62. CUM’A:

 

„ Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm! Bismillâhirrahmânirrahîm! “.

 

„ Sığınırım Allâh’a, şeytanın (âsilerin) ‘şerrinden’ ki, recmedilmiş (merhametinden uzaklaştırılmıştır)!*

 

>7:200, 15:34, 16:98<

 

Allâh adına… Ki, sonsuz şefkatle merhamet edendir; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir! “.*

 

>33:43<

 

 

62:1    Yusebbihu lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardıl melikil kuddûsil azîzil hakîm (hakîmi).

 

Noksanlık, kusur, âcizlikten öte sayarlar ki, Allâh’ındır, göklerdeki şeyler ve yerdeki!** Mutlak, gerçek hükümdardır;* noksan sıfatlardan, kusurdan, eksiklikten uzak, mukaddestir! Ki, ‘Zât’ı’, mutlak yüce, eşsiz, benzersizdir; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir!

 

>3:83, 13:15, 16:48, 16:49, 17:44, 17:107, 22:18, 32:15, 41:37, 53:62<

 

(Allâh’ın yarattığı tüm ne varsa, Zât’ının koyduğu doğa yasalarına uyup, yaratılış amaçları gereği işlevlerine devam ederler; dolayısıyla, istekli veya isteksiz O’nun buyruğuna riayet etmiş ve kendi usullerince yüceliğini övüp, ibadet etmiş olurlar. Hür iradeyle kulluğunun bilincini yaşayan Allâh’ın rızasını kazanan kulları ise, O’nun yüceliğini, hamd, minnet ile överek bilinçli ibadet ederler!)

 

>1:1, 6:1, 6:73, 7:54, 14:19, 17:111, 18:1, 30:27, 34:1, 35:1, 36:81, 45:4, 46:33<

 

62:2    Huvellezî bease fîl ummiyyîne resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmeh (hikmete), ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn (mubînin).

 

O’dur Zât’ı ki, harekete geçirendir onlardan, ‘İlâhî esaslar adına bir şey’ bilmeyenlere ‘görevlendirilmek üzere’ bir elçi. Ki kıraat eder kendilerine, âyetlerini ‘hakikat bilgisini’. Ve arındırır onları ‘cehaletten, günahlardan’.* Ve öğretir Kitabı ‘hakikat bilgisini’ ve hükümleri. Ve öncesinden ise, elbette apaçık şaşkınlık içindelerdi.*

 

>2:129, 2:151, 3:164, 23:32, 28:59, 62:2<

 

>2:170, 6:148, 14:10, 16:35, 19:38, 36:6, 37:69, 37:70, 37:71, 37:175, 43:22, 43:23, 98:5<

 

62:3    Ve âharîne minhum lemmâ yelhakû bihim, ve huvel azîzul hakîm (hakîmu).

 

Ve ötekilere de ki onlardan, henüz ilhak olmamış onlara. Ve O’dur, mutlak yüce, eşsiz, benzersiz; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmeden!

 

62:4    Zâlike fadlullâhi yû’tîhi men yeşâu, vallâhu zûl fadlil azîm (azîmi).

 

İşte bu, Allâh’ın liyakatidir, verir onu dilediği kişiye!* Ve Allâh, büyük liyakat sahibidir!

 

>2:76, 3:73, 5:54, 42:13, 42:14, 42:15, 42:16, 48:29, 57:29<

 

62:5    Meselullezîne hummilût tevrâte summe lem yahmilûhâ ke meselil hımâri yahmilu esfârâ (esfâren), bi’se meselul kavmillezîne kezzebû bi âyâtillâh (âyâtillâhi), vallâhu lâ yehdîl kavmez zâlimîn (zâlimîne).

 

Ve emsali, Tevrât’ın ‘hükümleri’ yükletilen kimselerin, sonra da onun ‘sorumluluğunu’ yüklenmeyenlerin, seferlere yüklendirilen (içeriğinden bihaber) merkep misali gibidir. Ne kötü emsal, o toplumdaki kimseler ki, yalanladılar âyetlerimizi.* Ve Allâh, (hakikati örtmeye şartlandıkları için, razı olduğu yola) yönlendirmez zalimler toplumunu!*

 

>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 18:105, 21:39, 21:98, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<

 

>3:19, 3:83, 3:84, 3:85, 6:153, 6:161, 10:105, 12:108, 15:41, 16:9, 16:123, 21:25, 30:30<

 

62:6    Kul yâ eyyuhellezîne hâdû in zeamtum ennekum evliyâu lillâhi min dûnin nâsi fe temennevul mevte in kuntum sâdikîn (sâdikîne).

 

‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Ey Yahudi kimseler… Müttefikler olduğunuzu zannettiyseniz Allâh’a ki, insanlardan ziyade;* o hâlde temenni edin ölümü, eğer samimilerseniz! “.*

 

>2:94, 2:95, 4:60, 4:61, 4:62, 4:137, 4:138, 33:26, 59:2, 59:11, 59:12, 59:13, 59:14, 59:15, 60:1, 60:2, 61:5, 61:6, 61:7, 62:5, 62:6, 62:7, 63:2, 63:3, 64:5, 65:8, 65:9<

 

>3:185, 10:23, 10:58, 13:26, 17:18, 17:19, 17:20, 25:15, 28:61, 57:20<

 

62:7    Ve lâ yetemennevnehû ebeden bimâ kaddemet eydîhim, vallâhu alîmun biz zâlimîn (zâlimîne).

 

Ve onu temenni etmezler ebedîyen, elleriyle sundukları şeylerden.* Ve Allâh, en iyi bilendir; zalimleri!

 

>2:94, 2:95, 4:60, 4:61, 4:62, 4:137, 4:138, 33:26, 59:2, 59:11, 59:12, 59:13, 59:14, 59:15, 60:1, 60:2, 61:5, 61:6, 61:7, 62:5, 62:6, 62:7, 63:2, 63:3, 64:5, 65:8, 65:9<

 

62:8    Kul innel mevtellezî tefirrûne minhu fe innehu mulâkîkum summe tureddûne ilâ âlimil gaybi veş şehâdeti fe yunebbiukum bimâ kuntum ta’melûn (ta’melûne).

 

‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Muhakkak ki ölüm, ki o ondan kaçtığınız, ne var ki, muhakkak ki ona kavuşursunuz! “.* Sonra geri döndürülürsünüz ‘Zât’ına’ ki, algılanamayanı bilendir ve şahit olunanı da ‘bilendir’!* Artık bildirir sizlere, gayret ediyor olduğunuz şeyleri!*

 

>2:28, 2:56, 6:60, 6:61, 22:66, 39:42, 40:11<

 

>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 21:4, 41:22, 67:13, 67:14<

 

>6:60, 9:94, 10:19, 11:103, 24:64, 27:83, 27:84, 27:85<

 

62:9    Yâ eyyuhellezîne âmenû izâ nûdiye lis salâti min yevmil cumuati fes’av ilâ zikrillâhi ve zerûl bey’a, zâlikum hayrun lekum in kuntum ta’lemûn (ta’lemûne).

 

Ey îmân etmiş kimseler… Nidâ edildiği zaman takdis için (Allâh’ı kutsamak, hürmet ve hamd etmek için namaz)** Cuma günü, hemen çabalayın Allâh’ı yâd etmeye!* Ve bırakın alış-verişi!     İşte bu en hayırlısıdır sizlere ki, bir bilmiş olsanız!*

 

Âdem aleyhisselâm’dan beri Allâhû Teâlâ’nın inananlara emri: – https://ikra.vision

 

>2:43, 2:238, 4:103, 11:114, 14:40, 17:78, 17:110, 19:31, 19:55, 20:130, 20:132, 21:73, 22:78, 25:64, 30:17, 30:18, 39:9, 50:39, 51:17, 51:18, 52:49, 73:2, 73:3, 73:4, 76:16<

 

>2:152, 2:239, 3:135, 3:191, 4:103, 6:118, 13:28, 20:14, 24:37, 33:41, 62:9<

 

>4:57, 7:43, 17:19, 18:31, 52:20, 76:13, 76:14, 76:15, 76:19, 76:20, 76:21, 76:22<

 

62:10  Fe izâ kudiyetis salâtu fenteşirû fîl ardı vebtegû min fadlillâhi vezkurûllâhe kesîren leallekum tuflihûn (tuflihûne).

 

Nihayet bitirildiği zaman takdis (Allâh’ı kutsamak, hürmet ve hamd etmek için namaz)* yeryüzünde dağılın ve gaye edinin Allâh’ın liyakatinden (elde etmeye)! Ve Allâh’ı, ‘tekbirlerle’ çokça yâd edin!* Ki, belki felâha erersiniz!

 

>2:43, 2:238, 4:103, 11:114, 14:40, 17:78, 17:110, 19:31, 19:55, 20:130, 20:132, 21:73, 22:78, 25:64, 30:17, 30:18, 39:9, 50:39, 51:17, 51:18, 52:49, 73:2, 73:3, 73:4, 76:16<

 

>2:152, 2:239, 3:135, 3:191, 4:103, 6:118, 13:28, 20:14, 24:37, 33:41, 62:9<

 

62:11  Ve izâ raev ticâreten ev lehveninfaddû ileyhâ ve terekûke kâimâ (kâimen), kul mâ indallâhi hayrun minel lehvi ve minet ticâreh (ticâreti), vallâhu hayrur râzıkîn (râzıkîne).

 

‘Yâ Muhammed!’ Ve gördükleri zaman bir ticaret veya eğlence, dağıldı ‘gittiler’ ona ve seni ayakta bırakıp! De ki: „ Allâh’ın nezdindeki şeyler ‘mükâfatlar’, en hayırlısıdır eğlence ve ticaretten de! Ve Allâh, rızık verenlerin en hayırlısıdır! “.