6. EN’ÂM:

 

„ Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm! Bismillâhirrahmânirrahîm! “.

 

„ Sığınırım Allâh’a, şeytanın ‘şerrinden’ ki, taşlanmış ‘rahmetinden kovulmuştur’!*

 

>7:200, 15:34, 16:98<

 

Allâh adına… Ki, sonsuz şefkatle merhamet edendir; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir! “.

 

 

6:1      ‘Esas’ yüceltilme, övgü, ‘sırf’ Allâh’a ‘yaraşır’! Ki Zât’ı, oluşumunu yapılandırarak yarattı, gökleri ve yeri! Ve yarattı karanlıkları ve aydınlığı! Sonra da o kimseler ki, inkâr eden Rablerini; ‘Zât’ına yarattıklarını’ denk tutuyorlar.*

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

6:2      O’dur ki Zât’ı, oluşumunu yapılandırarak yarattı sizleri, kilden (özümlenme ile vücuda yarayışlı biçime sokularak, dokuların yapısında yer alışı)!* Sonra olmasına ‘takdir etti, bir’ vade.* Ve ‘bir’ vade ki, adlandırılmıştır O’nun katında ‘Levh-i Mahfûz’da’ (Allâh’ın ilminin, saklanmış ve korunmuş kayıt levhası)!* Sonra da sizler, şüphe ediyorsunuz!

 

>15:26, 20:55, 55:14, 71:17<

 

>3:145, 6:2, 7:34, 11:104, 13:38, 15:4, 15:5, 17:13, 18:49<

 

>6:59, 13:39, 36:12, 57:22, 85:21, 85:22<

 

6:3      Ve O’dur, Allâh, göklerde ve yerde! Ki bilir, sırrınızı ve açıkladığınızı ve bilir, kazanacağınız şeyi (muvaffakiyet; ceza)!*

 

>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 67:13, 67:14<

 

6:4      Ve gelmez ki, onlara ‘hakikati örtmeye şartlanmışlara, bir’ âyet, âyetlerinden ‘hakikat bilgisinden’ Rablerinin ki, olmasınlar ona aldırış etmemiş.

 

6:5      O zaman yalanlamışlardı hakkı ‘İlâhî esasları’, geldiğinde onlara. O hâlde ‘âhirette’ gelecek onlara havadisleri, onunla alay etmiş oldukları şeyin.*

 

>2:15, 6:5, 6:10, 7:101, 10:11, 13:32, 14:42<

 

6:6      Görmüyorlar mı ki, nicelerini yok ettik, onlardan önceki ‘uyarılan inkârcı’ uygarlıklardan? İmkânlandırdık onları yeryüzünde ki, sizleri imkânlandırmadığımız şekilde. Ve gönderdik gökten, üzerlerine sağanak. Ve var ettik nehirler ki, akardı onların altından. Fakat yok ettik onları ‘uyarılan inkârcıları’, suçları ‘sebebiyle’.* Ve inşa ettik, onların ardından başka uygarlıklar.

 

>6:42, 6:43, 6:44, 6:45, 7:95, 7:96, 7:97, 7:98, 11:117, 15:4, 19:74, 19:75, 21:6, 23:64, 23:76<

 

6:7      ‘Yâ Muhammed!’, Ve olsa ki, indirseydik sana ‘hakikat bilgisini’, kâğıt üzerine yazılmış kitap; öyle ki, mutlaka dokunsalar ona elleriyle de, mutlaka derdi o kimseler ki, ‘hakikat bilgisini’ örtmeye şartlanmışlardır: „ Bu ancak apaçık sihirdir ‘dalaveredir’! “.

 

6:8      Ve dediler ki ‘hakikati örtmeye şartlanmışlar’: „ İndirilseydi ya ona ‘Muhammed aleyhisselâm’a’, bir melek! “.* Ve olsa ki, indirseydik ‘bir’ melek, elbette bitirilirdi emir ‘kıyâmet hükmü yerine getirilirdi’. (Mesele kapanır, peygambere ihtiyaç kalmaz, işleri Allâhû Teâlâ’ya kalır).* Sonra da göz açtırılmaz ‘süre verilmez’.

 

>4:153, 6:109, 7:146, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51<

 

>2:210, 5:109, 6:57, 6:58, 10:11, 10:50, 10:51, 13:6, 14:42, 15:8, 16:1, 16:33, 16:61, 17:11, 18:58, 18:59, 25:25, 25:26, 35:45, 39:69, 47:18<

 

6:9      Ve eğer onu ‘istedikleri elçiyi’ kılsaydık ‘bir’ melek ki, onu mutlaka adam ‘insanoğlu’ var ederdik. Ve şüphe ettikleri şeyi, mutlaka onlara ‘yine’ şüphe ettirirdik.

 

6:10    ‘Yâ Muhammed!’, Ve andolsun ki, alay edildi elçilerle, senden önce de! Böylelikle sarıverdi onlardan eğlenen kimseleri, onunla alay etmiş oldukları şey.*

 

>2:15, 6:5, 6:10, 7:101, 10:11, 13:32, 14:42<

 

6:11    ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ ‘İsterseniz’ dolaşın yeryüzünde, sonra bakın, nasıl oldu âkıbeti ‘hakikat bilgisini’ yalanlayanların! “.*

 

>6:135, 7:128, 11:49, 13:22, 13:24, 13:35<

 

6:12    ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Kimindir, ne varsa göklerde ve yerde?.. “. De ki: „ Allâh’ındır!.. “. ‘Kaide olarak’ yazdı, Zât’ına ki, ‘yarattıklarına’ bahşetmeyi, bağışlamayı, merhametle esirgemeyi! Mutlaka toplar sizleri kıyâmet gününde ki, kuşku yoktur onda!* O kimselerdir ki ‘hakikati örtmeye şartlanmışlar’, canlarını hüsrana uğratanlardır. Artık onlar, ‘Kur’ân-ı Kerîm’in bildirdiği neticesine’ inanmazlar!*

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

>2:6, 6:12, 6:109, 6:110, 6:111, 7:146, 8:55, 10:39, 10:40, 10:97, 17:10, 26:201, 26:202, 26:203<

 

6:13    Ve Zât’ının dır, gecede ve gündüzde sükûn şeyler! Ve O’dur, işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet eden; en iyi bilen!

 

6:14    ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Allâh’tan başkasını mı himayeci edineyim? “. Ki, örneksiz, sanat inceliğinde üstün yarattı gökleri ve yeri! Ve O’dur, besleyen ve beslenmeyen! De ki: „ Muhakkak ki ben, emrolundum ki, öncüsü olmamla ‘Allâhû Teâlâ’ya’ teslimiyeti benimseyen kişilerin! Ve ‘ne yapsan inanmazlar’,* olma ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıranlardan ‘yana’!

 

>4:153, 6:109, 7:146, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51<

 

6:15    ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Muhakkak ki ben, korkarım eğer isyan edersem Rabbime, büyük günün azabından! “.

 

6:16    Kim ki, savuşturuldu ondan ‘azap’, izin günü (Allâhû Teâlâ’nın izniyle gerçekleşecek kıyâmet günü)* o hâlde, ona, bahşetmiş, bağışlamış, merhametle esirgemiştir. Ve işte budur apaçık başarı.

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

6:17    Ve eğer dokundurursa sana Allâh ‘bir’ zarar, artık yoktur kaldıracak onu, O’ndan başka! Ve eğer dokundurursa sana ‘bir’ hayır, o hâlde O’dur, her şey üzerinde irade ettiğini, icraya kudretli!

 

6:18    Ve O’dur, kullarının üstünde yegâne kahredici! Ve O’dur, âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmeden; haberdar, üstün bilgi sahibi!

 

6:19    ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Hangi şey daha büyüktür şahitlikte? “. De ki: „ Allâh şahittir, benim ve sizlerin arasında! Ve vahyedildi ki, bana bu Kur’ân, onunla uyarman için sizleri ve kime ulaştıysa ‘onu da’.* Muhakkak sizler, elbette şahitlik ediyor musunuz, Allâh ile beraber başka ilâhların olduğuna? “.* De ki: „ Ben şahitlik yapmam! “. De ki: „ Ancak O’dur, tek İlâh! Ve muhakkak ki, alâkasızım ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştırdığınız şeylerden! “.

 

>2:151, 3:164, 3:184, 4:41, 4:166, 6:42, 14:44, 16:44, 16:89, 17:77, 28:47, 62:2<

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

6:20    O kimseler ki, kitap ‘hakikat bilgisi’ verdiklerimiz onlara ‘Yahudiler ve Hristiyanlardan bazıları’, tanırlar onu ‘Muhammed aleyhisselâm’ı, kendi’ oğullarını tanıdıkları gibi. O kimselerdir ki ‘hakikati örtmeye şartlanmışlar’, canlarını hüsrana uğratanlardır. Ve artık onlar, ‘Kur’ân-ı Kerîm’in bildirdiği neticesine’ inanmazlar!*

 

>4:153, 6:109, 7:146, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51<

 

6:21    Ve kimdir daha zalim o kimseden ki, uydurur Allâh ‘adına’ yalanla?!* Veya yalanladı âyetlerini ‘hakikat bilgisini’. Muhakkak ki o zalimler, felâha eremezler!

 

>2:168, 2:169, 7:33, 16:116<

 

6:22    Ve o gün ‘kıyâmet sonrası âhirette’;* toplatırız onları topluca, sonra deriz ki, ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıran kimselere: „ Ortaklarınız (ilâhlarınız) nerede, zanda bulunmuş olduğunuz? “.*

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

6:23    Sonra olmadı fitneleri ‘zararları’, demelerinden başka ki: „ Vallâhi Rabbimiz… Değildik, ‘Sana’ ortak yakıştıranlar! “.

 

6:24    Bak nasıl, benlikleri aleyhine yalan söylediler! Ve saptı (hatırdan, gönülden çıkarıldı) onlardan, uydurmuş oldukları şeyler ‘ilâhları’.*

 

>2:166, 4:117, 6:100, 10:28, 10:29, 14:36, 16:86, 18:52, 19:82, 21:65, 25:17, 28:63, 29:25, 34:40, 34:41, 35:14, 46:5, 46:6<

 

6:25    ‘Yâ Muhammed!’, Ve onlardan kimileri seni dinlerler! Ve kıldık kalplerine kılıflar ki, anlamalarına ‘karşı’ onu (Kur’ân-ı Kerîm). Ve kulaklarında sağırlık vardır (anlamak istemedikleri için, idrak kuvveleri kilitlidir).* Ve eğer görseler de tüm âyetleri ‘alâmetleri’, inanmazlar ona!* Hatta geldikleri zaman sana, mücâdele ederler seninle de, diyorlar o kimseler ki, ‘hakikat bilgisini’ örtmeye şartlanmışlardır: „ Bu ise, evvelkilerin masallarından başka ‘bir şey’ değildir! “.*

 

>2:171, 6:104, 7:179, 8:23, 10:100, 13:19, 17:72, 17:97, 21:45, 25:44, 67:10<

 

>4:153, 6:109, 7:146, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51<

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

6:26    Ve onlar, men ederler ondan (Kur’ân-ı Kerîm) ve uzaklaşırlar ‘kendileri de’ ondan. Ve mahvederlerse de ‘zaten’ benliklerinden başkasını ‘değil’.* Ve ‘bunun’ farkında ‘bile’ değillerdir.

 

>14:30<

 

6:27    ‘Yâ Muhammed!’, Ve bir görseydin, durduruldukları zaman ateşin üzerinde! O zaman derler ki: „ Yâ, keşke ‘dünyaya’ geri döndürülsek ve yalanlamayıp âyetlerini ‘hakikat bilgisini’ Rabbimizin ve olurduk ‘samimiyetle’ inananlardan! “.**

 

>2:167, 6:27, 6:30, 6:111, 7:44, 7:53, 8:50, 10:52, 15:2, 16:85, 39:71, 67:8, 69:25, 78:40, 89:23<

 

>4:73, 6:27, 18:42, 25:27, 33:66, 43:38, 78:40, 89:24<

 

6:28    Yok, ‘böyle söylüyorlar ki’ başladılar ‘anlamaya’, öncesinden saklıyor oldukları şeyleri ‘cezayı’. Ve ‘bilinçleri yenilenip, dünyaya’ geri döndürülselerdi, mutlaka geri dönerlerdi ondan men edildikleri şeylere.* Ve muhakkak ki onlar, elbette yalancılardır!*

 

>6:109, 6:110, 6:111, 7:53<

 

>16:105, 18:49, 22:76, 23:105, 25:11, 27:83, 29:3, 29:68, 41:20, 43:80, 50:16, 50:17, 50:18, 52:11, 69:49<

 

6:29    Ve derler ki: „ Hayatımız ki, o ise, dünya ‘yaşamından’ başka değildir. Ve ‘mezardan’ çıkarılacak ta değiliz! “.*

 

>6:30, 36:81, 46:33, 50:15, 75:40, 83:4<

 

6:30    ‘Yâ Muhammed!’, Ve bir görseydin, durduruldukları zaman Rableri huzurunda! Denir ki: „ Bu ‘çıkarılış’ gerçek değil mi? “. Derler ki: „ Yok ‘gerçek’ ve Rabbimiz hakkı için! “. ‘Melek’ der ki: „ O hâlde tadın azabı!* İnkâr etmekte olduğunuz şeylerden. “.*

 

>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 36:63, 39:8, 40:6<

 

6:31    Hüsrana uğradılar o kimseler ki, yalanladılar Allâh’a kavuşmayı. Ta ki, o saat (kıyâmet)* ansızın geldiği zaman onlara, derler ki: „ Ah içimiz sızlıyor, orada ‘dünyada’ ihmâl ettiğimiz şeyler üzere. “.* Ve onlar, taşırlar sırtlarının üzerinde yüklerini ‘günahlarını’. Ne kötü değil mi, yüklendikleri şey?!

 

>6:31, 6:47, 6:134, 10:53, 10:54, 20:15, 22:55, 29:53, 40:59, 51:14, 67:25, 67:27<

 

>2:167, 6:27, 6:30, 6:111, 7:44, 7:53, 8:50, 10:52, 15:2, 16:85, 39:71, 67:8, 69:25, 78:40, 89:23<

 

6:32    Ve dünya hayatı, oyun ve eğlenceden başka ‘bir şey’ değildir! Ve elbette âhiret yurdu en hayırlısıdır ‘günahlardan’ korunan kimselere.* Hâlâ akıl yürütmez misiniz!?

 

>3:157, 10:58, 17:18, 17:19, 17:20, 57:20<

 

6:33    ‘Yâ Muhammed!’, Biliyorduk ki, mutlaka o, elbet hüzünlendiriyor seni, onların söyledikleri! Ne var ki, muhakkak ki onlar ‘aslında’ seni yalanlamıyorlar ve lâkin zalimler, âyetlerine ‘hakikat bilgisine’ Allâh’ın, cebelleşiyorlar.

 

6:34    ‘Yâ Muhammed!’, Ve andolsun ki, yalanlandı ‘diğer’ elçiler senden önce de! Fakat sabrettiler yalanlandıkları şeylere ve uğradıkları eziyetlere ki, onlara gelinceye kadar yardımımız. Ve değiştirebilecek yoktur kelâmını ‘hakikat bilgisini’ Allâh’ın! Ve andolsun ki, ‘bazı yalanlanan’ gönderilmiş ‘elçilerin’ havadisinden geldi sana.

 

6:35    ‘Yâ Muhammed!’, Ve büyük ‘ağır’ gelirse sana, ‘çağrıya’ aldırış etmemeleri, haydi mecal edeceksen amacına, yere ‘inebileceğin’ bir delik ‘aç’ veya göğe ‘tırmanacağın’ basamaklı bir merdiven ‘koy’, böylelikle getir onlara bir âyet ‘alâmet’! Ve eğer dileseydi Allâh, ‘insanı tercihsiz kılmayı’, yönlendirilme üzerinde elbette toplardı onları. O hâlde ‘ne yapsan inanmazlar’,* olma cahillerden ‘düşüncesizlerden’!

 

>4:153, 6:109, 7:146, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51<

 

6:36    Ancak ki, ‘çağrıya’ duyan kimseler icabet ederler. Ve ölüleri, Allâh çıkarır onları.* Sonra Zât’ına döndürülecekler!*

 

>7:57, 10:45, 17:52, 20:102, 20:103, 20:104, 23:112, 23:113, 23:114, 23:115, 30:55, 30:56, 46:35, 79:46<

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

6:37    Ve dediler ki ‘hakikati örtmeye şartlanmışlar’: „ İndirileydi ya ona ‘Muhammed aleyhisselâm’a’, bir âyet ‘alâmet’ Rabbinden! “.* ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Şüphesiz ki Allâh, irade ettiğini, icraya kudretlidir! Ki, indirmeye de bir âyet ‘alâmet’! “. Ve lâkin onların birçoğu, bilmezler.

 

>4:153, 6:109, 7:146, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51<

 

6:38    Ve yoktur yeryüzünde ‘hiç’ bir mahlûkatlardan ve ne de kanatlarıyla uçan kuşlar ki, sizler emsali ümmet olmasınlar! İhmâl etmedik kitapta ‘Levh-i Mahfûz’da’, (Allâh’ın ilminin, saklanmış ve korunmuş kayıt levhası)* ‘hiçbir’ şeyden! Sonra Rableri ‘huzuruna’ toplatılırlar.*

 

>6:59, 13:39, 36:12, 57:22, 85:21, 85:22<

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

6:39    Ve o kimseler ki, yalanladılar âyetlerimizi ‘hakikat bilgisini.* Onlar, idrak etmek istemedikleri için’ sağırdır ve dilsizdir karanlıklar ‘İlâhî esaslar bilgisizliği’ içinde.* Kime dilerse Allâh, ‘hakikati örtmeye şartlandığı için’ şaşkın bırakır onu* ve kime dilerse de, kılar onu ‘razı olduğu’ yol istikâmeti üzere.*

 

>6:42, 6:43, 6:44, 6:45, 7:95, 7:96, 7:97, 7:98, 11:117, 15:4, 19:74, 19:75, 21:6, 23:64, 23:76<

 

>2:171, 6:104, 7:179, 8:23, 10:100, 13:19, 17:72, 17:97, 21:45, 25:44, 67:10<

 

>4:48, 6:88, 7:146, 8:23, 8:51, 9:80, 16:107, 16:108, 40:12, 47:28<

 

>2:256, 5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 18:29, 31:22, 39:41, 57:20, 64:11<

 

6:40    ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’ de ki: „ Bakın ki, eğer gelse sizlere ‘ansızın’ azabı Allâh’ın, veya geldiğinde sizlere o saat (kıyâmet),* Allâh’tan başkasına mı davet ‘dua’ edersiniz ‘itiraf edin’, eğer samimilerseniz?! “.

 

>6:31, 6:47, 6:134, 10:53, 10:54, 20:15, 22:55, 29:53, 40:59, 51:14, 67:25, 67:27<

 

6:41    Yok yalnızca O’na davet ‘dua’ edersiniz. Artık kaldırır davet ‘dua’ ettiğiniz şeyi Zât’ına, eğer dilerse. Ve ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştırdığınız şeyleri unutursunuz.

 

6:42    ‘Yâ Muhammed!’, Ve andolsun ki, gönderdik ümmetlere ‘nice elçileri’ senden önce de!* Öyle ki, aldık ‘sınadık’ onları ‘halkını’ baskı altında ve darlıkla ki, belki yalvarırlar!

 

>2:151, 3:164, 3:184, 4:41, 4:166, 6:42, 14:44, 16:44, 16:89, 17:77, 28:47, 62:2<

 

6:43    Ancak oysa ki, geldiği zaman onlara baskımız, yalvarsalardı ya. Ve lâkin kalpleri katılaştı. Ve süsledi ‘cazip gösterdi’ şeytan onlara, gayret ediyor oldukları şeyleri.*

 

>2:208, 2:268, 4:120, 5:91, 6:121, 8:48, 14:22, 16:99, 17:62, 17:63, 17:64, 17:65, 24:21, 35:6<

 

6:44    Artık unuttuklarında ki, o ‘hakikat bilgisiyle’ hatırlatıldıkları şeyi, açtık onlara her şeyin kapısını ta ki, verildikleri şeylerle ‘imkânlarla’ ferahlandıkları zaman, aldık ‘yakaladık’ onları ansızın.* Böylelikle onlar, şaşkınlardır.

 

>6:42, 6:43, 6:44, 6:45, 7:95, 7:96, 7:97, 7:98, 11:117, 15:4, 19:74, 19:75, 21:6, 23:64, 23:76<

 

6:45    Böylelikle kesildi arkası ki o, zulmeden toplumundaki kimselerin. Ve ‘Esas’ yüceltilme, övgü, ‘sırf’ Allâh’a ‘yaraşır’! Ki, Rabbidir var olan her şeyin!*

 

>17:44, 26:23, 26:24, 42:11, 59:22, 59:23, 59:24, 112:4<

 

6:46    ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’ de ki: „ Bakar mısınız, eğer alsa Allâh, duyma ve görme duyularınızı ve mühürlese kalplerinizin üzerini ilâh kimdir Allâh’tan başka, sizlere ‘geri’ getirecek onları?! “. Bak nasıl ayrıntılarıyla açıklıyoruz âyetleri ‘hakikat bilgisini’. Sonra da onlar, ‘hakikat bilgisinden’ dönüp gidiyorlar.*

 

>7:86, 8:36, 11:19, 14:3, 16:88<

 

6:47    ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’ de ki: „ Bakın ki, eğer gelse sizlere ansızın azabı Allâh’ın, veya açıkça, zalimler toplumundan başkası mı mahvedilir!? “.*

 

>6:31, 6:47, 6:134, 10:53, 10:54, 20:15, 22:55, 29:53, 40:59, 51:14, 67:25, 67:27<

 

6:48    Ve göndermeyiz, gönderilmiş elçileri, ‘olmaları’ dışında ki, ‘hakikat bilgisi ve cennetle’ müjdeleyiciler ve ‘kıyâmetle’ uyaranlar.* Ancak kim, ‘samimiyetle’ inanır ve ‘gidişatı’ düzeltirse, artık korku yoktur onlara ve ne de hüzünlenirler!

 

>2:38, 5:70, 14:4, 16:36, 2:121, 16:84, 28:59, 28:75, 39:71, 62:2<

 

6:49    Ve o kimseler ki, yalanladılar âyetlerimizi ‘hakikat bilgisini’.* Dokunacak onlara azap,* fesat olmaları sebebiyle.

 

>6:42, 6:43, 6:44, 6:45, 7:95, 7:96, 7:97, 7:98, 11:117, 15:4, 19:74, 19:75, 21:6, 23:64, 23:76<

 

>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 36:63, 39:8, 40:6<

 

6:50    ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Demiyorum sizlere, yanımdadır hazineleri Allâh’ın ve bilmiyorum algılanamayanı ve demiyorum sizlere ki, muhakkak ki ben, bir meleğim. Ki, ancak bana vahyolunan şeye ‘İlâhî esaslara’ uyarım! “. De ki: „ Hiç eşit olur mu kör ve gören? Hâlâ inceden inceye düşünmez misiniz? “.*

 

>2:171, 6:104, 7:179, 8:23, 10:100, 13:19, 17:72, 17:97, 21:45, 25:44, 67:10<

 

6:51    ‘Yâ Muhammed!’, Ve uyar onunla ‘kıyâmetle’!* Rableri ‘huzuruna’ toplatılacaklarından korkan kimseleri.* Yoktur onlara ki, O’ndan ‘Allâhû Teâlâ’dan’ ilişiksiz; himayeci ve şefaatçi!* Ki, belki ‘günahlardan’ korunurlar!

 

>2:151, 3:164, 3:184, 4:41, 4:166, 6:42, 14:44, 16:44, 16:89, 17:77, 28:47, 62:2<

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

>19:87, 21:28, 39:43, 39:44, 53:26, 78:38<

 

6:52    ‘Yâ Muhammed!’, Ve ‘fakir inançlıları’ kovma! O kimseler, davet ‘dua’ ederler Rablerine erkenden ve gün batımı ki, muratları, yüzünü ‘rızasını’ istemektir. Senin üzerine olmaz ki, onların hesabından bir şey ‘sorumluluk ki, onları kovman gereksin’; ve olmaz senin hesabından da onların üzerine bir şey. Artık onları kovarsan, o hâlde olursun zalimlerden!

 

6:53    Ve böylelikle sınadık onların bazılarını bazılarıyla ‘Kureyş’in seçkinlerini, fakirlerle’, ki, söylemeleri için: „ Şunlar mı aramızdan, Allâh’ın, üzerlerine lütfettikleri? “. Değil midir ki Allâh, şükredenleri en iyi bilen?!

 

6:54    ‘Yâ Muhammed!’, Ve geldikleri zaman sana, o kimseler ki, inananlardır âyetlerimize ‘hakikat bilgisine’; o hâlde de ki: „ Selâmun aleykum! ‘Esenlik üzerinize!’ “.* ‘Kaide olarak’ yazdı Rabbiniz, Zât’ına ki, ‘yarattıklarına’ bahşetmeyi, bağışlamayı, merhametle esirgemeyi! Oldu ki, sizlerden kim, gayretlenir bir kötülüğe cahillikle ‘düşüncesizce’, sonra da tövbe eder de ve ‘gidişatı’ düzeltirse ardından, o hâlde O ‘Allâhû Teâlâ’, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır;* inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!

 

>4:86<

 

>5:39, 15:49, 17:25, 20:82, 25:71, 28:16, 39:53<

 

6:55    Ve işte böyle, detaylandırırız âyetleri ‘hakikat bilgisini’. Ve belirir ‘günah’ suçlularının yolu.

 

6:56    ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Muhakkak ki ben, men edildim ‘hizmetle, ibadetle’ kul olmaktan onlara ‘kutsallaştırılan zât’a, puta’ ki, davet ‘dua’ ediyorsunuz; ki, Allâh’a ilişiksizdirler! “.* De ki: „ Uymam emellerinize ki, o zaman, sapmış olurum ve olmam ‘Allâhû Teâlâ’nın razı olduğu yola’ yönlendirilmiş. “.*

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

>5:48, 5:49, 11:12, 11:112, 11:113, 17:74, 28:87<

 

6:57    ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Muhakkak ki ben, bir beyan üzerineyim ‘hakikat bilgisine dayanıyorum’* Rabbimden ve sizler onu yalanladınız! Yanımda değil onun ‘olmasını’ acele istediğiniz şey ‘kıyâmet’!* Hüküm illâki Allâh’ındır! Ki, gerçeği kıssa eder ‘bahseder’! “. Ve O’dur, ‘hakkı: İlâhî esasları, asılsızlıktan’ aşama aşama ayıranların en hayırlısı!*

 

>2:151, 3:164, 3:184, 4:41, 4:166, 6:42, 14:44, 16:44, 16:89, 17:77, 28:47, 62:2<

 

>6:31, 6:47, 6:134, 10:53, 10:54, 20:15, 22:55, 29:53, 40:59, 51:14, 67:25, 67:27<

 

>8:8, 9:32, 9:33, 10:82, 17:81, 40:14, 61:8, 61:9<

 

6:58    ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Eğer olsaydı yanımda, onun ‘olmasını’ acele istediğiniz şey ‘kıyâmet’, elbette bitirilirdi emir ‘kıyâmet hükmü yerine getirilirdi’ benim ve sizlerin arasında! “ (Mesele kapanır, peygambere ihtiyaç kalmaz, işleri Allâhû Teâlâ’ya kalır).* Ve Allâh, en iyi bilendir; zalimleri!

 

>2:210, 5:109, 6:57, 6:58, 10:11, 10:50, 10:51, 13:6, 14:42, 15:8, 16:1, 16:33, 16:61, 17:11, 18:58, 18:59, 25:25, 25:26, 35:45, 39:69, 47:18<

 

6:59    Ve O’nun katındadır algılanamayanın anahtarları ki, bilmez onu O’ndan başkası! Ve bilir, ne varsa karada ve denizde!* Ve düşmez bir yaprak ki, onu biliyor olmasın. Ve dâne yoktur yerin karanlıkları içinde ve nemli ve kuru ‘canlı cansız’ ki, olmasın apaçık kitapta ‘Levh-i Mahfûz’da’ (Allâh’ın ilminin, saklanmış ve korunmuş kayıt levhası)!*

 

>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 67:13, 67:14<

 

>6:59, 13:39, 36:12, 57:22, 85:21, 85:22<

 

6:60    Ve O’dur ki Zât’ı, vefat ‘bilinçsiz’ ettirir sizleri geceleyin!* Ve bilir, tesir ettiğiniz şeyleri gündüzün!* Sonra çıkarır sizleri onda ki, takdir edilmesi için adlandırılmış ‘bir’ vadenin.* Sonra da Zât’ına dır dönüşünüz!* Sonra ‘âhirette’ bildirecek sizlere, gayret ediyor olduğunuz şeyleri!*

 

>2:28, 2:56, 6:60, 39:42, 40:11<

 

>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 67:13, 67:14<

 

>3:145, 6:2, 7:34, 11:104, 13:38, 15:4, 15:5, 17:13, 18:49<

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

>2:213, 6:159, 9:105, 10:19, 21:92, 21:93, 23:51, 23:52<

 

İlk diriliş, 2. Sûr’a üfürülme – ÎKRA.vision

 

6:61    Ve O’dur, kullarının üstünde yegâne kahredici! Ve gönderir üzerlerinize muhafaza eden ‘melekler’.* Ta ki, geldiği zaman sizlerden birinize ölüm, vefat ettirir onu, elçilerimiz (Azrâîl aleyhisselâm ve yardımcıları). Ve onlar ‘görevlerinde’ kusur etmezler.

 

>6:61, 13:11, 17:13, 17:71, 18:49, 21:28, 43:80, 50:17, 50:18, 69:19, 69:25, 82:10, 82:11, 82:12, 84:7, 84:8, 86:4<

 

6:62    Sonra geri döndürülüşler, Allâh’adır ki, sahipleri, koruyucularıdır; varlığı gerçek, sabittir! Değil mi ki, ‘ancak’ Zat’ınındır hüküm?! Ve O’dur, en tezi, noksansız hesaplayan, saptayanların!

 

6:63    ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Kim kurtarır sizleri, karanlıklardan karanın ve denizin?! “. Davet ‘dua’ edersiniz O’na, yalvararak ve gizlice ki: „ Elbet eğer kurtarırsan bizleri bundan, mutlaka şükredenlerden oluruz! “.*

 

>6:63, 6:64, 10:12, 10:22, 10:23, 16:54, 30:33, 31:32, 41:49, 41:50, 41:51<

 

6:64    ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ ‘Ancak’ Allâh kurtarır sizleri, ondan ‘karanın ve denizin sıkıntılarından’ ve tüm ezadan! Sonra sizler ‘Zât’ına yine’ ortak yakıştırıyorsunuz! “.*

 

>6:63, 6:64, 10:12, 10:22, 10:23, 16:54, 30:33, 31:32, 41:49, 41:50, 41:51<

 

6:65    ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ O’dur, irade ettiğini, icraya kudretli! Ki, üzerlerinize göndermeye de, üstünüzden azap veya ayaklarınızın altından veya katarak ‘düşman edip’ sizleri bölük bölük birbirinize ve tattırmaya bazılarınızın baskısını, bazılarına. “. Bak nasıl, ayrıntılarıyla açıklıyoruz âyetleri ‘hakikat bilgisini’. Ki, belki derinden kavrarlar!

 

6:66    Ve yalanladı onu (Kur’ân-ı Kerîm) senin halkın ve o, gerçektir!* ‘Yâ Muhammed!’, De ki: „ Değilim, üzerlerinize ‘savunan’ yetkili! “.*

 

>2:256, 4:170, 6:104, 7:146, 10:108, 11:120, 17:107, 18:29, 39:41, 90:10<

 

>6:66, 6:104, 6:107, 7:2, 10:108, 11:120, 20:100, 20:124, 39:41, 90:10<

 

6:67    Her havadis için karar kılınan ‘yer vardır’. Ve yakında bileceksiniz!*

 

>6:67, 38:87, 38:88<

 

6:68    Ve gördüğün zaman o kimseleri ki, ‘alaycı’ konuşmaya dalarlar âyetlerimiz hakkında, artık aldırış etme onlara, ondan başka bir hadiseye dalıncaya kadar! Ve şayet unutturursa sana şeytan, artık oturma hatırladıktan sonra, ‘o’ zalimler toplumuyla beraber!*

 

>3:108, 6:104, 7:101, 8:22, 8:23, 22:46, 40:35, 64:11<

 

6:69    Ve yoktur ‘günahlardan’ korunan kimseler üzerine, onların ‘alaycıların’ hesabından bir şey ‘sorumluluk’! Ve lâkin ‘hakikat bilgisini’ hatırlatmadır! Ki, belki ‘günahlardan’ korunurlar!

 

6:70    Ve bırak o kimseleri ki, edindiler dînlerini ‘dîni algılarını’ oyun ve eğlence! Aldattı onları dünya hayatı ‘geçici bir menfaat’.* Ve hatırlat onunla ki, tutulmuştur nefs, kazandığı şeylerle!* Yoktur onun ki, Allâh’a ilişiksiz; himayeci ve şefaatçi!* Ve eğer ‘kurtulmak için’ adilce tüm denklikleri ‘ödemeye kalkışsa da’ ondan alınmaz. İşte onlar, o kimselerdir ki, tutulmuşlardır kazandıkları şeylerle. Onlaradır, kaynar sudan içki ve elem azap,* inkâr ediyor olmaları sebebiyle.

 

>3:157, 10:58, 17:18, 17:19, 17:20, 57:20<

 

>6:70, 20:15, 40:17, 45:22, 74:38<

 

>19:87, 21:28, 39:43, 39:44, 53:26, 78:38<

 

>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 36:63, 39:8, 40:6<

 

6:71    ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Davet mi ‘dua mı’ edelim ‘kutsallaştırılan zât’a, puta’; ki, Allâh’a ilişiksizdirler?! ’O’ şeyler ki, ne fayda sağlar bizlere ve ne de zarar verir bizlere!* Ve döndürülelim ‘dîni algılarımızdan’ topuklarımızın üzerinde, yönlendirdikten sonra bizleri Allâh? Ki, şeytanların yeryüzünde kandırdıkları kimseler gibi sersemce. Sahabelerinin de davet ederek onu, ki : „gel bizlere, yönlendirilmeye“ ‘diye’! “. De ki: „ Muhakkak ki, ‘razı olduğu yola’ yönlendirmesi Allâh’ın, o, ‘tek, gerçek’ yönlendirilmedir! Ve emredildik ki, teslimiyeti benimsemekle, var olan her şeyin Rabbine! “.

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

6:72    Ve uygulayın ‘titizlikle, gereğince’ ibadeti ‘namazı’!* Ve korunun ‘karşı gelmekten’ O’na! Ve O’dur ki Zât’ı, Zât’ının ‘huzuruna’ toplatılırsınız!*

 

>2:43, 2:238, 4:103, 11:114, 14:40, 17:78, 17:110, 19:31, 19:55, 20:130, 20:132, 21:73, 22:78, 25:64, 30:17, 30:18, 39:9, 50:39, 51:17, 51:18, 52:49, 73:2, 73:3, 73:4, 76:16<

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

6:73    Ve O’dur ki Zât’ı, oluşumunu yapılandırarak yarattı, gökleri ve yeri hak ile ‘gayeyle’!* Ve ‘o’ gün diyor ki: „ Ol! “; ‘o şey’ hemen ‘harekete geçer, vaktiyle de’ olur! Ki, sözü gerçektir! Ve hükümranlık Zât’ının dır, Sûr’a üfürüldüğü gün!* Ki, en iyi bilendir; algılanamayanı ve şahit olunanı ‘görüneni’!* Ve O’dur, âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmeden; haberdar, üstün bilgi sahibi!

 

>3:191, 30:8, 38:27, 44:38, 44:39, 45:22, 51:56, 75:36<

 

>18:94, 18:99, 21:96, 21:97, 23:100, 23:101, 78:16, 78:17, 78:18<

 

>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 67:13, 67:14<

 

6:74    Ve demişti ki İbrâhîm, babası Azer’e: „ Putları ilâhlar mı ediniyorsun? Doğrusu ben görüyorum ki, seni ve toplumunu apaçık şaşkınlık içinde. “.

 

6:75    Ve işte böyle gösteriyorduk İbrâhîm’e, ‘emre âmâde, uyumlu işleyişin’ hükümranlığını, göklerde ve yerde; ve olması için kat’i inanlardan.

 

6:76    Nihayet kapladığında gece ‘karanlığı’ üzerini, gördü bir gezegen; ‘inkârcılarla dalga geçme amaçlı’ dedi ki: „ Budur Rabbim! “. Fakat kaybolunca ‘batınca’ dedi ki: „ Kaybolanları sevmem. “.*

 

>16:120, 16:123, 21:51<

 

6:77    Derken gördüğünde ay’ı doğarken, ‘yine dalga geçerek’ dedi ki: „ Budur Rabbim! “. Fakat kaybolunca ‘batınca’ dedi ki: „ Elbet eğer Rabbim yönlendirmezse beni, mutlaka olurum ‘ben de sizler gibi’ sapmışlar toplumundan. “.*

 

>3:108, 6:104, 7:101, 8:22, 8:23, 22:46, 40:35, 64:11<

 

6:78    Yine gördüğünde güneşi doğarken, dedi ki: „ Budur Rabbim ki, daha büyük! “. Fakat kaybolunca ‘batınca’ dedi ki: „ Ey halkım! Muhakkak ki, alâkasızım ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştırdığınız şeylerden!

 

6:79    Muhakkak ki ben, yönelttim yüzümü ‘benliğimi’ Zât’ına, Hanif (yegâne İlâh’a inanan) ‘olarak’ ki, örneksiz, sanat inceliğinde üstün yarattı gökleri ve yeri!* Ve değilim, ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıranlardan! “.

 

>3:19, 3:83, 3:84, 3:85, 5:3, 6:161, 10:105, 21:25<

 

6:80    Ve tartıştı onunla halkı. ‘İbrâhîm aleyhisselâm’ dedi ki: „ Tartışıyorsunuz musunuz benimle, Allâh hakkında ve yönlendirmişken beni? Ve korkmuyorum O’na ortak yakıştırdığınız şeylerden ki, müstesnadır Rabbimin ‘aksi’ bir şeyi dilemesi. Kapsamıştır Rabbim, her şeyi ilimle! Hâlâ hatırda tutmaz mısınız!?*

 

>7:52, 7:185, 10:101, 18:109, 23:71, 27:93, 31:27, 41:53, 51:20, 51:21, 51:22, 51:23<

 

6:81    Ve nasıl korkarım, ortak yakıştırdığınız şeylerden? Ve sizler korkmuyorsunuz da Allâh’a ortak yakıştırdığınızı ki, sizlere hakkında ‘hiç’ bir salahiyet indirmediği bir şeye ‘rağmen’.* Artık iki kesimden hangisi emniyette olmaya haktır ‘münasiptir’ ki, bir bilmiş olsanız! “.

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

6:82    O kimseler ki, ‘samimiyetle’ inananlardır ve karıştırmayanlar inançlarını ‘haksız yere’ zulümle. İşte onlar ki, onlardır emniyette ‘olanlar’. Ve onlar ‘Allâhû Teâlâ’nın razı olduğu yola’ yönlendirmişlerdir.

 

6:83    Ve bunlar, kanıtlarımızdır İbrâhîm’e ki, verdik ona, halkı aleyhine. Yükseltiriz mertebelerini dilediğimiz ‘rızamıza uyan’ kimselerin. Şüphesiz ki Rabbin, âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir; en iyi bilendir!

 

6:84    Ve hibe ettik ona ‘İbrâhîm aleyhisselâm’a,’ İshâk ve Yâkub’u (İbrâhîm aleyhisselâm’ın torunu). Hepsini yönlendirdik. Ve Nûh ki, öncesinden yönlendirmiştik; ve onun soyundan Dâvûd ve Süleymân ve Eyyûb ve Yûsuf ve Mûsâ ve Hârûn’u da.* Ve işte böyledir ödülü, ‘kendisini’ koruyan, iyilere!

 

>2:124<

 

Hz. Nûh aleyhisselâm soyundan gelen tek nesil İsrailoğulları – ÎKRA.vision

 

6:85    Ve Zekeriyyâ ve Yahyâ ve Îsâ ve İlyâs hepsi erdemlilerdendi.

 

6:86    Ve İsmâil ve Elyesâ ve Yûnus ve Lût ve hepsini liyakatli kıldık cümle âlemlere.

 

6:87    Ve onların atalarından ve soylarından ve kardeşlerinden de. Ve seçtik onları ve yönlendirdik onları da, ‘Allâhû Teâlâ’nın razı olduğu’ yol istikâmetine.*

 

>2:256, 5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 18:29, 31:22, 39:41, 57:20, 64:11<

 

6:88    İşte bu, ‘razı olduğu yola’ yönlendirmesidir Allâh’ın! Ki, yönlendirir onunla kullarından dilediği ‘rızasına uyan’ kişiyi.* Ve eğer ‘onlar da, Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştırsalardı, elbette boşa çıkardı gayret ediyor oldukları şeyler.*

 

>2:256, 5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 18:29, 31:22, 39:41, 57:20, 64:11<

 

>4:48, 6:88, 7:146, 8:23, 8:51, 9:80, 16:107, 16:108, 40:12, 47:28<

 

6:89    İşte onlar, o kimselerdir ki, kitap ‘hakikat bilgisi’ verdiklerimizdir onlar, ve idrak ‘yetisi’ ve bildiricilik (peygamber). Buna rağmen eğer ‘insanlar’, inkâr ederlerse onu, artık yetkilendiririz ona bir toplumu ki, nankörlük etmeyecek ona!*

 

>3:81, 3:85, 4:163, 4:164, 4:165, 6:157<

 

6:90    İşte onlar ki, Allâh’ın yönlendirdikleri kimselerdir. ‘Yâ Muhammed!’, Öyleyse onların ‘peygamberlerin’ yönlendirdiğine uy! De ki: „ Sual etmiyorum sizlerden, ‘tebliğim’ üzere bir ücret! “. Ki o, ancak ‘hakikat bilgisini’ hatırlatmadır cümle âlemlere!

 

6:91    Ve ‘Yahudiler’ takdir edemediler hakkıyla ‘gereğince’ Allâh’ı, O’nun kudretini ki, dedikleri zaman: „ İndirdiği şey ‘Kur’ân-ı Kerîm’ Allâh’ın, ‘ha! Görünen’ ölümlü varlığa (İnsan)! “.* ‘Yâ Muhammed!’, De ki: „ Kim indirdi kitabı? (Tevrât) ki o, Mûsâ’nın insanlara getirdiği aydınlığı ‘İlâhî esasları görmeye’ ve yönlendirilmeye ‘vesile olarak’! Kâğıtlara belirliyorsunuz onu, açıklıyorsunuz onu ve saklıyorsunuz birçoğunu da. Ve ‘onunla’ öğretildi sizlere bilmediğiniz şeyler ve atalarınıza da! “. De ki: „ Allâh!.. “. Sonra bırak onları, daldıkları içinde ‘oyalanıp’ oynasınlar!*

 

>2:41, 2:89, 2:91, 2:101, 4:47, 5:48, 6:91, 9:30, 9:31, 21:50, 35:31, 46:12, 98:5<

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

6:92    Ve bu kitap (Kur’ân-ı Kerîm), indirdik onu ki, mübarektir!* Onaylayandır ellerindeki ‘diğer mukaddes kitapları’; ve uyarman içindir şehirlerin anası ‘Mekke’ ve etrafındaki kimseleri! Ve o kimseler ki, inananlardır âhirete, ona da ‘Kur’ân-ı Kerîm’e de’ inananlardır ve onlar, ibadetlerine ‘namazlarına’ karşı muhafazakârlardır.*

 

>2:2, 2:97, 7:52, 10:37, 10:38, 16:102, 17:9, 17:105, 17:106, 18:2, 25:32, 26:192, 26:193, 26:194, 26:195, 32:2<

 

>2:43, 2:238, 4:103, 11:114, 14:40, 17:78, 17:110, 19:31, 19:55, 20:130, 20:132, 21:73, 22:78, 25:64, 30:17, 30:18, 39:9, 50:39, 51:17, 51:18, 52:49, 73:2, 73:3, 73:4, 76:16<

 

6:93    Ve kimdir daha zalim o kimseden ki, uydurur Allâh ‘adına’ yalanla?!* Veya der ki: „ Vahyedildi bana! “. Ve vahyolunmadı ona bir şey. Ve kim, derse ki: „ İndireceğim, benzerini indirdiği şeyin ‘Kur’ân-ı Kerîm’in’ Allâh’ın! “. ‘Yâ Muhammed!’, Ve bir görseydin, o zaman zalimleri, ölümün sancısı içinde! Ve melekler (Azrâîl aleyhisselâm ve yardımcıları) uzatarak ellerini ‘onlara derlerken’: „ Çıkarın canlarınızı! Bugün alçaltıcı azap ile cezalandırılacaksınız* ki, söylüyordunuz Allâh ‘adına’ gerçek dışı şeyler; ve sizler, O’nun âyetlerine ‘hakikat bilgisine’ büyükleniyordunuz! “.

 

>2:168, 2:169, 7:33, 16:116<

 

>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 36:63, 39:8, 40:6<

 

6:94    Ve andolsun ki, geldiniz Bize bireyler ‘olarak’, oluşumunu yapılandırarak yarattığımız gibi sizleri, evvelki defasında! Ve bıraktınız sizlere verdiğimiz şeyleri ki, ardına ‘atıp’ sırtınızı ‘çevirerek’.* Ve görmüyoruz beraberinizde şefaatçilerinizi* (ilâhlarınız) ki, onların ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak olduğunu zannettiğiniz!* Andolsun ki, kesildi araları sizlerle ve saptılar sizlerden, ‘şefaatçi’ zannettiğiniz şeyler (ilâhlarınız)!*

 

>6:94, 15:23, 19:40, 19:80, 19:95<

 

>19:87, 21:28, 39:43, 39:44, 53:26, 78:38<

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

>2:166, 4:117, 6:100, 10:28, 10:29, 14:36, 16:86, 18:52, 19:82, 21:65, 25:17, 28:63, 29:25, 34:40, 34:41, 35:14, 46:5, 46:6<

 

6:95    Şüphesiz ki Allâh, yarıp çıkarandır; ‘başak’ dânesini ve çekirdeği ‘filizlendirendir! Ki, işte bunun gibi’ çıkarır canlıyı, cansızdan ve çıkarandır cansızı, canlıdan! İşte budur Allâh! Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?

 

6:96    Yarıp çıkarandır; sabahı ‘gecenin karanlığından’! Ve kıldı geceyi sükûnet vakti ve güneşi ve ay’ı hesaplanıp ‘kullanılabilir’. İşte bu, buyruğudur mutlak yüce, eşsiz, benzersiz; en iyi bilenin!

 

6:97    Ve O’dur ki Zât’ı, var etti sizlere yıldızları ki, yönlenirsiniz onunla karanlıklarında, karanın ve denizin! Ki, detaylandırmıştık âyetleri ‘hakikat bilgisini, anlaya’, bilen bir toplum için!*

 

>7:52, 7:185, 10:101, 18:109, 23:71, 27:93, 31:27, 41:53, 51:20, 51:21, 51:22, 51:23<

 

6:98    Ve O’dur ki Zât’ı, inşa etti sizleri ‘bir’ candan ‘hücreden’! Nihayet ‘sizleredir’ karar kılınan ‘yer’ ve emanet ‘yeri’. Ki, detaylandırmıştık âyetleri ‘hakikat bilgisini’, derinden kavrayan bir toplum için!

 

İnsanın tek hücrelilerden meydana geldiği – ÎKRA.vision

 

6:99    Ve O’dur ki Zât’ı, indirdi gökten su; ki, böylelikle çıkardık onunla her şeyin ‘türlü’ bitkisinden ki, böylelikle çıkardık ondan da bir yeşillik. Çıkarırız ondan da üst üste ‘başak’ dânesi ve hurma ağacının tomurcuklarından sarkan salkımları ve birbirine benzeyen ve benzemeyen üzümlerden ve zeytinler ve nar bahçeleri. Bakın mahsulüne, mahsul verdiğinde ve ‘bir de’ olgunlaştığında! Muhakkak ki, işte bunlar, elbette âyetlerdir ‘alâmetlerdir, samimiyetle’ inanan bir toplum için!*

 

>7:52, 7:185, 10:101, 18:109, 23:71, 27:93, 31:27, 41:53, 51:20, 51:21, 51:22, 51:23<

 

6:100  Ve kıldılar Allâh’a ortaklar (ilâhlar), cinleri (görünmeyen varlıklar). Ve ‘Allâhû Teâlâ’ onları da yarattı! Ve uydurdular Zât’ına oğullar ve kızlar bilgisizce.* Noksanlık, kusur, âcizlikten ötedir O!* Ve yücedir, vasıflandırdıkları şeylerden!

 

>2:166, 4:117, 6:100, 10:28, 10:29, 14:36, 16:86, 18:52, 19:82, 21:65, 25:17, 28:63, 29:25, 34:40, 34:41, 35:14, 46:5, 46:6<

 

>2:116, 10:68, 18:4, 19:88, 19:89, 19:90, 19:91, 19:92<

 

6:101  ‘Allâhû Teâlâ’, ilk başlatandır, örneksiz, yoktan var etmeye; gökleri ve yeri!* Nasıl olur, Zât’ının evlâdı?! Ve olmamışken Zât’ına ‘bir’ eş? Ve oluşumunu yapılandırarak yarattı her şeyi! Ve O’dur, her tür şeyi en iyi bilen!

 

>2:117, 6:101, 21:104, 30:11, 30:27<

 

6:102  İşte budur Allâh… Rabbiniz! Ki, ilâh olamaz O’ndan başka! Ki, oluşumunu yapılandırarak yarattı her şeyi! Öyleyse ‘hizmetle, ibadetle’ O’na kul olun!* Ve O’dur, her şey üzerinde her hususta tanık, idareyi üstlenen, itimat edilen!

 

>2:21, 2:153, 2:186, 6:102, 7:55, 7:56, 7:205, 15:98, 15:99, 17:110, 20:8, 59:24, 98:5<

 

6:103  Görme duyuları O’na yetişemez ‘nüfuz edemez’!* (Allâhû Teâlâ’nın gözle görülemeyip ancak âhirette Zât’ının görülebilmesi); Ve O’dur, görme duyularına yetişen. Ve O’dur, hoş, nazik, tüm inceliklere, ayrıntılara nüfuz ederek bilen, lütufkâr; haberdar, üstün bilgi sahibi!

 

>6:103, 14:8, 20:108, 39:68, 39:69, 56:61, 56:89, 75:22, 75:23, 75:30, 83:15, 89:22<

 

6:104  Gelmiştir sizlere ‘Kur’ân-ı Kerîm ile’ basiretler ‘idrak kuvveleri’, Rabbinizden! Nihayet kim görürse, ancak onun benliğinedir ‘lehinedir’. Ve kim de kör kalıp ‘idrak etmek istemezse’, o hâlde ‘sorumluluğu’ aleyhinedir.* ‘Artık inkârda ısrarcının, elçimizden duyacağı’: „ Ve değilim üzerlerinize muhafız! “.*

 

>2:171, 6:104, 7:179, 8:23, 10:100, 13:19, 17:72, 17:97, 21:45, 25:44, 67:10<

 

>6:66, 6:104, 6:107, 7:2, 10:108, 11:120, 20:100, 20:124, 39:41, 90:10<

 

6:105  ‘Yâ Muhammed!’, Ve işte böyle, ayrıntılarıyla açıklıyoruz âyetleri ‘hakikat bilgisini’! Ve ‘hakikati örtmeye şartlanmışlar’ söylesinler ki: „ Sen ders almış ‘bunları bir yerden öğrenmişsin’! “. Ve onu ‘hakikat bilgisini’ beyan etmemiz için, ‘anlaya’ bilen bir toplum için!

 

6:106  ‘Yâ Muhammed!’, Uy, Rabbinden sana vahyedilen şeye ‘İlâhî esaslara’! Ki, ilâh olamaz O’ndan başka! Ve aldırış etme, ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıranlara!

 

6:107  ‘Yâ Muhammed!’, Ve eğer dileseydi Allâh, ‘insanı tercihsiz kılmayı’, ortak yakıştıramazlardı! Ve belirlemedik ki, seni üzerlerine muhafız; ve sen değilsin üzerlerine ‘savunan’ yetkili!*

 

>6:66, 6:104, 6:107, 7:2, 10:108, 11:120, 20:100, 20:124, 39:41, 90:10<

 

6:108  Ve sövmeyin, o kimselerin davet ‘dua’ ettiklerine (ilâhlara) ki, Allâh’a ilişiksizdirler; yoksa düşmanlıkla, bilgisizce Allâh’a söverler! İşte böyle, süsledik ‘cazip gösterdik’ her ümmet için, gayretlerini. Sonra Rablerinedir dönüşleri!* Artık ‘âhirette’ bildirecek onlara, gayret ediyor oldukları şeyleri.*

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

>2:213, 6:159, 9:105, 10:19, 21:92, 21:93, 23:51, 23:52<

 

6:109  Ve yemin ettiler Allâh’a, olanca yeminleriyle ki, mutlaka eğer gelirse onlara bir âyet ‘alâmet’, elbette inanacaklarına ona. ‘Yâ Muhammed!’, De ki: „ Âyetler ‘alâmetler’ ancak katındadır Allâh’ın! “. Ve bilincinde varmaz mısınız ‘alâmet’ geldiğinde de inanmayacak olduklarına?!*

 

>4:153, 6:109, 7:146, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51<

 

6:110  Ve ‘alâmetleri gösterecek olsak ta’ çeviririz gönüllerini ‘idrak kuvvelerini’ ve görmelerini ki, inanmadıkları gibi ona, evvelki defasında (Âhirette yaşananların gösterilip, tekrar bilinçlerin silinip önceki hâllerine döndürülmesi.). Ve bırakırız onları ki, zalimlikleriyle körelsinler.

 

6:111  Ve eğer olsaydı ki, indirmemiz onlara melekleri ve konuşsaydı onlarla ölüler ve toplatsaydık onlara her şeyi karşılarına, inançlı olamazlardı ‘öncesinden yalanladıkları şey inkâr sebebiyle’.* Ki, müstesnadır dilemesi Allâh’ın. Ve lâkin onların birçoğu, cahillik ‘düşüncesizlik’ ederler.

 

>2:6, 6:12, 6:109, 6:110, 6:111, 7:146, 8:55, 10:39, 10:40, 10:97, 17:10, 26:201, 26:202, 26:203<

 

6:112  Ve işte bunun gibi, kıldık bildiricilerin (peygamber) hepsine ‘düşmanlığına müsaade ederek’ insan ve cin şeytanları düşman.* Onlar, birbirlerini aldatarak ışıltılı sözler telkin ederler. Ve eğer dileseydi Rabbin ‘insanı tercihsiz kılmayı’, ifa edemezlerdi onu. Artık bırak onları ve uydurdukları şeylerle (ilâhlarıyla)!*

 

>6:123, 17:16, 25:30, 34:34, 43:23<

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

6:113  Ve kapılsın ona ‘cazip sözlere’, gönülleri o kimselerin ki, inanmazlar âhirete;* ve ondan hoşlansınlar. Ve işledikleri şeylerini ‘günahlarını’ işlesinler.

 

>2:6, 6:12, 6:109, 6:110, 6:111, 7:146, 8:55, 10:39, 10:40, 10:97, 17:10, 26:201, 26:202, 26:203<

 

6:114  ‘Yâ Muhammed! De ki’: „ Artık Allâh’tan gayrı mı bir hükmeden, hakkı yerine getiren gaye edincem!? Ve O’dur ki Zât’ı, indirdi sizlere kitabı (Kur’ân-ı Kerîm), detaylı! “.* Ve o kimseler ki, kitap ‘hakikat bilgisi’ verdiklerimiz onlara ‘Yahudiler ve Hristiyanlardan bazıları’, biliyorlar onun, Rabbinden, hak ile ‘gayeyle’ indirilmiş olduğunu. O hâlde ‘ne yapsan inanmazlar’,* olma kuruntu edenlerden!

 

>2:2, 2:97, 7:52, 10:37, 10:38, 16:102, 17:9, 17:105, 17:106, 18:2, 25:32, 26:192, 26:193, 26:194, 26:195, 32:2<

 

>4:153, 6:109, 7:146, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51<

 

6:115  Ve tamamlandı, Rabbinin kelimesi ‘vadettiği hükmü’ samimiyetle ve adaletle!* Ve değiştirebilecek yoktur kelâmını ‘hakikat bilgisini’ O’nun! Ve O’dur, işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet eden; en iyi bilen!

 

>6:130, 7:14, 7:15, 7:16, 7:17, 7:18, 7:38, 7:179, 17:63, 17:64, 17:65, 41:28<

 

6:116  Ve eğer itaat edersen birçoğuna yeryüzündeki kimselerin, şaşırtırlar seni yolundan Allâh’ın ki, ancak zanna uyarlar! Ve olsa olsa ancak ‘gelişigüzel’ serpiştirirler.

 

6:117  Şüphesiz ki Rabbin… Ki O’dur, yolundan şaşıran kimseyi en iyi bilen! Ve O’dur, ‘razı olduğu yola’ yönlendirilmişleri de en iyi bilen!

 

6:118  O hâlde yiyin, ‘besmele ile’ yâd edilen şeylerden üzerine adı, Allâh’ın! Ki, eğer âyetlerine ‘samimiyetle’ inananlarsanız!

 

6:119  Ve ne oluyor da sizlere, yemiyorsunuz ‘besmele ile’ yâd edilen şeylerden üzerine adı, Allâh’ın? Ve detaylandırılmıştı sizlere, üzerlerinize haram ‘caiz olmaz’ kıldığı şeyleri ki, darda kalıp ona mecbur olduğunuz şeyler hariç! Ve muhakkak ki, birçoğu elbette ‘insanları’ şaşırtıyorlar emelleriyle, bilgisizce. Şüphesiz ki Rabbin… Ki O’dur, aşırılık edenleri en iyi bilen!

 

6:120  Ve bırakın görünen günahı ve gizlisini de!* Muhakkak ki günah kazananlar, cezalandırılacaklar işlemiş oldukları ‘günahlar’ sebebiyle.*

 

>2:160, 4:26, 5:74, 11:3<

 

>4:15, 4:16, 4:17, 16:90, 24:2, 24:3, 24:4, 24:5, 29:45<

 

6:121  Ve yemeyin o şeylerden ki, ‘besmele ile’ yâd edilmeyen üzerine adı, Allâh’ın! Ve muhakkak ki o, elbette fesat ‘çıkarmaktır’. Ve muhakkak ki şeytanlar, elbette telkin ederler himaye ettiklerine ki, ‘caiz ve yasaklar hakkında’ mücâdele etmeleri için sizlerle.* Ve eğer itaat ederseniz onlara, muhakkak sizler de, elbette ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıranlardan ‘farksızsınızdır’!

 

>2:208, 2:268, 4:120, 5:91, 6:121, 8:48, 14:22, 16:99, 17:62, 17:63, 17:64, 17:65, 24:21, 35:6<

 

6:122  Ve ‘ruhen’ ölü olan kimse ki, artık canlandırdık onu ve kıldık onda aydınlık ‘İlâhî esasları görebilmeyi’ insanlar içinden ki, onunla yürür. Emsali onun, ‘hiç’ o kimse gibi midir ki, karanlıklar ‘İlâhî esaslar bilgisizliği’ içindedir, ondan çıkacak ta değildir.* İşte böyle süslendi ‘cazip gösterildi, hakikat bilgisini’ örtmeye şartlanmışlar için, gayret ediyor oldukları şeyler.

 

>2:257, 6:122, 24:40<

 

6:123  Ve işte bunun gibi, belirledik her şehre ‘günah’ suçlularını orada düzen kurmaları için ekâbir (önder, yönetici).* Ve ‘bunlar, aslında’ düzen kurmazlar benliklerinden başkasına.* Ve ‘bunun’ farkında ‘bile’ değillerdir.

 

>6:123, 17:16, 25:30, 34:34, 43:23<

 

>14:30<

 

6:124  Ve geldiği zaman onlara ‘bildirildiğinde, günahkârlara’ bir âyet, dediler ki: „ Asla inanmayız verilene kadar bizlere de, verilen şeyin bir benzeri elçilerine Allâh’ın! “. Allâh, en iyi bilendir; kimi belirleyeceğini, bildirisinin ‘tebliğinde’! Âhirette’ isabet edecek ‘günah’ suçu işleyen kimselere ki, katından Allâh’ın bir küçümseme ve şiddetli azap, kuruyor oldukları düzenler sebebiyle.

 

6:125  Artık ‘rızasına uyan’ kime murad ederse Allâh, ‘razı olduğu’ yola yönlendirmeyi onu, açar göğsünü İslâm’a (Allâhû Teâlâ’ya teslimiyete).* Ve kime murad ederse de ‘hakikati örtmeye şartlandığı için’ şaşırtmayı, eder göğsünü daracık, sanki güçlükle tırmanıyor gibi göğe. İşte bunun gibi kılar Allâh, murdarlığı, ‘müstahik’ o kimselerin üzerlerine ki, inanmazlar.*

 

>2:256, 5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 18:29, 31:22, 39:41, 57:20, 64:11<

 

>4:48, 6:88, 7:146, 8:23, 8:51, 9:80, 16:107, 16:108, 40:12, 47:28<

 

Göğe doğru yükseldikçe göğsün daralması – ÎKRA.vision

 

6:126  Ve bu, Rabbinin ‘razı olduğu’ yol istikâmetidir.* Ki, detaylandırmıştık âyetleri ‘hakikat bilgisini’, yâd eden bir toplum için!*

 

>3:19, 3:83, 3:84, 3:85, 5:3, 6:161, 10:105, 21:25<

 

>7:52, 7:185, 10:101, 18:109, 23:71, 27:93, 31:27, 41:53, 51:20, 51:21, 51:22, 51:23<

 

6:127  Onlaradır (Allâhû Teâlâ’nın razı olduklarına) esenlik yurdu, Rableri katında! Ve O’dur, himayecisi ‘yararlı işlere’ gayret ediyor olmaları sebebiyle!

 

6:128  Ve o gün ‘kıyâmet sonrası âhirette, Allâhû Teâlâ’,* toplar onları ‘ve der ki’: „ Ey cin (görünmeyen varlıklar) topluluğu!* ‘İnkârcı’ insanlarla sayınızı çoğalttınız! “.* Ve der ki onlara, insanlardan ‘olan’ himayecileri: „ Rabbimiz… Birilerimiz birilerimizden istifade ettik ve ulaştık vademizin sonuna ki o, bize belirlediğin vadedir! “. ‘Melek’ der ki: „ Kalacağınız yer ateştir, sonsuza ‘dek’ kalıcılarsınız orada ki, müstesnadır dilediği şey Allâh’ın! “.** Şüphesiz ki Rabbin, âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir; en iyi bilendir!

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

>46:29, 72:1<

 

>3:145, 6:2, 7:34, 11:104, 13:38, 15:4, 15:5, 17:13, 18:49<

 

>6:130, 7:14, 7:15, 7:16, 7:17, 7:18, 7:38, 7:179, 17:63, 17:64, 17:65, 41:28<

 

>6:28, 32:13, 39:71, 40:6, 41:25, 46:18<

 

6:129  Ve işte böyle döndürürüz ‘dost yaparız’ zalimlerin bazılarını bazılarına, kazanmış oldukları sebebiyle.

 

6:130  ‘Melekler’: „ Ey cin (görünmeyen varlıklar) topluluğu ve insan! Gelmedi mi sizlere, sizlerden elçiler?* Ki, kıssa eden ‘bahseden’ sizlere âyetlerimi ‘hakikat bilgisini’ ve ‘kıyâmetle’ uyaran sizleri, kavuşacağınız bu gününüzle! “. Derler ki: „ ‘Evet’, benliklerimiz aleyhine şahidiz! “.* Aldattı onları dünya hayatı ‘geçici bir menfaat’.* Ve şahitlerdir benlikleri üzerine ki, ‘hakikat bilgisini’ örtmeye şartlanmışlar olduklarına.*

 

>2:38, 5:70, 14:4, 16:36, 2:121, 16:84, 28:59, 28:75, 39:71, 62:2<

 

>6:130, 7:14, 7:15, 7:16, 7:17, 7:18, 7:38, 7:179, 17:63, 17:64, 17:65, 41:28<

 

>3:157, 10:58, 17:18, 17:19, 17:20, 57:20<

 

>24:24, 36:65<

 

6:131  İşte bu, Rabbinin ‘haksız yere’ yok edici olmamasındandır, şehirleri zulümle ve ahalisini ki, bihaberlerken.*

 

>4:163, 4:164, 4:165, 6:130, 6:131, 6:155, 6:156, 6:157, 7:172, 7:173, 17:15, 20:134, 26:208, 28:59, 35:24, 67:8, 67:9<

 

6:132  Ve her tür için vardır mertebeler; gayretlerine. Ve değildir Rabbin bihaber, gayret ettikleri şeylerden!

 

6:133  Ve Rabbin, hiçbir şeye muhtaç olmayan, müstağnidir; bahşetmenin, bağışlamanın, merhametle esirgemenin sahibidir! Eğer dilerse, sizleri giderir ‘yok eder’ ve halef eder ardınızdan dilediğini ki, inşa ettiği gibi sizleri, başka bir toplumun soyundan.*

 

>6:133, 10:14, 14:19, 35:16<

 

İnsan neslinin değişimleri – ÎKRA.vision

 

6:134  Muhakkak ki, vadedildiğiniz şey ‘kıyâmet’, elbette gelecek!* Ve değilsiniz ‘hükmün yerine getirilmesinde Allâhû Teâlâ’yı’ âciz bırakacak.

 

>6:31, 6:47, 6:134, 10:53, 10:54, 20:15, 22:55, 29:53, 40:59, 51:14, 67:25, 67:27<

 

Sûr’a üfürülme ile kıyametin başlatılması ve bu sesin çöl kumu sesine benzetilmesi – ÎKRA.vision

 

6:135  ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Ey halkım! Olanca şey üzere gayret edin! Mutlaka ben de ‘vazifeme’ gayret ediciyim! O hâlde ‘âhirette’ bileceksiniz, kimin ‘lehine’ olacağını ‘esenlik’ yurdunun âkıbetinin! “.* Muhakkak ki o zalimler, felâha eremezler!

 

>6:135, 7:128, 11:49, 13:22, 13:24, 13:35<

 

6:136  Ve belirlediler Allâh için, ‘O’nun’ türetip saçtığı şeylerden ki, ekinlerden ve ‘sağmal’ hayvanlardan ‘bir’ hisse.* Bunun üzerine dediler ki: „ Bu Allâh için. “. Zanlarınca: „ Ve bu da ortaklarımız için. “. Fakat ortakları (ilâhları) için ‘olan hisse’, vasıl olmaz Allâh’a (Allâhû Teâlâ’nın rızasını kazandırmaz). Fakat o, Allâh için ‘olan hisse’, ortaklarına vasıl olur (kendileri yaratılan, yaratmaktan âciz olan ilâhlarına pay ayırmak, onları ortaklarına yakınlaştırır). Ne kötü, hükmettikleri şey!

 

>5:103, 6:136, 16:56, 16:71, 30:28<

 

6:137  Ve bunun gibi süsledi ‘cazip gösterdi, Allâh’a’ ortak yakıştıranlardan birçoğuna evlâtlarını katletmeyi* ortakları (vesvese veren, insan ve cin şeytanlar). Ki, onları mahvetmek için ve karıştırmaları için onlara dînlerini ‘dîni algılarını’.* Ve eğer dileseydi Allâh, ‘insanı tercihsiz kılmayı’, ifa edemezlerdi onu. Artık bırak onları ve uydurdukları şeylerle (ilâhlarıyla)!

 

>6:137, 6:151, 17:31, 81:8, 81:9<

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

6:138  Ve dediler ki: „ Bu ‘sağmal’ hayvanlar ve ekinler haramdır ‘caiz olmaz’, onları yemeyin ki, dilediğimiz ‘rızamıza uyan’ kimseler hariç! “. Zanlarınca: „ Ve ‘sağmal’ hayvanların sırtlarında ‘yük taşımak’ haram kılındı! “. Ve ‘bazı sağmal’ hayvanların da ‘besmele ile’ yâd etmezler adını Allâh’ın, üzerine ki, Zât’ının ‘emridir’ uydurmasıyla!* ‘Allâhû Teâlâ’, onları cezalandıracak, uydurmuş oldukları şeylerden.

 

>2:168, 2:169, 7:33, 16:116<

 

6:139  Ve dediler ki: „ Bu ‘sağmal’ hayvanların karınlarının içindeki şey ‘yavrular, canlı doğarsa’ erkeklerimize hastır ve eşlerimize haramdır ‘caiz olmaz’. Ve eğer ölü olursa, o hâlde onlar ‘erkek ve kadınlar’ onda ‘onu yemekte’ ortaktırlar. “. ‘Allâhû Teâlâ’, onları cezalandıracak, ‘bu’ vasıflandırmaları sebebiyle.* Şüphesiz ki O, âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir; en iyi bilendir!

 

>2:168, 2:169, 7:33, 16:116<

 

6:140  Hüsrana uğradılar o kimseler ki, katlettiler evlâtlarını akılsızca, bilgisizce. Ve haram ‘caiz olmaz’ kıldılar rızıklandırdığı şeyi onları Allâh’ın, uydurarak Allâh ‘adına’!* ‘Onlar, iyice’ sapmışlardı; ve ‘zaten’ değillerdi ‘Allâhû Teâlâ’nın razı olduğu yola’ yönlendirilmişler.

 

>2:168, 2:169, 7:33, 16:116<

 

6:141  Ve O’dur ki Zât’ı, inşa etti ‘yerde yetişen’ gövdeli ve ‘ağaçta yetişen’ gövdesiz ‘mahsulün’ bahçelerini ve hurmaları ve yenilen o türlü türlü ‘meyve-sebze’ ekinlerini ve zeytinleri ve narları ki, birbirine benzeyen ve benzemeyenlerdir! ‘İsterseniz’ yiyin, mahsulünü, mahsul verdiğinde! Ve verin hakkını ‘bağış payını’, hasat günü!* Ve israf etmeyin!* Muhakkak ki O, sevmez israf ‘aşırılık’ edenleri!

 

>2:219, 17:26, 17:27, 17:28, 17:29, 25:67, 30:38, 51:19, 70:24, 70:25<

 

>7:31, 6:141<

 

6:142  ‘Sağmal’ hayvanlardan ‘yük’ taşıyanı ve ‘kesim için’ yere yatırılanı da ‘yaratan Allâhû Teâlâ’dır’ ki yiyin, rızıklandırdığı şeylerden sizleri, Allâh’ın! Ve ‘yasaklanmayanı yemeyerek’ uymayın adımlarına şeytanın! Mutlaka o ‘şeytan’, sizlere apaçık düşmandır!*

 

>2:208, 2:268, 4:120, 5:91, 6:121, 8:48, 14:22, 16:99, 17:62, 17:63, 17:64, 17:65, 24:21, 35:6<

 

6:143  Sekiz ‘zıt cinsten’ çiftler ki, koyundan iki ve keçiden iki. ‘Yâ Muhammed! İftira edenlere’ de ki: „ ‘Allâhû Teâlâ, bunların’ erkeklerini mi haram ‘caiz olmaz’ kıldı, yoksa dişilerini mi!? Ya da, dişilerin rahimlerinin kapsadıkları ‘yavruları’ mı? Bildirin bana ilim ‘tanıklığıyla’, eğer samimilerseniz! “.

 

6:144  Ve deveden iki ve inekten iki. ‘Yâ Muhammed! İftira edenlere’ de ki: „ ‘Allâhû Teâlâ, bunların’ erkeklerini mi haram ‘caiz olmaz’ kıldı yoksa dişilerini mi!? Ya da, dişilerin rahimlerinin kapsadıkları ‘yavruları’ mı? Yoksa oldunuz mu şahitler ki, bunları sizlere vasiyet ettiği zaman Allâh? “. O hâlde kimdir daha zalim o kimseden ki, uydurur Allâh ‘adına’ yalanla?!* Ki, şaşırtmak için insanları, bilgisizce. Muhakkak ki Allâh, ‘hakikati örtmeye şartlandıkları için, razı olduğu yola’ yönlendirmez zalimler toplumunu!*

 

>2:168, 2:169, 7:33, 16:116<

 

>3:108, 6:104, 7:101, 8:22, 8:23, 22:46, 40:35, 64:11<

 

6:145  ‘Yâ Muhammed!’, De ki: „ Bulamıyorum bana vahyolunan şeyler ‘İlâhî esaslar’ içinde yenilen yiyecekler üzerinde haram ‘caiz olmaz’ olan ki, olması dışında: Leş veya akıtılmış kan veya domuz eti; çünkü muhakkak ki o, murdardır! Veya fesat ‘çıkararak’ helâli ‘caiz hayvanı’ Allâh’tan başkası için ‘adlandırmak’ onu! Ancak kim darda kalırsa, ‘başkasının hakkına’ saldırmaksızın ve aşırı gitmeksizin ‘yiyebilir’! “. O hâlde şüphesiz ki Rabbin, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır;* inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!

 

>5:39, 15:49, 17:25, 20:82, 25:71, 28:16, 39:53<

 

6:146  Ve Yahudi kimseler üzerlerine haram ‘caiz olmaz’ kıldık, tırnaklı ‘hayvanların’ hepsini! Ve ineklerden ve koyunlardan da haram ‘caiz olmaz’ kıldık onlara ikisinin de iç yağlarını ki, onların sırtlarında taşıdıkları şeyi ‘yağları’ veya bağırsaklarındaki veya kemiğe karışmışlar hariç! İşte böyle cezalandırdık onları, zalimlikleri sebebiyle.* Ve muhakkak ki Biz, elbette samimileriz!

 

>3:93, 4:160, 6:146<

 

6:147  ‘Yâ Muhammed!’, Artık eğer yalanlarlarsa seni, o hâlde de ki: „ Rabbiniz, bahşetmenin, bağışlamanın, merhametle esirgemenin sahibidir! “. Ve geri döndürülemez O’nun baskısı, ‘günah’ suçluları toplumundan.

 

6:148  Diyecekler ki ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıran kimseler: „ Eğer dileseydi Allâh, ortak yakıştırmazdık ve ne de atalarımız;* ve ‘hiçbir’ şeyi haram ‘caiz olmaz’ kılmazdık! “.* İşte bunun gibi yalanladılar ‘peygamberlerini’, onlardan önceki kimseler de, baskımızı tadıncaya kadar. ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Var mı yanınızda bilgiden bir şey? O hâlde çıkarın onu bizlere! Peşine düştüğünüz ise, illâki zan! Ve olsa olsa ancak ‘gelişigüzel’ serpiştiriyorsunuz! “.

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

>2:170, 6:148, 7:173, 14:10, 16:35, 36:6, 98:5<

 

6:149  ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Öyleyse Allâh’ındır ulaşmış kanıt ‘inen, İlâhî esaslarla’!* O hâlde eğer dileseydi ‘Allâhû Teâlâ, insanı tercihsiz kılmayı’, elbette yönlendirirdi sizleri topluca! “.

 

>4:174, 13:31<

 

6:150  ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, de ki: „ Buyur edin şahitlerinizi ki, şahitlik eden, Allâh’ın olduğunu bunu haram ‘caiz olmaz’ kılanın! “.* Hâlâ eğer şahitlik ederlerse, öyleyse onlarla beraber şahitlik etme! Ve uyma emellerine, o kimselerin ki, yalanladılar âyetlerimizi!* Ve o kimseler ki, inanmazlar âhirete;* ve onlar, Rablerine ‘Zât’ına yarattıklarını’ denk tutuyorlar.*

 

>42:21<

 

>5:48, 5:49, 11:12, 11:112, 11:113, 17:74, 28:87<

 

>2:6, 6:12, 6:109, 6:110, 6:111, 7:146, 8:55, 10:39, 10:40, 10:97, 17:10, 26:201, 26:202, 26:203<

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

6:151  ‘Yâ Muhammed!’, De ki: „ Gelin, okuyayım haram ‘caiz olmaz’ kıldığı şeyleri, Rabbinizin sizlere: „ortak yakıştırmayın O’na, bir şeyi! Ve ebeveynlere iyi davranın!* Ve katletmeyin evlâtlarınızı yokluktan!* Ki, yalnızca Biz rızıklandırırız sizleri ve onları da! Ve yaklaşmayın müstehcenliğe (kolay kazanca, kötü arzuların esiri olmaya ve günaha) ki, ondan görünene ve gizlisine de!* Ve katletmeyin ‘hiçbir’ cana ‘kıyıp’ ki onu, Allâh haram ‘caiz olmaz’ kıldı; ki, müstesnadır haklı olmak!* İşte bunlar, ‘Allâhû Teâlâ’nın’ onunla vasiyet ettikleridir sizlere! Ki, belki akıl yürütürsünüz!

 

>4:36, 6:151, 16:90, 17:23, 28:77, 55:60<

 

>6:137, 6:151, 17:31, 81:8, 81:9<

 

>4:15, 4:16, 4:17, 16:90, 24:2, 24:3, 24:4, 24:5, 29:45<

 

>6:151, 17:31, 17:33, 25:68<

 

6:152  Ve yaklaşmayın yetimin malına, onunla ki o, iyi ‘niyetle’ olmaksızın ki, erişkinliğine ulaşıncaya kadar! Ve vefa edin ölçeğe ve ölçüye hakkaniyetle! Yükümlü tutmayız ‘hiçbir’ canı yetisinin dışında! Ve söylediğiniz zaman artık adil olun ve olsa da akraba! Ve taahhüde Allâh’ın ‘adına’, vefa edin! İşte bunlar, ‘Allâhû Teâlâ’nın’ onunla vasiyet ettikleridir sizlere! Ki, belki hatırda tutarsınız!

 

6:153  Ve muhakkak ki bu, ‘idrak etmişlik’ üzerine yol istikâmetimdir!* O hâlde uyun ona, ve uymayın ‘başka’ yollara! Oysa ki, fırkalara ayırır ‘çelişkiler’ sizleri, O’nun yolundan“. İşte bunlar, ‘Allâhû Teâlâ’nın’ onunla vasiyet ettikleridir sizlere! “. Ki, belki ‘günahlardan’ korunursunuz!

 

>6:153, 12:108, 15:41, 16:9, 92:12<

 

6:154  Sonra verdik Mûsâ’ya kitap (Tevrât), tamamlayıcı olarak iyi kimselere ve detaylı her şeyi ve yönlendirilmeye ‘vesiledir’ ve bahşedilme, bağışlanma, esirgenmedir. Ki, belki Rablerine kavuşmaya inananlardır!

 

6:155  Ve bu kitap (Kur’ân-ı Kerîm), indirdik onu ki, mübarektir!* O hâlde uyun ona, ve ‘günahlardan’ korunun! Ki, belki bahşedilip, bağışlanıp, merhametle esirgenirsiniz!

 

>2:2, 2:97, 7:52, 10:37, 10:38, 16:102, 17:9, 17:105, 17:106, 18:2, 25:32, 26:192, 26:193, 26:194, 26:195, 32:2<

 

6:156  Ki, demeyesiniz: „ Kitap ‘hakikat bilgisi’, sadece bizlerden önceki iki tayfaya ‘Yahudi ve Hristiyanlara’ indirildi. Ve bizler ise, onların derslerinden ‘öğretilerinden’ elbette bihaberdik! “.*

 

>4:163, 4:164, 4:165, 6:130, 6:131, 6:155, 6:156, 6:157, 7:172, 7:173, 17:15, 20:134, 26:208, 28:59, 35:24, 67:8, 67:9<

 

6:157  Veya demeyesiniz: „ Eğer bizlere de kitap indirilseydi, elbette onlardan daha doğru yönlenmiş olurduk. “. İşte gelmiştir sizlere ayan beyan ‘deliller’ Rabbinizden ve yönlendirilmeye ‘vesiledir’ ve bahşedilme, bağışlanma, esirgenme!* O hâlde kimdir daha zalim o kimseden ki, yalanladı âyetlerini Allâh’ın ve yüz çevirdi ondan? Cezalandıracağız, âyetlerimizden dönüp giden kimseleri, azabın en kötüsüyle ki, dönüp gidiyor olmaları sebebiyle.*

 

>2:2, 2:97, 7:52, 10:37, 10:38, 16:102, 17:9, 17:105, 17:106, 18:2, 25:32, 26:192, 26:193, 26:194, 26:195, 32:2<

 

>7:86, 8:36, 11:19, 14:3, 16:88<

 

6:158  ‘Hakikati örtmeye şartlanmışlar, neyi’ gözlerler ki? İllâki gelmesini mi onlara, melekler (Azrâîl aleyhisselâm ve yardımcıları) veya gelir Rabbinin ‘azabı’ veya gelir Rabbinden bazı âyetler ‘alâmetler’? (Mesele kapanır, peygambere ihtiyaç kalmaz, işleri Allâhû Teâlâ’ya kalır).* O gün gelir ki, ‘kıyâmet sonrası âhirette’;* bazı âyetler ‘alâmetler’ Rabbinden, bir fayda sağlamaz canına inancı, öncesinden inanmış veya inancıyla ‘eyleme dönüşmeyip’ bir hayır kazanmamışsa. ‘Yâ Muhammed!’, De ki: „ İntizar edin ‘bekleyin’, doğrusu bizler de intizar edenleriz ‘bekleyenleriz’! “.

 

>2:210, 5:109, 6:57, 6:58, 10:11, 10:50, 10:51, 13:6, 14:42, 15:8, 16:1, 16:33, 16:61, 17:11, 18:58, 18:59, 25:25, 25:26, 35:45, 39:69, 47:18<

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

6:159  Muhakkak o kimseler ki, dînlerini ‘dîni algılarını’ ayırdılar ve bölük bölük oldular.* Sen, bir şeyde ‘bu hususta’ onlardan değilsin. Fakat işleri Allâh’a ‘kalmıştır’.* Sonra ‘âhirette’ bildirecek onlara, ifa etmiş oldukları şeyleri!*

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

>2:213, 6:159, 9:105, 10:19, 21:92, 21:93, 23:51, 23:52<

 

6:160  Kim, ‘Allâhû Teâlâ’nın huzuruna’ iyilikle gelirse, o hâlde onun ‘sevabının’ on misli onundur. Ve kim kötülükle gelirse, artık ‘günahı’, onun ‘bir’ mislinden başka cezalandırılmaz. Ve onlar ‘âhirette’ zulmedilmezler.*

 

>7:8, 7:9, 23:102, 23:103, 99:7, 99:8, 101:6, 101:7, 101:8, 101:9<

 

6:161  ‘Yâ Muhammed!’, De ki: „ Muhakkak ki Rabbim, yönlendirdi beni, ‘razı olduğu’ yol istikâmetine!* Dînen ki, ‘kıyâmete kadar’ ayakta kalacak, İbrâhîm’in milletine ‘aynı inancı paylaşanların dînine’, Hanif (yegâne İlâh’a inanan) ‘olarak’! “.* Ve olmadı ‘İbrâhîm aleyhisselâm , Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıranlardan.*

 

>2:256, 5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 18:29, 31:22, 39:41, 57:20, 64:11<

 

>3:19, 3:83, 3:84, 3:85, 5:3, 6:161, 10:105, 21:25<

 

>6:79, 60:4<

 

6:162  ‘Yâ Muhammed!’, De ki: „ Muhakkak ki ibadetlerim ‘namazlarım, bağışlarım’ ve hizmetlerim, yaşamım ve ölümüm, Allâh’adır! Ki, Rabbidir var olan her şeyin!*

 

>17:44, 26:23, 26:24, 42:11, 59:22, 59:23, 59:24, 112:4< “.

 

6:163  Yoktur ortağı Zât’ının! Ve işte bununla emredildim. Ve ben, öncüsüyüm Müslümanların (Allâhû Teâlâ’ya teslimiyeti benimseyen)! “.

 

6:164  ‘Yâ Muhammed!’, De ki: „ Allâh’tan gayrı mı, bir Rab gaye edineyim sizlere!? Ve O’dur, her şeyin Rabbi! “. Ve kazanmaz her bir benlik, aleyhine ‘olan vebalden’ başkasını. Ve yüklenemez ‘bir günah’ yüklüsü, bir başkasının yükünü ‘günahını’.* Sonra Rabbinizedir dönüşünüz!* Artık ‘âhirette’ bildirecek sizlere, ihtilâf ediyor olduğunuz şeyleri!*

 

>35:18<

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

>2:213, 6:159, 9:105, 10:19, 21:92, 21:93, 23:51, 23:52<

 

6:165  Ve O’dur ki Zât’ı, kıldı sizleri halefler (medeniyette yerine geçen) yeryüzünde! Ve yükseltti bazılarınızın mertebelerini bazılarınızın üstüne, denemek için sizleri ki, verdiği şeylerle sizlere!* Şüphesiz ki Rabbinin, ezası tezdir. Ve Şüphesiz ki O, elbette fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır;* inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!

 

>8:25, 9:126, 21:35, 29:2<

 

>5:39, 15:49, 17:25, 20:82, 25:71, 28:16, 39:53<