12. YÛSUF:

 

„ Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm! Bismillâhirrahmânirrahîm! “.

 

„ Sığınırım Allâh’a, şeytanın ‘şerrinden’ ki, taşlanmış ‘rahmetinden kovulmuştur’!*

 

>7:200, 15:34, 16:98<

 

Allâh adına… Ki, sonsuz şefkatle merhamet edendir; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir! “.

 

 

12:1    Elif, Lâm, Râ… Bunlar âyetleridir, apaçık kitabın ‘Levh-i Mahfûz’ (Allâh’ın ilminin, saklanmış ve korunmuş kayıt levhası)!*

 

>6:59, 13:39, 36:12, 57:22, 85:21, 85:22<

 

Kur’ân’ın şifresi, anahtarı Hurûf-ı Mukattaa – ÎKRA.vision

 

12:2    Muhakkak ki Biz, indirdik onu ki, Arapçadır Kur’ân!* Ki, belki akıl yürütürsünüz!

 

>2:2, 2:97, 7:52, 10:37, 10:38, 16:102, 17:9, 17:105, 17:106, 18:2, 25:32, 26:192, 26:193, 26:194, 26:195, 32:2<

 

12:3    ‘Yâ Muhammed!’, Kıssa ediyoruz ‘bahsediyoruz’ sana, en iyi kıssaları ki, vahyettiğimiz* şeyle sana, bu Kur’ân’ı! Ve sen ise, ondan önce elbette bihaberdin.

 

>2:253, 4:164, 7:62, 7:117, 7:143, 19:9, 21:45, 42:51<

(42:51’den bilindiği gibi, Allâhû Teâlâ’nın, hiçbir insanla konuşması olmamıştır! Kelâmıyla olsa da, yine vahiyledir veya melekler aracılığıyla.)

 

12:4    Demişti ki, Yûsuf babasına: „ Yâ babacığım! Muhakkak ki ben, ‘rüyamda’ gördüm ki, on bir gezegen ve güneşi ve ay’ı. Gördüm ki onlar, bana ‘saygı ile’ yere kapananlardandı! “.*

 

>12:100, 12:101<

 

12:5    ‘Babası, Yâkub aleyhisselâm’ dedi ki: „ Yâ oğlum! Anlatma rüyanı ağabeylerine, yoksa sana tuzak ‘üstüne’ tuzak kurarlar! Muhakkak ki şeytan, insana apaçık düşmandır!*

 

>2:208, 2:268, 4:120, 5:91, 6:121, 8:48, 14:22, 16:99, 17:62, 17:63, 17:64, 17:65, 24:21, 35:6<

 

12:6    Ve böylelikle seçecek seni Rabbin ve öğretecek sana ‘rüyalarındaki’ hadiselerin yorumundan.* Ve tamamlar lütfunu üzerine ve Yâkub hanedanı üzerine. Öncesinden tamamladığı gibi ebeveyninin üzerine İbrâhîm’e ve İshâk’a! “. Şüphesiz ki Rabbin, en iyi bilendir; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir!

 

>12:21, 12:36, 12:37, 12:41, 12:46, 12:47, 12:48, 12:49<

 

12:7    Andolsun ki, Yûsuf’un ve ağabeylerinin ‘kıssası’, gereksinenler için âyetlerdir ‘alâmetlerdir’.

 

12:8    ‘Yûsuf aleyhisselâm’ın ağabeyleri’ demişlerdi ki: „ Gerçekten Yûsuf ve ‘baba bir’ kardeşi (Bünyâmin), babamıza bizlerden daha sevimli ‘geliyor’; ve ekip ‘olmamıza rağmen’! Muhakkak ki babamız, elbet apaçık şaşkınlık içinde!

 

12:9    Katledin Yûsuf’u veya atın onu bir yere ki, babanızın yüzü ‘ilgisi’ sizlere kalsın. Ve ‘tövbe eder’ olursunuz ardından erdemli toplum! “.

 

12:10  Aralarında konuşan biri (Ruben ve sonradan da Yehûda) dedi ki: „ Yûsuf’u katletmeyin! Ve bırakın onu bir kuyu derinliğine ki, bir yolcu kafilesi bulur onu; eğer ki, ‘düşündüğünüzü’ ifa edecekseniz! “.

 

12:11  ‘Babaları Yâkub aleyhisselâm’a gelip’ dediler ki: „ Yâ babamız! Sana ne oluyor da emanet etmiyorsun bizlere Yûsuf’u? Ve muhakkak ki biz, ona, elbette iyi nasihat edenleriz!

 

12:12  Gönder onu bizlerle beraber yarın, eğlensin ve oynasın. Ve muhakkak ki biz, onu elbette ‘iyi’ muhafaza edenleriz! “.

 

12:13  ‘Babaları’ dedi ki: „ Doğrusu beni mutlaka hüzünlendirir onunla gitmeniz. Ve korkarım ki, bir kurt yemesinden onu ve sizler, ondan bihaberken! “.

 

12:14  ‘Ağabeyleri’ dediler ki: „ Mutlaka ki, eğer bir kurt yediyse onu ve ekip ‘olmamıza rağmen’, doğrusu bizler o zaman, mutlaka hüsrana uğrayanlarızdır! “.

 

12:15  Artık gittiklerinde onunla ve toplanıp kılmaya ‘koymaya’ onu, bir kuyu derinliğine ve vahyettik ki* ona ‘Yûsuf aleyhisselâm’a’: „ Mutlaka bildireceksin onlara ‘abilerine’, bu emirlerini ‘kararlarını’; ve onlar, ‘bunun’ farkına ‘bile’ varmazlarken. “.*

 

>2:253, 4:164, 7:62, 7:117, 7:143, 19:9, 21:45, 42:51<

(42:51’den bilindiği gibi, Allâhû Teâlâ’nın, hiçbir insanla konuşması olmamıştır! Kelâmıyla olsa da, yine vahiyledir veya melekler aracılığıyla.)

 

>12:89<

 

12:16  Ve geldiler babalarına akşam sonu, ağlayarak.

 

12:17  Dediler ki: „ Yâ babamız! Muhakkak ki biz, yarış için gittik ve bıraktık Yûsuf’u eşyamızın yanına; fakat onu kurt yedi. Ki, inanmış değilsin bizlere ve olsak bile samimiler! “.

 

12:18  Ve getirdiler üzerindeki yalandan kanlı gömleğini. ‘Yâkub aleyhisselâm’, dedi ki: „ Hayır, sevk etti sizleri nefsiniz bir işe! Ne var ki, güzelce sabretmektir ‘bana düşen’! Ve Allâh, medet umulacak ‘tek Zât’tır’ vasıflandırdığınız şey üzere! “.*

 

>1:4, 2:186, 3:195, 8:9, 21:112<

 

12:19  Ve geldi bir yolcu kafilesi. Bunun üzerine gönderdiler sakalarını ‘kuyuya’ ki, hemen kovasını sarkıttı. Dedi ki: „ He hey, müjde! Bu bir oğlan! “. Ve sermaye ‘amaçlı’ sakladılar onu. Ve Allâh, en iyi bilendir; gayret ettikleri şeyleri!

 

12:20  Ve onu ‘Yûsuf aleyhisselâm’ı’ pazarladılar, adedi düşük fiyatlı, ‘birkaç’ dirheme. Ve onun hakkında çekinceliydiler.

 

12:21  Ve dedi ki, Mısır’dan ‘olup’ onu satın alan kimse (birlik komutanı Potifar), hatununa (Zeliha): „ Kalacağı yerine ağırla, olur ki, bizlere faydası olur veya onu evlât ediniriz! “. Ve böylelikle imkânlandırdık Yûsuf’u yeryüzünde; ve ona, ‘rüyalarındaki’ hadiselerin yorumundan öğretmemiz için.* Ve Allâh, emriyle ‘oluşan her şey’ üzerinde mutlak galiptir! Ve lâkin ‘bu gerçeği’ insanların birçoğu bilmezler.

 

>12:21, 12:36, 12:37, 12:41, 12:46, 12:47, 12:48, 12:49<

 

12:22  Ve ulaştığında erişkinliğe, verdik ona, idrak ‘yetisi’ ve ilim ‘bilgelik’. Ve işte böyledir ödülü, ‘kendisini’ koruyan, iyilere!

 

12:23  Ve şevkle yeltendi ona, ki o ‘kadın’ onu evinde ‘barındıran’ ki, nefsini ‘kandırmak için’. Ve kapıları kilitledi ve dedi ki: „ Hadi gel, sana ‘hazırlandım’! “. Ve dedi ki, ‘Yûsuf aleyhisselâm’: „ Allâh’a sığınırım! Muhakkak ki O, Rabbimdir! ‘Sayesinde’ kaldığım yerim en iyisidir. “. Muhakkak ki o zalimler, felâha eremezler!

 

12:24  Ve andolsun ki, ‘kadın’ ona yeltendi. Ve ‘o da’ yeltenirdi ona ki, olmasaydı delilini görmesi Rabbinin. Böylelikle savuşturmamız için onu kötülükten ve müstehcenlikten. Muhakkak ki o, samimi kullarımızdandır.

 

12:25  Ve yarıştılar kapıya. Ve ‘kadın, çekip’ yırttı gömleğini arkadan. Ve karşısına çıktılar efendisinin ‘kadının kocasının’ kapının yanında. ‘Kadın’ dedi ki: „ Nedir cezası ‘ev’ ahaline kötülük murad eden kimsenin, zindana tıkılmak veya elem azap dışında?! “.

 

12:26  ‘Yûsuf aleyhisselâm’ dedi ki: „ O ‘kadın’ şevkle yeltendi ki, nefsimi ‘kandırmak için’! “. Ve şahit oldu ki, ‘görüşüne başvurulan’ bir şahit, onun ‘kadının’ ahalisinden: „ Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, öyleyse o ‘kadın’, doğru söylüyor ve o, yalancılardan!

 

12:27  Ve eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, öyleyse o ‘kadın’, yalan söylüyor ve o, samimilerden! “.

 

12:28  Fakat ‘kocası, Yûsuf aleyhisselâm’ı’ gördüğünde ki, gömleği arkadan yırtılmış; dedi ki: „ Doğrusu o, ‘siz kadınların’ tuzağınızdır. Mutlaka tuzağınız büyüktür!

 

12:29  Yûsuf! Bundan ‘olayı sürdürmekten’ vazgeç! Ve ‘karısına’ suçun için istiğfar et ‘af dile’! Muhakkak ki, hata edenlerden oldun! “.

 

12:30  Ve ‘dedikodu yaparak’ dediler ki, şehirdeki kadınlar: „ Muhteremin hatunu, şevkle yelteniyor ki, nefsini ‘kandırmak için’ gencin! Sevdası kalbine işlemiş! Doğrusu elbet görüyoruz onu ki, apaçık şaşkınlık içinde! “.

 

12:31  Hemen duyduğunda, kurdukları ‘dile düşürülme’ düzenlerini, gönderdi onlara ‘davetçi’. Ve hazırladı onlara ‘kadınlara’ sedirler. Ve verdi onlardan her birine ‘meyve’ bıçağı. Ve ‘Yûsuf aleyhisselâm’a’ dedi ki: „ Çık karşılarına! “. Fakat gördüklerinde onu, ‘gözlerinde’ büyüttüler ve ‘şaşkınlıklarından’ kestiler ellerini. Ve dediler ki: „ Hâşâ! Allâh için, bu, ‘görünen’ ölümlü varlık (İnsan) değil; olsa olsa ancak kıymetli ‘bir’ melektir! “.

 

12:32  ‘Zeliha’ dedi ki: „ Ama işte bu o; ki, hakkında beni kınadığınız! Ve yemin olsun ki, şevkle yeltendim, nefsini ‘kandırmak için’; ama kaçındı. Ve mutlaka eğer uygulamazsa ona emrettiğim şeyi, elbet zindana tıkılacak ve mutlaka küçümsenenlerden olacak! “.

 

12:33  ‘Yûsuf aleyhisselâm’ dedi ki: „ Rabbim… Zindan bana daha hoş, beni ona davet ettikleri şeyden! Ve savuşturmazsan benden, onların ‘Zeliha ve hizmetçilerinin’ tuzaklarını, onlara kapılır ve cahillerden ‘düşüncesizlerden’ olurum! “.

 

12:34  Nihayet icabet etti ona, Rabbi. Hemen savdı tuzaklarını ondan. Şüphesiz ki O… O’dur ki, işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet eden; en iyi bilen!

 

12:35  (Dedikoduların büyümesiyle) Sonra başladılar âyetleri ‘alâmetleri’ gördükleri şeylerin ardından, (algı yönetimi yapmaya), ki, mutlaka zindana tıkılacak o, ‘Yûsuf aleyhisselâm’ bir müddete kadar.

 

12:36  Ve girdi onunla beraber iki genç (Rab edindiklerinin hizmetkârları) zindana. Onlardan biri ‘rüya yorumu yaptığını duyup’ dedi ki: „ Muhakkak ki ben, kendimi gördüm ki, ‘üzümden’ şarap sıkıyorum. “. Ve dedi ki, diğeri de: „ Doğrusu ben de, kendimi görüyorum ki, taşıyorum başımın üstünde ekmek ki, kuşlar yiyorlar ondan. Bildir bize yorumunu. Doğrusu görüyoruz ki, ‘kendisini’ koruyan, iyilerdensin! “.

 

12:37  ‘Yûsuf aleyhisselâm’ dedi ki: „ Gelmez ki, size rızıklandırılacağınız bir öğün ki, önce onun yorumunu yapmış, bildirmiş olmayayım ikinize! İşte bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir! Muhakkak ki ben, bıraktım Allâh’a inanmayan milletin ‘aynı inancı paylaşanların’ toplumunu! Ve onlar ki, âhiretlerini de inkâr edenler onlardır!

 

İlham’ı Allâh’tan aldığımız – ÎKRA.vision

 

12:38  Ve uydum atalarım İbrâhîm ve İshâk ve Yâkub’un (İbrâhîm aleyhisselâm’ın torunu) dînine ‘İslâm’a’!* Olmaz bizlere ortak yakıştırmamız, Allâh’a bir şeyi! İşte bu, liyakatindendir Allâh’ın, üzerlerimize ve insanların üzerlerine de! Ve lâkin insanların birçoğu şükretmezler.

 

>3:19, 3:83, 3:84, 3:85, 5:3, 6:161, 10:105, 21:25<

 

12:39  Ey zindan arkadaşlarım! ‘Dîni kurallar koyan’, ayrı ayrı erbaplar mı en hayırlısıdır* yoksa, tek yegâne kahredici Allâh mı?*

 

>39:29<

>40:16<

 

12:40  Neye ‘hizmetle, ibadetle’ kul olacaksınız? Ki, O’ndan ‘Allâhû Teâlâ’dan’ ilişiksizdirler; ‘uydurarak’ isimlendirdiğiniz isimlerden ‘putlardan’ başka ‘bir şey’ değildir, sizlerin ve atalarınızın da ‘taptıkları’!* Ki, Allâh indirmemişken ona, bir salahiyet! Hüküm illâki Allâh’ındır! Emretti ki, ‘hizmetle, ibadetle’ kul olmayın, Allâh’tan başka ‘kutsallaştırılan zât’a, puta’!* İşte bu, kaynak ve dayanak ‘İslâm’ dînidir.* Ve lâkin ‘bu gerçeği’ insanların birçoğu bilmezler.

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

>2:170, 6:148, 7:173, 14:10, 16:35, 36:6, 98:5<

 

>3:19, 3:83, 3:84, 3:85, 5:3, 6:161, 10:105, 21:25<

 

12:41  Ey zindan arkadaşlarım! İkinizden biriniz ise, artık rab edindiğine şarap içirecek. Ve fakat diğeri asılacak. Öyle ki, kuşlar yiyecek onun başından! Bitirildi ‘Allâhû Teâlâ’nın’ emri ‘hüküm yerine getirildi’, hakkında istediğiniz fetva ‘açıklama’ “.

 

12:42  Ve dedi ki, onlardan o, kurtulacağını fark ettiği kişiye: „ Beni hatırla Rab edindiğinin yanında ki, ‘suçsuzluğum belli olsun’! “. Fakat unutturdu ona şeytan, rab edindiğinin ‘yanında onu’ hatırlamayı, öyle ki, ‘Yûsuf aleyhisselâm’ kaldı zindanda birkaç seneler ‘daha’.

 

12:43  Ve ‘bir gün’ dedi ki, hükümdar: „ Muhakkak ki ben, ‘rüyamda’ gördüm ki, yedi cılız inekler, yedi semiz ‘inekleri’ yiyorlar. Ve yedi koyu yeşil başaklar ve diğerleri de kupkuru. Ey seçkinler! Bu rüyam hakkında bana bir fetva ‘açıklama’ verin, eğer rüya yorumlayanlar ‘anlayanlarsınız’! “.

 

„Hükümdar“ – ÎKRA.vision

 

12:44  ‘Onlar da’ dediler ki: „ ‘Bunlar’ karmakarışık düşler. Ve değiliz ‘böyle’ düşlerin yorumunu bilenler. “.

 

12:45  Ve dedi ki, onlardan kurtulan kişi ve ‘unuttuğunu’ anladı da sonradan: „ Ben bildiririm sizlere onun yorumunu. Hemen beni gönderin! “.

 

12:46  ‘Geldiğinde dedi ki’: „ Yûsuf! Ey samimi ‘insan’! Bir fetva ‘açıklama’ ver bizlere ‘bir şey’ hakkında. Yedi cılız inekler, yedi semiz ‘inekleri’ yiyorlar. Ve yedi koyu yeşil başaklar ve diğerleri de kupkuru. Belki dönerim insanlara da belki onlar, ‘değerini’ bilirler! “.

 

12:47  ‘Yûsuf aleyhisselâm’ dedi ki: „ ‘Ekin’ ekersiniz yedi sene usulünce. Ne var ki, hasat ettiğiniz şeyleri artık başağında bırakın, birazı dışında ki, yediğiniz şeyler ‘kadarını’!

 

12:48  Sonra, gelir işte bunun ardından şiddetli yedi ‘sene kıtlık’ ki, onlara sunduklarınızı ‘hazırladıklarınızı’ yiyip ‘tüketir’, birazı dışında biriktirdiğiniz şeyler ‘kadar’!

 

12:49  Sonra, gelir işte bunun ardından bir yıl ki, insanlara yağdırılır ve onda sıkıp sağarlar. “.

 

12:50  ‘Yorum ulaşınca’ ve dedi ki, hükümdar: „ Getirin bana onu! “. Ancak geldiğinde ona elçi, ‘Yûsuf aleyhisselâm’ dedi ki: „ Dön, rab edindiğine o hâlde sor ona ki, nedir ellerini kesen kadınların hâli!* Şüphesiz ki Rabbim, onların ‘Zeliha ve hizmetçilerinin’ tuzaklarını en iyi bilendir! “.

 

>12:31<

 

12:51  ‘Hükümdar onları toplatıp’ dedi ki: „ Nedir maksadınız, şevkle yeltendiğinizde nefsini ‘kandırmak için’ Yûsuf‘un? “. Dediler ki: „ Hâşâ! Allâh için, bilmeyiz ondan bir kötülük! “. Muhteremin hatunu (Zeliha) dedi ki: „ Şimdi gerçek açığa çıktı; ben, şevkle yeltendim, nefsini ‘kandırmak için’! Ve doğrusu o, mutlaka samimilerdendir!

 

12:52  İşte bunu ‘kocamın’ bilmesi içindir; muhakkak ki ben, ona gıyabında hainlik etmedim! (Münasebet olmadı).* Ve ‘bilin’ Allâh’ın, ‘razı olduğu yola’ yönlendirmez olduğunu, tuzak kuran hainleri!*

 

>12:29, 12:35, 12:54<

 

>8:18, 8:19, 12:52, 16:107<

 

12:53  Ve arındıramam kendimi ‘kötü huylarımdan’! Doğrusu bencillik, mutlaka fenalıkla emreder! Rabbimin esirgeyip, acıyıp, bahşettikleri ‘inançlı kimseler’ dışında! Şüphesiz ki Rabbim, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır;* inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir! “.

 

>5:39, 15:49, 17:25, 20:82, 25:71, 28:16, 39:53<

 

12:54  Ve dedi ki, hükümdar: „ Getirin bana onu! Kendime tahsis ettim onu! “. Nihayet onunla konuşunca dedi ki: „ Mutlaka ki, bugün yanımızdasın, mevkii de, emniyette! “.

 

12:55  ‘Yûsuf aleyhisselâm’ dedi ki: „ Belirle beni, bu yerin hazineleri üzerine ‘sorumlu’. Muhakkak ki ben, ‘yönetip, iyi’ muhafaza etmeyi de bilenim! “.*

 

>12:47, 12:48, 12:49<

 

12:56  Ve böylelikle imkânlandırdık Yûsuf’u yeryüzünde; yerleşiyordu orada dilediği yerde. Ulaştırırız bahşetmemizi, bağışlamamızı, merhametle esirgememizi dilediğimiz ‘rızamıza uyan’ kimseye. Ve zayi etmeyiz ecrini, ‘kendisini’ koruyan, iyilere!

 

12:57  Ve elbette âhiret ecri en hayırlısıdır inançlı kimselere ve ‘günahlardan’ korunuyor olanlara.*

 

>3:157, 10:58, 17:18, 17:19, 17:20, 57:20<

 

12:58  Ve geldiler ‘kurak geçen senede’ Yûsuf’un ağabeyleri; derken girdiler huzuruna. Hemen tanıdı ‘Yûsuf aleyhisselâm’ onları ve onlar onu ret enlerdi (veya tanımadılar).

 

12:59  Ve yüklettiğinde ‘Yûsuf aleyhisselâm’ onlara, tahıl yüklerini dedi ki: „ Getirin ‘bir dahaki sefere’ bana erkek kardeşinizi (Bünyâmin’i) babanızdan ‘baba bir olan’! Görmüyor musunuz ‘kardeşinizin payını da vermekle’ ölçeği tam uyguladığımı ve ben, ‘merama cevap’ indiricilerdenim, hayırlıyım!

 

12:60  Ne var ki, değilse, bana getirmezseniz onu, artık yoktur sizlere ‘verilecek hiç’ bir ölçek yanımda! Ve ‘bir daha da’ yaklaşmayın bana! “.

 

12:61  Dediler ki: „ İstirham edeceğiz onu ‘almaya’ Babasından! Ve elbette ‘bu isteğini’ mutlaka yapabiliriz! “.

 

12:62  Ve dedi ki, ‘gizlice emrindeki’ gençlere: „ Kılın ‘koyun’ sermayelerini balyalarına! Ki, belki tanırlar ‘fark ederler’ onu, geri döndükleri zaman, ahalilerine. ‘Ve’ belki geri dönerler! “.

 

12:63  Artık döndüklerinde babalarına, dediler ki: „ Yâ babamız! Mâni olundu bizlerden, ‘bir dahaki sefere’ bir ölçek ‘bile’. Haydi gönder bizimle beraber kardeşimizi (Bünyâmin’i) ki, bir miktar ‘daha’ alabilelim. Ve muhakkak ki biz, onu elbette ‘iyi’ muhafaza edenleriz! “.

 

12:64  ‘Yâkub aleyhisselâm’ dedi ki: „ İnanmalı mıyım ki, sizlere onun için? İllâ ki, öncesinden ağabeyi (Yûsuf aleyhisselâm) hakkında sizlerden emin olduğum gibi? “. Ne var ki, Allâh, muhafaza eden, koruyup kollayan, gözetenlerin en hayırlısıdır! Ve O’dur, inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedenlerin en esirgeyeni, acıyanı, bahşedeni!

 

12:65  Ve açtıklarında geçimliklerini, buldular sermayelerini kendilerine iade edilmiş. Dediler ki: „ Yâ babamız! Amacımız ney? Ki, bu sermayemiz, iade edilmiş bizlere! Ve ‘onunla tekrar’ yiyecek getiririz ahalimize. Ve muhafaza ederiz kardeşimizi de; ve artırırız bir deve yükü miktarı da. İşte bu miktarı ‘almak onunla’ kolaydır! “.

 

12:66  ‘Yâkub aleyhisselâm’ dedi ki: „ Asla göndermem onu beraberinizde ki, kesin söz verinceye kadar bana Allâh ‘adına’, mutlaka onu getireceğinize dair ki, müstesnadır kuşatılmanız! “. Hemen ona, kesin sözlerini verdiklerinde dedi ki: „ Allâh, söylediğimiz şeyler üzerinde her hususta tanık, idareyi üstlenen, itimat edilendir! “.

 

12:67  Ve dedi ki: „ Ey oğullarım! Girmeyin ‘şehre’ bir kapıdan; ve girin ayrı ayrı kapılardan! Ve yararım olmaz sizlere, ‘önlemeye’ Allâh’tan ‘gelecek azaba karşı’ bir şeyi! Hüküm illâki Allâh’ındır! Zât’ına itimat ettim! “. Ve Zât’ına artık itimat etsinler, itimat edenler!

 

12:68  Ve girdiklerinde, babalarının onlara tembihlediği yerden ki, yarar sağlamaz onlardan ‘önlemeye’ Allâh’tan ‘gelecek azaba karşı’ bir şeyi. ‘Bu’ Yâkub’un gerçekleştirdiği içindeki bir hacetten başka ‘bir şey’ değildi. Ve muhakkak ki, elbette o, ‘Allâhû Teâlâ’nın hükmüne karşı konulamayacağına’ bilgi sahibiydi, öğrettiğimiz için ona. Ve lâkin ‘bu gerçeği’ insanların birçoğu bilmezler.

 

12:69  Ve girdiklerinde huzuruna Yûsuf ‘un, ‘öz’ kardeşine kucak açtı. Dedi ki: „ Muhakkak ki ben… Ben, ağabeyinim, artık tasalanma gayret ediyor olmaları sebebiyle! “.

 

12:70  Nihayet yüklettiğinde ‘Yûsuf aleyhisselâm’ onlara, tahıl yüklerini, yerleştirdi testiyi ‘öz’ kardeşinin balyasına. Sonra bir çağrıcı ilân etti: „ Ey kervan! Muhakkak ki sizler, elbette hırsızlarsınız! “.

 

12:71  ‘Yâkub aleyhisselâm’ın oğulları’ dediler ki, ve onlara doğru: „ Nedir zayiiniz? “.

 

12:72  ‘Görevli adamlar’ dediler ki: „ Zayiimiz, hükümdarın maşrapası! Ve onu getiren kişi için bir deve yükü ‘daha’ var! “. ‘İçlerinden biri dedi ki’: „ Ve ben buna zimmetliyim! “.

 

12:73  Dediler ki: „ Allâh’a yemin olsun ki, andolsun ki, sizler de biliyorsunuz bu yere bozgun çıkarmak için gelmedik; ve hırsızlar değildik! “.

 

12:74  ‘Görevli adamlar’ dediler ki: „ Öyleyse nedir cezası ‘adetlerinize göre’? Eğer ki, yalancılarsanız. “.

 

12:75  Dediler ki: „ Cezası, ‘zayii’ kimin balyasında bulunursa, artık o’dur (kendisinin alıkonulmasıdır) cezası! İşte böyle cezalandırırız, zalimleri! “.

 

12:76  ‘Yûsuf aleyhisselâm’ böylelikle ‘aramaya’ başladı, kardeşinin heybesinden önce onların ‘ağabeylerinin’ heybelerinden. Sonra çıkardı onu ‘testiyi, öz’ kardeşinin heybesinden. İşte böyledir ‘ilham verdiğimiz’ tuzak, Yûsuf için. Ki, ‘sebepsiz yere’ alması kardeşini ‘uygun’ olmazdı hükümdarın medeniyetinde. Ki, müstesnadır dilemesi Allâh’ın. Yükseltiriz mertebelerini dilediğimiz ‘rızamıza uyan’ kimselerin. Ve her ‘ilham verdiklerimizden’ ilim sahibinin üstünde daha iyi ‘bir’ bilen vardır!

 

12:77  ‘Yûsuf aleyhisselâm’ın ağabeyleri’ dediler ki: „ Eğer çalmışsa da ‘çok görülmez’, çünkü çalmıştı onun ‘öz’ ağabeyi de daha önceleri! “. Fakat Yûsuf içinde sakladı onu ‘gerçeği’ ve açıklamadı onu onlara. ‘İçinden’ dedi ki: „ Sizlerin konumu ‘ondan daha’ şerlidir. Ve Allâh, en iyi bilendir; vasıflandırdığınız şeyleri! “.

 

12:78  ‘Yine’ dediler ki: „ Ey muhterem! Doğrusu, onun babası kocamış yaşlı. Bu yüzden onun yerine bizlerden birini al. Doğrusu görüyoruz ki, ‘kendisini’ koruyan, iyilerdensin! “.

 

12:79  ‘Yûsuf aleyhisselâm’ dedi ki: „ Allâh’a sığınırım almaktan, eşyamızı yanında bulduğumuz kişiden başkasını. Doğrusu o zaman, elbette zalimleriz! “.

 

12:80  Artık umutlarını kestiklerinde ondan, bir kenara çekildiler. Fısıldayarak dedi ki, büyükleri: „ Bilmez misiniz ki, babanız üzerlerinizden, kesin söz aldı Allâh ‘adına’; ve daha önceleri ettiğiniz kusuru Yûsuf’a. Artık bu yerden asla çekip gitmeyeceğim, ta ki, babam izin verir veya Allâh hükmeder. Ve O’dur, âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedenlerin en hayırlısı!

 

12:81  Dönün babanıza artık, deyin ki: “. „ Yâ babamız! Oğlun doğrusu hırsızlık yaptı. Ve bizler şahit olmadık, bildiğimizin dışında bir şeye. Ve değildik saklı ‘yaptığı bir şeyden de’ muhafaza edecek!

 

12:82  Ve ‘istersen’ sor ki o, içinde bulunduğumuz şehre ‘halkına’ ve kervana ki o, doğrudan içlerindeydik! Ve muhakkak ki biz, elbette samimileriz! “.

 

12:83  ‘Yâkub aleyhisselâm’, dedi ki: „ Hayır, sevk etti sizleri nefsiniz bir işe! Ne var ki, güzelce sabretmektir ‘bana düşen’! Olur ki, Allâh, bana getirir onları topluca! “. Şüphesiz ki O… O’dur ki, en iyi bilen; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmeden!

 

12:84  Ve dönüp onlardan ve ‘içine kapanıp’ dedi ki: „ Ah esefim Yûsuf’a! “. Ve ağardı gözleri hüzünden ki, hâlâ içine atar.

 

12:85  ‘Haline üzülenler’ dediler ki: „ Allâh’a yemin olsun ki, devam edeceksin yâd etmeyi Yûsuf’u, ta ki, yatalak olacak veya mahvolanlardan olacaksın! “.

 

12:86  Dedi ki: „ Ben ancak şikâyet ‘havale’ ediyorum kederimi ve hüznümü Allâh’a. Ve biliyorum Allâh’tan ‘gelen ilhamlarla’, bilmediğiniz şeyleri! “.

 

12:87  Ve ‘bir gün’ dedi ki: „ Ey oğullarım! Gidin hemen, iyice sezinleyin Yûsuf’u ve kardeşini ‘Bünyâmin’i’! Ve umudu kesmeyin, tecellisinden Allâh’ın! “. Muhakkak ki o, tecellisinden Allâh’ın, inkârcılar toplumundan başkası umudu kesmez!*

 

>12:87, 15:56, 17:83, 29:23, 30:36, 39:53, 41:49<

 

12:88  Nihayet girdiklerinde ‘Yûsuf aleyhisselâm’ın ağabeyleri’ huzuruna, dediler ki: „ Ey muhterem! Bizlere ve ahalimize darlık dokundu ve geldik önemsiz bir sermaye ile. Buna rağmen çok bizlere ver bizlere ölçek ve sadaka! “. Muhakkak ki Allâh, ödüllendirir, sadaka verenleri!

 

12:89  ‘Yûsuf aleyhisselâm’ dedi ki: „ Bildiniz mi, faaliyetlerinizi Yûsuf’a ve ‘öz’ kardeşine, sizler cahiller ‘düşüncesizlerken’? “.*

 

>12:15<

 

12:90  ‘Yûsuf aleyhisselâm’ın ağabeyleri’ dediler ki: „ Muhakkak ki, sen misin? Elbette sen Yûsuf’sun! “. Dedi ki: „ Ben Yûsuf’um ve bu da kardeşim (Bünyâmin). Allâh, minnettar ‘etti’ bizleri ‘kavuşturmakla’. “. Mutlaka o kim, ‘günahlardan’ korunur ve sabrederse, o hâlde muhakkak ki Allâh, zayi etmez ecrini, ‘kendisini’ koruyan, iyilere!

 

12:91  ‘Yûsuf aleyhisselâm’ın ağabeyleri’ dediler ki: „ Allâh’a yemin olsun ki, andolsun ki, seni tercih etmiştir Allâh bizlere. Ve bizler ise, elbette hata edenleriz! “.

 

12:92  ‘Yûsuf aleyhisselâm’ dedi ki: „ Suçlama yok sizlere bugün! ‘Ancak’ bağışlayacak ‘olan’ Allâh’tır sizleri! “. Ve O’dur, inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedenlerin en esirgeyeni, acıyanı, bahşedeni!

 

12:93  ‘Babasının hâlini duyunca dedi ki’: „ Bu gömleğimle gidin, hemen onu babamın yüzü üstüne koyun ki, görmesi ‘geri’ gelir. Ve ‘sonra da’ bana getirin ‘ev’ ahalinizi topluca! “.

 

12:94  Ve ayrıldığında kervan ‘Mısır’dan’, babaları dedi ki: „ Muhakkak ki ben, Yûsuf’un esintisini ‘burnumda tüter’ buluyorum ki, bunadığımı diyecek olsanız da! “.

 

12:95  ‘Halkı’ dediler ki: „ Allâh’a yemin olsun ki, muhakkak ki sen, ‘hâlâ o’ eski şaşkınlık içindesin! “.

 

12:96  Artık geldiğinde müjdeci, onu ‘gömleği’ onun ‘Yâkub aleyhisselâm’ın’ yüzüne bıraktı ki, görmesi hemen geri döndü. ‘Yâkub aleyhisselâm’ dedi ki: „ Dememiş miydim sizlere? Muhakkak ki biliyorum Allâh’tan ‘gelen ilhamlarla’, bilmediğiniz şeyleri! “.

 

12:97  ‘Oğulları’ dediler ki: „ Yâ babamız! İstiğfar et ‘af dile’ bizlere, suçlarımız sebebiyle! Muhakkak ki biz, hata edenleriz! “.

 

12:98  ‘Yâkub aleyhisselâm’ dedi ki: „ İstiğfar edeceğim sizler için Rabbimden! “. Şüphesiz ki O… O’dur ki, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayan;* inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşeden!

 

>5:39, 15:49, 17:25, 20:82, 25:71, 28:16, 39:53<

 

12:99  Artık girdiklerinde huzuruna Yûsuf ‘un, ebeveynine kucak açtı. Ve dedi ki: „ Girin Mısır’a, eğer dilerse Allâh, emniyette ‘olursunuz’! “.

 

12:100 Ve çıkardı ebeveynini tahtın üstüne. Ve eğildiler ‘ağabeyleri’ ona, ‘saygı ile’ yere kapanarak. Ve ‘Yûsuf aleyhisselâm’ dedi ki: „ Yâ babacığım! Bu, daha önce olan rüyamın yorumudur. Rabbim gerçek kıldı onu!* Ve oldu ‘sayesinde yerim’ en iyisi, beni çıkardığında zindandan. Ve getirdi sizleri çölden ki, şeytanın aramla ve ağabeylerimin arasını bozmasının ardından. Şüphesiz ki Rabbim, dilediği şeyde hoş, nazik, tüm inceliklere, ayrıntılara nüfuz ederek bilen, lütufkârdır! Şüphesiz ki O… O’dur ki, en iyi bilen; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmeden!

 

>12:4<

 

12:101 Rabbim… Verdin bana saltanattan, hükümranlıktan! Ve öğrettin bana ‘rüyalardaki’ hadiselerin yorumundan!* Ki, örneksiz, sanat inceliğinde üstün yarattı gökleri ve yeri! ‘Ki, o hâlde’ Sen, himayecimsin dünyada ve âhirette de! Beni Müslüman (Allâhû Teâlâ’ya teslimiyeti benimseyen) ‘olarak’ vefat ettir! Ve dâhil et beni erdemlilere! “.

 

>12:21, 12:36, 12:37, 12:41, 12:46, 12:47, 12:48, 12:49<

 

İlham’ı Allâh’tan aldığımız – ÎKRA.vision

 

12:102 ‘Yâ Muhammed!’, İşte bu, saklı ‘bilgin dışında’ havadislerinden ki, vahyediyoruz onu sana! Ve sen olmadın onların yanında, toplandıkları zaman emirlerine ‘hükümlerine karar vermeye’; ve onlar, düzen kurarlarken de.

 

12:103 ‘Yâ Muhammed!’, Ve değillerdir insanların birçoğu ve hırslanasıya çabalasan da, inananlar!*

 

>4:153, 6:109, 7:146, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51<

 

12:104 ‘Yâ Muhammed!’, Ve sual etmiyorsun onlardan, ‘tebliğin’ üzere bir ücret! Ki o, ancak ‘hakikat bilgisini’ hatırlatmadır, cümle âlemlere!

 

12:105 Ve pek çok âyetlerden ‘alâmetlerden var’ ki, göklerde ve yerde, üzerinden geçer giderler.* Ve onlar, ona aldırış etmeyenlerdir.

 

>7:52, 7:185, 10:101, 18:109, 23:71, 27:93, 31:27, 41:53, 51:20, 51:21, 51:22, 51:23<

 

12:106 Ve onların birçoğu, inanmazlar Allâh’a, ortak yakıştırmaksızın!*

 

>4:153, 6:109, 7:146, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51<

 

12:107 Öyleyse emin miydiler, gelmesinden onlara ‘her şeyi’ bürüyüp örten, azabından Allâh’ın veya gelmesinden onlara saatin (kıyâmet), ansızın ve onlar, ‘bunun’ farkına ‘bile’ varmazlarken.*

 

>6:31, 6:47, 6:134, 10:53, 10:54, 20:15, 22:55, 29:53, 40:59, 51:14, 67:25, 67:27<

 

12:108 ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Bu yolda, davet ‘dua’ Allâh’adır! Görerek ‘idrak etmişlik’ üzerine ki, ben ve bana uyan kimselerce. Ve noksanlık, kusur, âcizlikten ötedir Allâh!* Ve değilim, ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıranlardan! “.

 

>7:52, 7:185, 10:101, 18:109, 23:71, 27:93, 31:27, 41:53, 51:20, 51:21, 51:22, 51:23<

 

12:109 ‘Yâ Muhammed!’, Ve göndermedik senden önce de ‘hiçbir elçiyi ki’, kendilerine vahyettiğimiz adamlar dışında, şehirler ahalisinden!* Hâlâ dolaşmazlar mı yeryüzünde ki, haydi baksınlar nasıl oldu âkıbeti onlardan önceki kimselerin? Ve elbette âhiret yurdu en hayırlısıdır ‘günahlardan’ korunan kimselere.* Hâlâ akıl yürütmez misiniz!?

 

>2:151, 3:164, 3:184, 4:41, 4:166, 6:42, 14:44, 16:44, 16:89, 17:77, 28:47, 62:2<

 

>3:157, 10:58, 17:18, 17:19, 17:20, 57:20<

 

12:110 Ta ki, elçiler, ‘inanmaya yaklaşmayan halkından’ umutlarını kestikleri zaman ve fark ettiklerinde doğrusu yalanlananlar olduklarını, geldi onlara yardımımız.* Bu yüzden kurtarıldı dilediğimiz ‘rızamıza uyan’ kimseler.* Ve geri döndürülemez baskımız, ‘günah’ suçluları toplumundan.

 

>5:25, 6:34, 7:89, 10:88, 12:110, 14:15, 71:24<

 

>10:103, 21:88, 30:47, 40:51<

 

12:111 Andolsun ki, kıssaları onların ‘elçilerin’, aklı ve gönlü işleyen, derin kavrayış sahiplerine bir ibret olmuştur. Değildir ‘âyetler’ uydurulmuş bir hadis! Ve lâkin tasdikler, o kimselerin ellerindeki ‘diğer mukaddes kitapları’ ve detaylı her şeyi ‘hakikat bilgisini’. Ve yönlendirilmeye ‘vesiledir’ ve bahşedilme, bağışlanma, esirgenmedir ‘samimiyetle’ inanan bir toplum için!*

 

>7:52, 7:185, 10:101, 18:109, 23:71, 27:93, 31:27, 41:53, 51:20, 51:21, 51:22, 51:23<