoksa diyorlar mı ki, onu ‘Kur’ân-ı Kerîm’i, o’, uydurdu?!* De ki: „ Haydi getirin onun benzeri bir sûre!* Ve çağırın mecal edebildiğiniz kişileri de ki, Allâh’a ilişiksiz; eğer samimilerseniz! “.

 

>2:2, 2:97, 7:52, 10:37, 10:38, 16:102, 17:9, 17:105, 17:106, 18:2, 25:32, 26:192, 26:193, 26:194, 26:195, 32:2<

 

>2:23, 10:38, 11:13, 17:88, 52:34<

 

Kur’ân’ın taklit edilemeyecek kadar mucizevi oluşu – ÎKRA.vision

 

10:39  Yok yalanladılar ilmini kavrayamadıkları şeyi; ve onlara ‘Kur’ân-ı Kerîm’in bildirdiği’ neticesi gelmedikçe.* İşte bunun gibi yalanladılar ‘peygamberlerini’, onlardan önceki kimseler de. Haydi bak, nasıl oldu âkıbeti zalimlerin!

 

>7:53, 10:39, 25:11, 45:32, 50:5<

 

10:40  Ve onlardan kimileri ‘samimiyetle’ inanır ona (Kur’ân-ı Kerîm) ve onlardan kimileri de inanmazlar ona!* Rabbin bilir, bozgun çıkaranları!

 

>2:6, 6:12, 6:109, 6:110, 6:111, 7:146, 8:55, 10:39, 10:40, 10:97, 17:10, 26:201, 26:202, 26:203<

 

10:41  ‘Yâ Muhammed!’, Ve eğer yalanlarlarsa seni, o hâlde de ki: „ Benim gayretim bana ve sizlerin gayretleriniz sizlere! Sizler, alâkasızsınız gayret ettiğim şeylerden ve ben de alâkasızım gayret ettiğiniz şeylerden! “.

 

10:42  ‘Yâ Muhammed!’, Ve onlardan kimileri seni dinlerler! Fakat sen mi, duyuracaksın sağırlara? (Anlamak istemedikleri için, idrak kuvveleri kilitlidir).* Ve eğer akıl yürütmez oldularsa?

 

>3:108, 6:104, 7:101, 8:22, 8:23, 22:46, 40:35, 64:11<

 

10:43  ‘Yâ Muhammed!’, Ve onlardan kimileri sana bakarlar! Fakat sen mi, yönlendireceksin körleri? Ve eğer göremez ‘idrak etmek istemez’ oldularsa?*

 

>2:171, 6:104, 7:179, 8:23, 10:100, 13:19, 17:72, 17:97, 21:45, 25:44, 67:10<

 

10:44  Muhakkak ki Allâh, zulmetmez insanlara ‘hiçbir’ şeyle; ve lâkin insanlar, ‘günaha sebebiyet vererek’ benliklerine zulmediyorlar.

 

10:45  Ve o gün ‘kıyâmet sonrası âhirette, Allâhû Teâlâ’,* toplar onları, (evrim sürecinin, Allâhû Teâlâ’nın eseri olmadığını savunanları)! Ki, gündüzden bir saatten başka kalmamışlar gibi ‘sandıkları için’. Tanışmış olacaklar aralarında.* Hüsrana uğradılar o kimseler ki, yalanladılar Allâh’a kavuşmayı; ve ‘zaten’ değillerdi ‘Allâhû Teâlâ’nın razı olduğu yola’ yönlendirilmişler.

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

>7:57, 10:45, 17:52, 20:102, 20:103, 20:104, 23:112, 23:113, 23:114, 23:115, 30:55, 30:56, 46:35, 79:46<

 

Kur’ân’da, evrim teorisi – ÎKRA.vision

 

10:46  ‘Yâ Muhammed!’, Ve şayet gösterseydik sana bazılarını, vadettiğimizi (dünya azabını veya kıyâmeti) onlara, veya ‘bundan önce’ vefat ettirsek seni,* nihayet Bizedir dönüşleri! Sonra Allâh şahittir, uyguladıkları şeyler üzerinde!

 

>10:46, 13:40, 19:75, 23:95, 40:77<

 

10:47  Ve her ümmet için, elçi vardır.* Geldiği zaman elçileri, bitirildi ‘Allâhû Teâlâ’nın hükmü yerine getirildi’ aralarında hakkaniyetle. (Mesele kapanır, peygambere ihtiyaç kalmaz, işleri Allâhû Teâlâ’ya kalır).* Ve onlar ‘âhirette’ zulmedilmezler.*

 

>2:38, 5:70, 14:4, 16:36, 2:121, 16:84, 28:59, 28:75, 39:71, 62:2<

 

>2:210, 5:109, 6:57, 6:58, 10:11, 10:50, 10:51, 13:6, 14:42, 15:8, 16:1, 16:33, 16:61, 17:11, 18:58, 18:59, 25:25, 25:26, 35:45, 39:69, 47:18<

 

>7:8, 7:9, 23:102, 23:103, 99:7, 99:8, 101:6, 101:7, 101:8, 101:9<

 

10:48  Ve ‘hakikati örtmeye şartlanmışlar’ diyorlar ki: „ Ne zamanmış bu vaat ‘kıyâmet’, eğer samimilerseniz?! “.*

 

>6:31, 6:47, 6:134, 10:53, 10:54, 20:15, 22:55, 29:53, 40:59, 51:14, 67:25, 67:27<

 

10:49  ‘Yâ Muhammed!’, De ki: „ Sahip değilim canıma, zararı ‘önlemeye’ ve ne de fayda ‘sağlamaya’ ki, müstesnadır dilediği şey Allâh’ın! “. Her ümmet için, vade vardır. Geldiği zaman vadeleri, ne bir saat ertelenirler ve ne de öne alınırlar.*

 

>3:145, 6:2, 7:34, 11:104, 13:38, 15:4, 15:5, 17:13, 18:49<

 

10:50  ‘Yâ Muhammed!’, De ki: „ Bakar mısınız, eğer gelse sizlere ‘ansızın’ azabı, geceleyin veya güpegündüz! Nedir ‘olmasını’ acele istedikleri ‘günah’ suçlularının, O’ndan? “.*

 

>2:210, 5:109, 6:57, 6:58, 10:11, 10:50, 10:51, 13:6, 14:42, 15:8, 16:1, 16:33, 16:61, 17:11, 18:58, 18:59, 25:25, 25:26, 35:45, 39:69, 47:18<

 

10:51  ‘Kıyâmet’ vaki olduğu zamandan sonra mı inanacaksınız O’na; şimdi!? Ve olmasını onun, acele istiyordunuz?*

 

>6:31, 6:47, 6:134, 10:53, 10:54, 20:15, 22:55, 29:53, 40:59, 51:14, 67:25, 67:27<

 

10:52  Sonra denildi ki, ‘cehennemde’ zulmeden kimselere: „ Tadın, sonsuz azabı!* Başka ‘bir şeyle mi’ cezalandırılırsınız ki, kazandığınız şeylerden?! “.*

 

>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 36:63, 39:8, 40:6<

 

>6:130, 7:14, 7:15, 7:16, 7:17, 7:18, 7:38, 7:179, 17:63, 17:64, 17:65, 41:28<

 

10:53  ‘Yâ Muhammed!’, Ve açıklanmasını isterler senden: „ O ‘vaatler’, gerçek midir? “. De ki: „ Evet, Rabbime andolsun! Mutlaka ki o ‘vaatler’, elbette gerçek! “.* Ve değilsiniz ‘hükmün yerine getirilmesinde Allâhû Teâlâ’yı’ âciz bırakacak.*

 

>6:128, 10:45, 10:53, 15:25, 51:23<

 

>6:31, 6:47, 6:134, 10:53, 10:54, 20:15, 22:55, 29:53, 40:59, 51:14, 67:25, 67:27<

 

Sûr’a üfürülme ile kıyametin başlatılması ve bu sesin çöl kumu sesine benzetilmesi – ÎKRA.vision

 

10:54  Ve eğer olsaydı ‘günaha sebebiyet vererek’, benliklerine zulmetmiş her benliğin, yeryüzündeki şeyler, ‘kurtulmak için’ mutlaka feda ederlerdi onları. Ve sakladılar pişmanlıklarını, görünce de ‘kıyâmet gününün’ azabını. Ve bitirildi ‘Allâhû Teâlâ’nın hükmü yerine getirildi’ aralarında hakkaniyetle.* Ve onlar ‘âhirette’ zulmedilmezler.*

 

>2:210, 5:109, 6:57, 6:58, 10:11, 10:50, 10:51, 13:6, 14:42, 15:8, 16:1, 16:33, 16:61, 17:11, 18:58, 18:59, 25:25, 25:26, 35:45, 39:69, 47:18<

 

>7:8, 7:9, 23:102, 23:103, 99:7, 99:8, 101:6, 101:7, 101:8, 101:9<

 

10:55  Değil mi ki, muhakkak ki Allâh’ındır, ne varsa göklerde ve yerde?! Değil mi ki, muhakkak ki, vaadi Allâh’ın, gerçektir?! Ve lâkin onların birçoğu, bilmezler.

 

10:56  O’dur ki, yaşatır ve öldürür! Ve Zât’ına döndürüleceksiniz!

 

10:57  Ey insanlar! Gelmiştir sizlere nasihat Rabbinizden ve göğüslerdeki şeye ‘gönüllere’ şifa!* Ve yönlendirilmeye ‘vesiledir’ ve bahşedilme, bağışlanma, esirgenme, ‘samimiyetle’ inananlara!

 

>10:57, 17:82<

 

10:58  ‘Yâ Muhammed!’, De ki: „ Liyakati ile Allâh’ın ve bahşetmesi, bağışlaması, merhametle esirgemesi ile artık ferahlansınlar! O, en hayırlısıdır ‘dünyada’ topladıkları şeylerden! “.*

 

>3:157, 10:58, 17:18, 17:19, 17:20, 57:20<

 

10:59  ‘Yâ Muhammed!’, De ki: „ Bakar mısınız, indirdiği şeylere Allâh’ın sizlere, rızık olarak ki, belirlediniz onlardan ‘bir kısmını’ haram ‘caiz olmaz’ ve ‘bir kısmını’ helâl ‘caiz’! “. De ki: „ Allâh, izin mi verdi sizlere? Yoksa Allâh ‘adına’ mı uyduruyorsunuz? “.*

 

>2:168, 2:169, 7:33, 16:116<

 

10:60  Ve zanları nedir uyduran kimselerin ki, Allâh ‘adına’ yalanla,* kıyâmet günü ‘hakkında’? Şüphesiz ki Allâh, elbette liyakat sahibidir insanlara! Ve lâkin onların birçoğu, şükretmezler.

 

>2:168, 2:169, 7:33, 16:116<

 

10:61  Ve olmazsın bir işle meşgul ve okumazsın ondan, Kur’ân’dan ve bir gayret yapmazsınız ki, ona daldığınız zaman üzerlerinize şahitler olmayalım!* Ve kaçmaz Rabbinden, zerre ağırlığınca ‘bir şey’, yerde ve ne de gökte!* Ve ne de daha küçüğü ve bundan daha büyüğü ki, olmasın apaçık kitapta ‘Levh-i Mahfûz’da’ (Allâh’ın ilminin, saklanmış ve korunmuş kayıt levhası)!*

 

>18:49, 22:76, 29:3, 41:20, 43:80, 50:16, 50:17, 50:18<

 

>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 67:13, 67:14<

 

>6:59, 13:39, 36:12, 57:22, 85:21, 85:22<

 

10:62  Değil mi ki, muhakkak ki, himaye ettiklerine Allâh’ın, korku yoktur onlara ve ne de hüzünlenirler!

 

10:63  O kimseler ki, ‘samimiyetle’ inananlardır ve ‘günahlardan’ korunanlar!

 

10:64  Onlaradır müjdeler, dünya hayatında ve âhirette de. Ki, kelimeleri ‘hükümleri’ Allâh’ın, değişmez! İşte budur o, büyük başarı.

 

10:65  ‘Yâ Muhammed!’, Ve hüzünlendirmesin seni, onların sözleri! Şüphesiz ki, mutlak yücelik, itibar tamamen Allâh’ındır! O’dur, işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet eden; en iyi bilen!

 

10:66  Değil mi ki, muhakkak ki Allâh’ındır, göklerdeki kimseler ve yeryüzündeki kimseler?!* Ve ‘gerçekte’ uymazlar davet ‘dua’ eden o kimseler ki, Allâh’a ilişiksizdirler; ortaklara (ilâhlara); ki, ancak zanna uyarlar!* Ve olsa olsa ancak ‘gelişigüzel’ serpiştirirler.

 

>2:255, 3:83, 6:59, 13:15, 16:49, 17:44, 22:18, 67:14<

 

Dünya dışı başka varlıkların yaşadığı – ÎKRA.vision

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

10:67  O’dur ki Zât’ı, var etti sizlere geceyi, onda sükûnet için ve gündüzü görmeye! Muhakkak ki işte bu, elbette âyetlerdir ‘alâmetlerdir’, işiten bir toplum için!*

 

>7:52, 7:185, 10:101, 18:109, 23:71, 27:93, 31:27, 41:53, 51:20, 51:21, 51:22, 51:23<

 

10:68  ‘Hakikati örtenler’, derler ki: „ Edindi Allâh, evlât! “. Noksanlık, kusur, âcizlikten ötedir O!* O’dur, hiçbir şeye muhtaç olmayan, müstağni! Zât’ının dır, ne varsa göklerde ve ne varsa yerde! Yanınızda buna ait bir salahiyet ‘yok’ ise, ‘yoksa’ söylüyorsunuz musunuz, Allâh ‘adına’ bilmediğiniz şeyleri?!*

 

>2:116, 10:68, 18:4, 19:88, 19:89, 19:90, 19:91, 19:92<

 

>2:168, 2:169, 7:33, 16:116<

 

10:69  ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Muhakkak ki uyduran kimseler ki, Allâh ‘adına’ yalanla,* felâha eremezler! “.

 

>2:168, 2:169, 7:33, 16:116<

 

10:70  ‘Onlaradır’ menfaatlendirilme dünyada.* Sonra Bizedir dönüşleri! Sonra da tattıracağız onlara şiddetli azabı,* inkâr ediyor olmaları sebebiyle.

 

>3:157, 10:58, 17:18, 17:19, 17:20, 57:20<

 

>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 36:63, 39:8, 40:6<

 

10:71  ‘Yâ Muhammed!’, Ve oku onlara, havadisini Nûh’un! Demişti ki, halkına: „ Ey halkım! Eğer ‘gözünüze’ büyüyorsa konumum ve hatırlatmam âyetlerini ‘hakikat bilgisini’ Allâh’ın, ki, artık Allâh’a itimat ettim; haydi toplanın emriniz ‘hükmünüz’ ve ortaklarınızla! Sonra olmasın emriniz ‘hükmünüz’ üzerlerinize ukde! Sonra da uygulayın bana ve göz ‘bile’ açtırmaksızın!

 

10:72  Buna rağmen eğer ‘hakikat bilgisinden’ dönerseniz ‘kendinizedir’! Oysa ki, sual etmem sizlerden ‘tebliğime’ bir ücret! Varsa da ücretim, ancak üzerinedir Allâh’ın. Ve emrolundum ki, Müslüman (Allâhû Teâlâ’ya teslimiyeti benimseyen) olmamla! “.

 

10:73  Ne var ki yalanladılar onu ‘Nûh aleyhisselâm’ı’. Bunun üzerine kurtardık onu ve beraberindeki gemilerdeki kimseleri.* Ve kıldık onları, halefler (medeniyette yerine geçen). Ve ‘suda’ boğduk o kimseleri ki, yalanladılar âyetlerimizi ‘hakikat bilgisini’.* Haydi bak, nasıl oldu âkıbeti uyarılanların!

 

>6:42, 6:43, 6:44, 6:45, 7:95, 7:96, 7:97, 7:98, 11:117, 15:4, 19:74, 19:75, 21:6, 23:64, 23:76<

 

>10:103, 21:88, 30:47, 40:51<

 

10:74  Sonra çıkardık ardından, ‘nice’ elçileri halkına.* Öyle ki, getirdiler onlara, ayan beyan ‘deliller’. Ne var ki, inançlı olmazlardı onu, öncesinden yalanladıkları şey ‘inkâr’ sebebiyle.* İşte böyle mühürleriz kalplerinin üzerini, aşırılık edenlerin (anlamak istemedikleri için, idrak kuvveleri kilitlidir)!*

 

>2:38, 5:70, 14:4, 16:36, 2:121, 16:84, 28:59, 28:75, 39:71, 62:2<

 

>2:6, 6:12, 6:109, 6:110, 6:111, 7:146, 8:55, 10:39, 10:40, 10:97, 17:10, 26:201, 26:202, 26:203<

 

>3:108, 6:104, 7:101, 8:22, 8:23, 22:46, 40:35, 64:11<

 

10:75  Sonra çıkardık onların ardından, Mûsâ ve Hârûn’u Firavuna ve ‘halkından’ seçkinlerine, âyetlerimizle ‘alâmetlerimizle’.* Buna rağmen büyüklendiler ve ‘zaten günah’ suçluları toplumuydu.

 

>2:60, 4:154, 4:164, 7:107, 7:108, 7:117, 7:133, 7:160, 20:18, 20:19, 20:20, 20:21, 20:22, 20:77, 26:32, 26:33, 26:63, 27:10, 27:12, 28:31<

 

10:76  Ne var ki, geldiğinde onlara nezdimizden gerçek, dediler ki: „ Mutlaka bu elbet apaçık sihirdir ‘dalaveredir’! “.

 

10:77  Dedi ki, Mûsâ: „ ‘Hep böyle’ mi dersiniz hak ile ‘inen, İlâhî esaslara’ geldiğinde sizlere ki: „bu bir sihir mi“ ‘diye’? “. Ve ‘oysa ki’, sihirbazlar felâha eremezler!

 

10:78  Dediler ki, ‘Firavun ve halkından seçkinler’: „ Geldin ki bizlere, çevirmek için mi bizleri, atalarımızı üzerinde bulduğumuz ‘onlardan gördüğümüz’ şeyden?* Ve sizlerin olsun yeryüzünde büyüklük! Ve ikinize de inanmış değiliz! “.*

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

>2:170, 6:148, 7:173, 14:10, 16:35, 36:6, 98:5<

 

10:79  Ve dedi ki, Firavun: „ Getirin bana hepsini, en bilgili sihirbazların! “.

 

10:80  Artık geldiğinde sihirbazlar, dedi ki onlara, Mûsâ: „ Sizler atacağınız şeyleri ‘ortaya’ atın! “.

 

10:81  Nihayet ‘yere’ attıklarında, Mûsâ dedi ki: „ Getirdiğiniz şey sihirdir ki, mutlaka Allâh, onu geçersizleştirecektir! “. Muhakkak ki Allâh, ‘gidişatı’ düzeltmez bozgun çıkaranların gayretinde!

 

10:82  Ve Allâh, gerçekleştirecektir hakkı ‘İslâm’ı’ (Allâhû Teâlâ’ya teslimiyet) kelimeleriyle ‘hükümleriyle’!* Ve ‘günah’ suçluları ‘bundan’ hoşlanmasalar da.

 

>8:8, 9:32, 9:33, 10:82, 17:81, 40:14, 61:8, 61:9<

 

10:83  Ne var ki, inanmadı Mûsâ’ya, halkından ‘yeni bir’ soy dışında. Ki, korkusundan Firavundan ve ‘halkının’ seçkinlerinden, onları fitneye ‘zarara’ düşürmesinden. Ve muhakkak ki Firavun, yeryüzünde üstündü. Ve muhakkak ki o, israf ‘aşırılık’ edenlerdendi.

 

10:84  Ve dedi ki, Mûsâ: „ Ey halkım! Eğer ki, inandıysanız Allâh’a, artık Zât’ına itimat edin, eğer Müslümanlarsanız (Allâhû Teâlâ’ya teslimiyeti benimseyen)! “.

 

10:85  O zaman ‘halkı’ dediler ki: „ Allâh’a itimat ettik! Rabbimiz… Kılma bizleri, zalim topluma sınanma ‘vesilesi’!

 

10:86  Ve kurtar bizleri, bahşedip, merhametin esirgemen ile inkârcı toplumundan! “.

 

10:87  Ve vahyettik ki* Mûsâ’ya ve ağabeyine: „ Halkınız için yerleşin Mısır’a evlere; ve kılın evlerinizi kıble! Ve uygulayın ‘titizlikle, gereğince’ ibadeti! Ve ‘samimiyetle’ inananları ‘cennetle’ müjdele! “.

 

>2:253, 4:164, 7:62, 7:117, 7:143, 19:9, 21:45, 42:51<

(42:51’den bilindiği gibi, Allâhû Teâlâ’nın, hiçbir insanla konuşması olmamıştır! Kelâmıyla olsa da, yine vahiyledir veya melekler aracılığıyla.)

 

Âdem aleyhisselâm’dan beri Allâhû Teâlâ’nın inananlara emri – ÎKRA.vision

 

10:88  Ve dedi ki, Mûsâ: „ Rabbimiz… Muhakkak ki, Sen verdin, Firavun ve ‘halkından’ seçkinlerine süs ‘ihtişam’ ve mallar, dünya hayatında! Rabbimiz… Şaşırtsın onları ‘o ihtişam’, Senin yolundan!* Rabbimiz… Mahvet onların mallarını ve pekiştir kalplerinin üzerini!* Artık inanmazlar, elem azabı görene kadar! “.*

 

>5:25, 6:34, 7:89, 10:88, 12:110, 14:15, 71:24<

 

>3:108, 6:104, 7:101, 8:22, 8:23, 22:46, 40:35, 64:11<

 

>2:6, 6:12, 6:109, 6:110, 6:111, 7:146, 8:55, 10:39, 10:40, 10:97, 17:10, 26:201, 26:202, 26:203<

 

10:89  ‘Allâhû Teâlâ, vahiyle’ dedi ki*: „ Davetinize ‘duanıza’ icabet edildi! Artık istikamette ‘dürüst’ olun! Ve uymayın Benden ‘uzaklaştıran, anlamak istemeyen’ bilmeyen o kimselerin yoluna! “.

 

>2:253, 4:164, 7:62, 7:117, 7:143, 19:9, 21:45, 42:51<

(42:51’den bilindiği gibi, Allâhû Teâlâ’nın, hiçbir insanla konuşması olmamıştır! Kelâmıyla olsa da, yine vahiyledir veya melekler aracılığıyla.)

 

10:90  Ve geçirdik İsrâîloğullarını denizden. Hemen peşlerine düştü Firavun ve onun ordusu zalimce ve düşmanca. ‘Suyun’ onu boğacağı zaman dedi ki: „ İnandım muhakkak olduğuna O’nun, ki, ilâh olamaz başka, İsrâîloğullarının inandığından! Ve ben de Müslümanlardanım (Allâhû Teâlâ’ya teslimiyeti benimseyen)! “.

 

10:91  ‘Allâhû Teâlâ’: „ Şimdi oldun! ‘Öyle mi’? Ve sen, öncesinde isyan etmiştin. Ve sen, bozgun çıkaranlardandın!*

 

>2:253, 4:164, 7:62, 7:117, 7:143, 19:9, 21:45, 42:51<

(42:51’den bilindiği gibi, Allâhû Teâlâ’nın, hiçbir insanla konuşması olmamıştır! Kelâmıyla olsa da, yine vahiyledir veya melekler aracılığıyla.)

 

10:92  Öyleyse bugün kurtaracağız seni ‘cansız’ bedeninle ki, olman için ‘gelecek olan’ arkandaki kişiler için âyet ‘hadise’! “. Ve muhakkak ki, insanlardan birçoğu âyetlerimizden ‘hakikat bilgisine’ elbette vurdumduymazlardır!*

 

>4:163, 4:164, 4:165, 6:130, 6:131, 6:155, 6:156, 6:157, 7:172, 7:173, 17:15, 20:134, 26:208, 28:59, 35:24, 67:8, 67:9<

 

10:93  Ve andolsun ki, yerleştirdik İsrâîloğullarını, selâmetle yerleşmeye. Ve rızıklandırdık onları, temizinden. Oysa ki, ihtilâf etmediler gelinceye kadar onlara ‘hakikat bilgisi’ ilmi. Muhakkak ki Rabbin, değerlendirir aralarında kıyâmet günü, hakkında ihtilâf ediyor oldukları şeyleri.*

 

>2:41, 2:89, 2:91, 2:101, 4:47, 5:48, 6:91, 9:30, 9:31, 21:50, 35:31, 46:12, 98:5<

 

10:94  ‘Yâ Muhammed!’, Buna rağmen eğer şüphede olursan, indirdiğimiz şeyden ‘vahyedilen havadislerden’ sana, öyleyse ‘istersen’ sor senden önceki okuyan kimselere kitabı ‘bu bilgileri içeren hakikat bilgisini’! Andolsun ki, geldi sana, hak ‘İlâhî esaslar’, Rabbinden!* O hâlde ‘ne yapsan inanmazlar’;* olma kuruntu edenlerden!

 

>8:8, 9:32, 9:33, 10:82, 17:81, 40:14, 61:8, 61:9<

 

>2:256, 4:170, 6:104, 7:146, 10:108, 11:120, 17:107, 18:29, 39:41, 90:10<

 

10:95  ‘Yâ Muhammed!’, Ve ‘ne yapsan inanmazlar’;* olma o kimselerden ‘yana’ ki, yalanladılar âyetlerini ‘hakikat bilgisini’ Allâh’ın! O hâlde olursun hüsrana uğrayanlardan!

 

>4:153, 6:109, 7:146, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51<

 

10:96  Muhakkak o kimseler ki, gerçekleşmiştir üzerlerine kelâmı ‘hükmü’, Rabbinin ki: „ İnanmazlar! “.

 

10:97  Ve eğer ki, gelse de onlara tüm âyetler ‘alâmetler’, elem azabı görene kadar!*

 

>2:6, 6:12, 6:109, 6:110, 6:111, 7:146, 8:55, 10:39, 10:40, 10:97, 17:10, 26:201, 26:202, 26:203<

 

10:98  Ancak oysa ki, olsaydı ya bir şehir ‘halkı, azabımız gelmeden’ inanan, böylelikle inançları fayda sağlayan ona; ki, Yûnus’un halkı dışında! ‘Samimiyetle’ inandıklarında, kaldırdık onlardan dünya hayatında rüsva’lık azabını ve menfaatlendirdik onları, belli bir süre.

 

10:99  Ve eğer dileseydi Rabbin, ‘insanı tercihsiz kılmayı’, elbette inanırlardı yeryüzündeki kimselerin her biri onların, topluca. Buna rağmen sen, insanları zorlayacak mısın, inançlılar oluncaya kadar?*

 

>2:256, 5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 18:29, 31:22, 39:41, 57:20, 64:11<

 

10:100 Ve olmaz bir benliğin ‘samimiyetle’ inanması, olmaksızın izni Allâh’ın! Ve kılar ‘Allâhû Teâlâ’, murdarlığı akıl yürütmeyen ‘müstahik’ kimselerin üzerlerine.*

 

>4:48, 6:88, 7:146, 8:23, 8:51, 9:80, 16:107, 16:108, 40:12, 47:28<

 

10:101 ‘Yâ Muhammed!’, De ki: „ Bakın, neler var göklerde ve yeryüzünde! “.* Ve yarar sağlamaz âyetler ‘alâmetler’ ve uyarılar, inanmayan topluma!

 

>7:52, 7:185, 10:101, 18:109, 23:71, 27:93, 31:27, 41:53, 51:20, 51:21, 51:22, 51:23<

 

10:102 Artık ‘hakikati örtmeye şartlanmışlar’ intizar mı ederler ‘beklerler’? İllâki benzerini mi ‘o’ günlerin, onlardan önceki geçmiş kimselerin ‘başlarına gelenin’?! ‘Yâ Muhammed!’, De ki: „ Artık intizar edin ‘bekleyin’, doğrusu ben de sizlerle beraber intizar edenlerdenim ‘bekleyenim’! “.

 

10:103 Sonra kurtarırız elçilerimizi ve inançlı kimseleri. İşte bunun gibi, üzerimize taahhüttür ‘samimiyetle’ inananları kurtarmamız.*

 

>10:103, 21:88, 30:47, 39:61, 40:51<

 

10:104 ‘Yâ Muhammed!’, De ki: „ Ey insanlar! Eğer şüphedeyseniz dînimden, ancak ‘bilin ki, hizmetle, ibadetle’ kul olmam ki, Allâh’a ilişiksizdirler; kul olduğunuz kimselere ‘kutsallaştırılan zât’a, puta’!* Ve lâkin, sizleri vefat ‘bilinçsiz’ ettirir Allâh’a, ‘hizmetle, ibadetle’ kul olurum!* Ve emrolundum ki, ‘samimiyetle’ inananlardan olmamla! “.

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

>2:21, 2:153, 2:186, 6:102, 7:55, 7:56, 7:205, 15:98, 15:99, 17:110, 20:8, 59:24, 98:5<

 

10:105 ‘Yâ Muhammed!’, Ve uygula, yönelt yüzünü ‘benliğini’, Hanif (yegâne İlâh’a inanan) dîne ‘İslâm inancı paylaşanların dînine’!* Ve ‘ne yapsan inanmazlar’,* olma ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıranlardan ‘yana’!

 

>3:19, 3:83, 3:84, 3:85, 5:3, 6:161, 10:105, 21:25<

 

>4:153, 6:109, 7:146, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51<

 

10:106 ‘Yâ Muhammed!’, Ve davet ‘dua’ etme ‘kutsallaştırılan her türlü zât’a, puta’; ki, Allâh’a ilişiksizdirler! ‘O’ şeyler ki, ne zarar verir sana ve ne de fayda sağlar sana! Buna rağmen eğer ifa edersen; doğrusu o zaman elbette zalimlerdensin!

 

10:107 Ve eğer dokundurursa sana Allâh ‘bir’ zarar, artık yoktur kaldıracak onu, O’ndan başka! Ve eğer muradı sana, ‘bir’ hayırsa, o hâlde yoktur reddedecek liyakatini!* Ki, isabet ettirir onu, kullarından dilediği ‘rızasına uyan’ kişiye.* Ve O’dur, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayan;* inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşeden!

 

>11:52, 13:12, 13:13, 13:26, 17:30, 24:43, 28:82, 71:11, 71:12<

 

>2:256, 5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 18:29, 31:22, 39:41, 57:20, 64:11<

 

>5:39, 15:49, 17:25, 20:82, 25:71, 28:16, 39:53<

 

10:108 ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Ey insanlar! Gelmiştir sizlere, hak ‘İlâhî esaslar’, Rabbinizden!* Nihayet kim, ‘Allâhû Teâlâ’nın razı olduğu yola’ yönelmişse, artık sadece benliği için yönelmiştir. Ve kim saptıysa, artık sadece aleyhine şaşırmıştır.* Ve değilim üzerlerinize ‘savunan’ yetkili! “.*

 

>8:8, 9:32, 9:33, 10:82, 17:81, 40:14, 61:8, 61:9<

 

>2:256, 4:170, 6:104, 7:146, 10:108, 11:120, 17:107, 18:29, 39:41, 90:10<

 

>6:66, 6:104, 6:107, 7:2, 10:108, 11:120, 20:100, 20:124, 39:41, 90:10<

 

10:109 ‘Yâ Muhammed!’, Ve uy, ‘ancak’ sana vahyolunan şeye ‘İlâhî esaslara’! Ve sabret Allâh hükmedinceye kadar! Ve O’dur, âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedenlerin en hayırlısı!