51. ZÂRİYÂT:

 

„ Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm! Bismillâhirrahmânirrahîm! “.

 

„ Sığınırım Allâh’a, şeytanın (âsilerin) ‘şerrinden’ ki, recmedilmiş (merhametinden uzaklaştırılmıştır)!*

 

>7:200, 15:34, 16:98<

 

Allâh adına… Ki, sonsuz şefkatle merhamet edendir; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir! “.*

 

>33:43<

 

 

51:1    Vez zâriyâti zerven.

 

Ve esen, savurana…****

 

Kâinatın yaratılış evreleri ve Kıyâmet: – https://ikra.vision

 

>31:10, 41:11, 51:1, 51:2, 51:3, 51:4, 51:47, 51:48, 79:27, 79:28, 79:29, 79:30<

 

>51:1, 51:2, 51:3, 51:4, 51:5, 51:7, 51:47, 51:48, 51:56, 51:57, 51:58, 51:60<

 

Zâriyât Sûresindeki deliller: – https://ikra.vision

 

„6 gün“= 13,819 milyar yıl: – https://ikra.vision

 

51:2    Fel hâmilâti vırken.

 

Derken yük altındaki (kâinatta yeni oluşan) yüklenen (gaz ve toz buharına)…**

 

>31:10, 41:11, 51:1, 51:2, 51:3, 51:4, 51:47, 51:48, 79:27, 79:28, 79:29, 79:30<

 

„4 gün“= 9,213 milyar yıl: – https://ikra.vision

 

51:3    Fel câriyâti yusren.

 

Derken kolayca yüzen (Galaksilere)…**

 

>31:10, 41:11, 51:1, 51:2, 51:3, 51:4, 51:47, 51:48, 79:27, 79:28, 79:29, 79:30<

 

„2 gün“= 4,606 milyar yıl: – https://ikra.vision

 

51:4    Fel mukassimâti, emrâ(n).

 

Derken (onlardan oluşan Gezegenlerde) işleri taksim edenlere ki…*

 

Dünya’nın yaratılması: – https://ikra.vision

 

51:5    İnnemâ tûadûne le sâdikûn.

 

Muhakkak ki sizlere vadedilen şey (kıyâmet), elbette samimidir!**

 

>10:53, 10:54, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 16:111, 18:47, 20:15, 21:104, 24:24, 29:55, 30:14, 40:16, 40:18, 40:59, 44:10, 44:11, 51:22, 52:9, 53:57, 70:8, 73:14, 73:18, 101:105<

 

Kâinatın yaratılış evreleri ve Kıyâmet: – https://ikra.vision

 

51:6    Ve inned dîne levâkı’ (levâkıun).

 

Ve muhakkak ki, dîn ‘İlâhî esaslar’ elbette vuku bulur!*

 

>1:3, 17:57, 25:65, 51:6, 52:7, 70:28<

 

51:7    Ves semâi zâtil hubuki.

 

Ve hâreli (dalgalanır gibi görünüme) sahip göğe ki…*

 

Karanlık Madde / Yerçekimi Dalgaları: – https://ikra.vision

 

51:8    İnnekum le fî kavlin muhtelifin.

 

Doğrusu sizler, elbette ihtilâflı bir sözdesiniz!

 

51:9    Yû’feku anhu men ufik (ufike).

 

Ki ondan (âyetlerden)** çevrilen kişi , ‘Allâh’tan da’ çevrilir.*

 

>10:7, 10:8, 19:38, 21:1, 21:2, 21:97, 23:63, 27:66, 32:12, 43:61, 50:22, 51:11<

 

>4:48, 6:88, 7:146, 8:23, 8:51, 9:80, 16:107, 16:108, 40:12, 47:28<

 

>40:63, 51:9<

 

51:10  Kutilel harrâsûne.

 

Kahrolası yalancılar!*

 

>9:30, 51:10, 74:19, 74:20, 80:17, 85:4<

 

51:11  Ellezîne hum fî gamretin sâhûne.

 

Ki onlar, vurdumduymazlık içinde, bihaber kimselerdir!*

 

>10:7, 10:8, 19:38, 21:1, 21:2, 21:97, 23:63, 27:66, 32:12, 43:61, 50:22, 51:11<

 

51:12  Yes’elûne eyyâne yevmud dîn (dîni).

 

Sorgularlar ki, ne ara dîn ‘İlâhî esaslar’ günü!*

 

>10:53, 10:54, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 16:111, 18:47, 20:15, 21:104, 24:24, 29:55, 30:14, 40:16, 40:18, 40:59, 44:10, 44:11, 51:22, 52:9, 53:57, 70:8, 73:14, 73:18, 101:105<

 

51:13  Yevme hum alen nâri yuftenûne.

 

O gün (âhirette), onlar ateşin üzerinde sınanırlar.

 

51:14  Zûkû fitnetekum, hâzellezî kuntum bihî testa’cilûn (testa’cilûne).

 

Tadın fitnenizi (sapkınlığınızın neticesini)* ki, onun ‘kıyâmetin’ olmasını acele istiyordunuz!*

 

>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 21:98, 36:63, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<

 

>10:11, 10:50, 10:51, 16:1, 18:58, 21:37, 29:53, 29:54, 37:176, 38:16, 51:14<

 

51:15  İnnel muttekîne fî cennâtin ve uyûnin.

 

Muhakkak ki ‘günahlardan’ korunanlar, has bahçelerde (cennetlerde) ve pınarlardadırlar.*

 

>7:43, 18:31, 52:20, 76:13, 76:14, 76:15, 76:19, 76:20, 76:21, 76:22<

 

51:16  Âhizîne mâ âtâhum rabbuhum, innehum kânû kable zâlike muhsinîn (muhsinîne).

 

Almaktadırlar verdiği şeyleri Rablerinin. Muhakkak ki onlar, işte bundan önce iffetli, iyilerdiler!*

 

>2:25, 8:4, 16:30, 16:41, 16:96, 16:97, 18:88, 20:15, 22:50, 32:17, 33:31, 34:4, 39:10<

 

51:17  Kânû kalîlen minel leyli mâ yehceûn (yehceûne).

 

Ki gecenin bir kesiminde biraz uyurlardı.*

 

>17:79, 50:40, 51:17, 52:49, 73:20, 76:26<

 

51:18  Ve bil eshârihum yestağfirûne.

 

Ve onların seherleri ‘şafaktan önce’, istiğfar ederekti .*

 

>2:271, 3:193, 3:194, 3:195, 5:12, 8:29, 9:111, 25:70, 29:7, 39:35, 40:9, 46:16, 47:2, 48:5, 57:19, 64:9, 66:8<

 

51:19  Ve fî emvâlihim hakkun lis sâili vel mahrûmi.

 

Ve mallarında hak ‘payı olanlardı, ihtiyacı olup’ gereksinenler için ve mahruma.

 

51:20  Ve fîl ardı âyâtun lil mûkınîne.

 

Ve yerde ‘emre âmâde, uyumlu işleyiş,’ âyetlerdir ‘alâmetlerdir’, kat’i inananlar için!*

 

>2:164, 6:99, 10:101, 12:105, 13:4, 18:109, 21:37, 27:93, 30:20, 30:24, 30:25, 30:26, 31:27, 31:31, 40:13, 41:39, 41:53, 42:29, 51:20, 51:21, 51:22<

 

51:21  Ve fî enfusikum, e fe lâ tubsirûn (tubsirûne).

 

Ve nefslerinizde de! Hâlâ görmez misiniz!?*

 

(Gördüğünüz alâmetlere inanmıyorsunuz ki, idrak edip görün!)

 

51:22  Ve fîs semâi rızkukum ve mâ tûadûn (tûadûne).

 

Ve göktendir rızkınızın (kaynağı)* ve sizlere vadedilen şey (kıyâmet)!*

 

Evrendeki bilinen tüm madenlerin kaynağı Süpernovalar: – https://ikra.vision

 

Dünya yaşamının nasıl sona ereceği, ardından yaşam savaşı verileceği: – https://ikra.vision

 

51:23  Fe ve rabbis semâi vel ardı innehu le hakkun misle mâ ennekum tentıkûn (tentıkûne).

 

Fakat ve göğün ve yerin Rabbi ‘hakkı için’ ki, mutlaka o ‘vaatler’, elbette hakikidir!* Ki sizlerin, konuşuyor olduğunuz şey ‘samimi vaatler’ benzeri!

 

>10:53, 10:54, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 16:111, 18:47, 20:15, 21:104, 24:24, 29:55, 30:14, 40:16, 40:18, 40:59, 44:10, 44:11, 51:22, 52:9, 53:57, 70:8, 73:14, 73:18, 101:105<

 

51:24  Hel etâke hadîsu dayfi ibrâhîmel mukremîn (mukremîne).

 

‘Yâ Muhammed!’ Ve geldi mi sana, İbrâhîm’in ikrâm edilen (insan görünümündeki melek) misafirlerinin hadisesi?

 

51:25  İz dehalû aleyhi fe kâlû selâmâ (selâmen), kâle selâm (selâmun), kavmun munkerûn (munkerûne).

 

Girdikleri zaman karşısına ‘çıkıp’, hemen dediler ki: „ Selâm! “. ‘İbrâhîm’ dedi ki: „ Selâm! Tanınmayan bir toplumsunuz! “.

 

51:26  Fe râga ilâ ehlihî fe câe bi iclin semînin.

 

Bunun üzerine usulca gidip ‘ev’ ahalisine; derken, geldi semiz ‘kızartılmış’ bir dana ile.

 

51:27  Fe karrebehû ileyhim kâle e lâ te’kulûn (te’kulûne).

 

Hemen yaklaştırdı (ikram etti) onu onlara, dedi ki: „ Yemez misiniz?…

 

51:28  Fe evcese minhum hîfeh (hîfeten), kâlû lâ tehaf, ve beşşerûhu bi gulâmin alîm (alîmin).

 

Ne var ki, korku düştü ‘içine’ onlardan. ‘Melekler’ dediler ki: „ Korkma! “. Ve müjdelediler ona bir oğlan ki, bilgin ‘olacak’!

 

51:29  Fe akbeletimreetuhu fî sarretin fe sakket vechehâ ve kâlet acûzun akîmun.

 

Derken ‘orada’ bulunan karısı, çığlıkla hemen yüzünü tokatlayıp ve dedi ki: „ Kısır, âciz bir kocakarıdan!?… “.

 

51:30  Kâlû kezâliki kâle rabbuk (rabbuki), innehu huvel hakîmul alîmu.

 

‘Melekler’ dediler ki: „ İşte böyledir! Rabbin der ‘bunu’! “. Şüphesiz ki O… O’dur, âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmeden; en iyi bilen!

 

51:31  Kâle fe mâ hatbukum eyyuhel murselûn (murselûne).

 

‘İbrâhîm’ dedi ki: „ Öyleyse nedir maksadınız? Ey gönderilmiş ‘elçiler’! “.

 

51:32  Kâlû innâ ursilnâ ilâ kavmin mucrimîne.

 

‘Melekler’ dediler ki: „ Doğrusu biz, ‘günah’ suçluları bir topluma gönderildik! “.

 

51:33  Li nursile aleyhim hıcâreten min tînin.

 

Ki, göndermemiz için üzerlerine kilden taş.**

 

>7:94, 7:95, 11:117, 12:109, 14:4, 15:4, 17:58, 23:76, 26:208<

 

Hz. Lût a.s.’ın halkının inkârı ve yok edilmeleri: – https://ikra.vision

 

51:34  Musevvemeten inde rabbike lil musrifîn (musrifîne).

 

‘O taş’, Rabbinin nezdinde nişaneliktir* ki, israf ‘aşırılık’ edenlere.

 

>7:84, 11:82, 15:74, 26:173, 27:58, 37:136<

 

51:35  Fe ahrecnâ men kâne fîhâ minel mû’minîn (mû’minîne).

 

Böylelikle çıkardık orada olan ‘samimi’ inanan kimseleri.*

 

>10:103, 21:88, 30:47, 40:51<

 

51:36  Fe mâ vecednâ fîhâ gayre beytin minel muslimîn (muslimîne).

 

Ne var ki bulamadık orada, bir ev ‘ahalisinden’ gayrı Müslümanlardan (Allâh’a teslimiyeti benimseyenlerden).*

 

>27:81, 28:52, 28:53, 30:53<

 

51:37  Ve tereknâ fîhâ âyeten lillezîne yehâfûnel azâbel elîm (elîme).

 

Ve bıraktık orada âyet ‘alâmet’* elem azaptan korkan kimselere.

 

Arkeoloji ve kalıntıların araştırılmasına teşvik: – https://ikra.vision

 

51:38  Ve fî mûsâ iz erselnâhu ilâ fir’avne bi sultânin mubînin.

 

Ve Mûsâ da, gönderdiğimiz zaman onu Firavuna apaçık bir delille.

 

51:39  Fe tevellâ bi ruknihî ve kâle sâhırun ev mecnûnun.

 

Bunun üzerine döndü erkânıyla ve dedi ki: „ ‘Dalavereci’ bir sihirbaz veya delirmiş! “.*

 

>7:94, 7:95, 11:117, 12:109, 14:4, 15:4, 17:58, 23:76, 26:208<

 

51:40  Fe ehaznâhu ve cunûdehu fe nebeznâhum fîl yemmi ve huve mulîm (mulîmun).

 

Bunun üzerine aldık ‘yakaladık’ onu ve ordularını; derken attık onları akarsuya.* Ve o ‘Firavun’, (Allâh’a isyanıyla) kabahatliydi.

 

Firavun, Haman ve Karun’un inkârı ve yok edilmeleri: – https://ikra.vision

 

51:41  Ve fî âdin iz erselnâ aleyhimur rîhal akîm (akîme).

 

Ve Âd’a (Hûd’un halkına), göndermiştik üzerlerine ‘kasıp kavuran’ kısır bir yel.

 

Hz. Hûd a.s.’ın Âd halkının inkârı ve yok edilmeleri: – https://ikra.vision

 

>7:94, 7:95, 11:117, 12:109, 14:4, 15:4, 17:58, 23:76, 26:208<

 

51:42  Mâ tezeru min şey’in etet aleyhi illâ cealethu ker remîm (remîmi ).

 

Ki, bırakmaz ‘hiçbir’ şeyi geldi mi üzerine ki, onu kırıntı gibi yapar.

 

51:43  Ve fî semûde iz kîle lehum temetteû hattâ hînin.

 

Ve Semûd’a (Sâlih’in halkına), denilmişti onlara ki: „ Menfaatlenin bir müddete’ kadar! “.*

 

>3:185, 10:23, 10:58, 13:26, 17:18, 17:19, 17:20, 25:15, 28:61, 57:20<

 

51:44  Fe atev an emri rabbihim fe ehazethumus sâikatu ve hum yenzurûn (yenzurûne).

 

Derken başkaldırdılar Rablerinin emrinden ‘çıkıp’. Böylelikle aldı ‘yakaladı’ onları (şok eden, bayıltan) bir çarpılma ve onlar bakınırlarken.*

 

Hz. Sâlih a.s.’ın Semûd halkının inkârı ve yok edilmeleri: – https://ikra.vision

 

51:45  Fe mestetâû min kıyâmin ve mâ kânû muntesirîne.

 

Artık mecal edemezler ayakta kalmaya. Ve ‘el birliğiyle’ yardımlaşamadılar.

 

51:46  Ve kavme nûhın min kabl (kablu), inne hum kânû kavmen fâsıkîn (fâsıkîne).

 

Ve Nûh halkı da, öncesinden. Muhakkak ki onlar da, fesat toplumdular.

 

51:47  Ves semâe beneynâhâ bi eydîn ve innâ le mûsiûn (mûsiûne).

 

Ve gök… Ki, yapılandırdık onu ellerimizle ‘kudretimizle’!* Ve muhakkak ki Biz, ‘onu’ elbette ‘hâlâ’ genişleticileriz!*

 

Göklerin ve yeryüzünün, Allâh’ın emriyle oluştuğu: – https://ikra.vision

 

Göğün genişletildiği: – https://ikra.vision

 

51:48  Vel arda fereşnâhâ fe ni’mel mâhidûn (mâhidûne).

 

Ve yeryüzü… Ki, yayıp döşedik onu! O hâlde ne müthiş düzenleyip döşeyenleriz!*

 

Dünya’nın yaratılması: – https://ikra.vision

 

51:49  Ve min kulli şey’in halaknâ zevceynî leallekum tezekkerûn (tezekkerûne).

 

Ve her bir şeyden (oluşumu yapılandırılarak) eşli yarattık. Ki, belki hatırda tutarsınız!*

 

>2:2, 7:52, 10:38, 10:57, 16:102, 17:82, 17:106, 26:192, 26:193, 26:194, 26:195, 36:69<

 

51:50  Fe firrû ilâllâh (ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn (mubînun).

 

‘Yâ Muhammed! De ki’: „ O hâlde firar edip ‘kurtulun’ Allâh’a!* Muhakkak ki ben, sizleri apaçık ‘kıyâmetle’ uyaranım!*

 

>2:38, 6:130, 6:131, 14:4, 16:36,, 28:46, 32:3, 34:44, 35:24, 35:25, 36:6, 46:3, 62:2<

 

>2:151, 3:184, 4:41, 4:79, 4:166, 6:42, 7:184, 11:17, 14:1, 16:89, 17:77, 23:70, 34:46, 47:14<

 

51:51  Ve lâ tec’alû meallâhi ilâhen âhar (âhara), innî lekum minhu nezîrun mubîn (mubînun).

 

Ve kılmayın Allâh ile beraber diğerlerini de ilâh. Muhakkak ki ben, sizleri apaçık ‘kıyâmetle’ uyaranım! “.*

 

>2:151, 3:184, 4:41, 4:79, 4:166, 6:42, 7:184, 11:17, 14:1, 16:89, 17:77, 23:70, 34:46, 47:14<

 

51:52  Kezâlike mâ etellezîne min kablihim min resûlin illâ kâlû sâhırun ev mecnûn (mecnûnun).

 

İşte bunun gibi, gelmedi ki onlardan önceki kimselerden de ‘bazılarına’ (ilk çağdaki putlara tapanlardan sonraki atalarına), ‘hiçbir’ elçiden ki, demiş olmasınlar: „ ‘Dalavereci’ bir sihirbaz veya delirmiş! “.**

 

>7:94, 7:95, 11:117, 12:109, 14:4, 15:4, 17:58, 23:76, 26:208<

 

>15:6, 37:36, 51:52, 52:29, 52:33, 68:2, 68:51, 69:40, 69:41, 69:42, 69:43, 69:44, 69:45, 69:46, 81:22<

 

51:53  E tevâsav bih (bihî), bel hum kavmun tâgûn (tâgûne).

 

Öğütlerler mi onu (bir sonraki nesle)? Yok… Onlar da haddi aşan bir toplum!*

 

>1:6, 2:256, 2:257, 4:51, 4:60, 4:76, 5:60, 5:77, 51:53, 52:32, 68:31<

 

51:54  Fe tevelle anhum fe mâ ente bi melûm (melûme).

 

‘Yâ Muhammed!’ O hâlde dön onlardan! Bu yüzden sen, kınanacak değilsin!

 

51:55  Ve zekkir fe innez zikrâ tenfeul mû’minîn (mû’minîne).

 

Ve hatırlat, çünkü ‘bu, hakikat bilgisini’ hatırlatmadır* ki, fayda sağlar ‘samimi’ inananlara!*

 

>2:38, 6:130, 6:131, 14:4, 16:36,, 28:46, 32:3, 34:44, 35:24, 35:25, 36:6, 46:3, 62:2<

 

>3:191, 30:8, 38:27, 44:38, 44:39, 45:22, 51:56, 75:36<

 

51:56  Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya’budûn (ya’budûni).

 

Ve (oluşumu yapılandırılarak) yaratmadım, cinleri (görünmeyen varlıkları) ve insanları ki, ‘hizmetle, ibadetle’ kulluk etmeleri dışında ‘bir şeye’.***

 

>3:83, 13:15, 16:48, 16:49, 17:44, 17:107, 22:18, 32:15, 41:37, 53:62<

 

>2:21, 2:152, 2:153, 2:186, 7:55, 7:56, 7:180, 7:205, 15:98, 15:99, 17:110, 20:7, 59:24, 98:5<

 

(Allâh’ın yarattığı tüm ne varsa, Zât’ının koyduğu doğa yasalarına uyup, yaratılış amaçları gereği işlevlerine devam ederler; dolayısıyla, istekli veya isteksiz O’nun buyruğuna riayet etmiş ve kendi usullerince yüceliğini övüp, ibadet etmiş olurlar. Hür iradeyle kulluğunun bilincini yaşayan Allâh’ın rızasını kazanan kulları ise, O’nun yüceliğini, hamd, minnet ile överek bilinçli ibadet ederler!)

 

51:57  Mâ urîdu minhum min rızkın ve mâ urîdu en yut’imûni.

 

Ve değil muradım onlardan bir rızık ‘edinmek’; ve değil muradım Beni doyurmaları!

 

>17:29, 25:67, 47:36, 47:37, 47:38, 51:56, 51:57, 51:58<

 

51:58  İnnallâhe huver rezzâku zul kuvvetil metîn (metînu).

 

Şüphesiz ki Allâh… O’dur, rızıklandıran!* Sağlam; kuvvet sahibidir!

 

>11:6, 15:19, 15:20, 20:132, 22:28, 29:60, 34:24, 34:39, 35:15, 47:38, 51:58<

 

51:59  Fe inne lillezîne zalemû zenûben misle zenûbi ashâbihim fe lâ yesta’cilûni.

 

Öyle ki, muhakkak ki zalim kimselere, sahabelerinin suçları benzeri suçların ‘azabı vardır’.* Öyleyse acele istemesinler Benden!*

 

>51:59, 52:47<

 

>10:53, 10:54, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 16:111, 18:47, 20:15, 21:104, 24:24, 29:55, 30:14, 40:16, 40:18, 40:59, 44:10, 44:11, 51:22, 52:9, 53:57, 70:8, 73:14, 73:18, 101:105<

 

51:60  Fe veylun lillezîne keferû min yevmihimullezî yûadûn (yûadûne).

 

Bu yüzden vay haline, ‘hakikat bilgisini’ inkâr eden kimselerin ki o, onlara vadedilen günlerinin.**

 

>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 21:98, 36:63, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<

 

İnkârcılar ve günahkârların ikinci dirilişi: – https://ikra.vision