11. HÛD:

 

„ Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm! Bismillâhirrahmânirrahîm! “.

 

„ Sığınırım Allâh’a, şeytanın ‘şerrinden’ ki, taşlanmış ‘rahmetinden kovulmuştur’!*

 

>7:200, 15:34, 16:98<

 

Allâh adına… Ki, sonsuz şefkatle merhamet edendir; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir! “.

 

 

11:1    Elif, Lâm, Râ… (Kur’ân-ı Kerîm) ‘öyle bir’, Kitaptır ki, âyetleri ‘delillerle’ sağlamlaştırılmıştır!* Sonra detaylandırıldı âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmeden; haberdar, üstün bilgi sahibinin katından!

 

>11:1, 11:120, 15:9, 22:52, 25:32, 41:42<

 

Kur’ân’ın şifresi, anahtarı Hurûf-ı Mukattaa – ÎKRA.vision

 

11:2    Ki, ‘hizmetle, ibadetle’ kul olmayın, Allâh’tan başka ‘kutsallaştırılan zât’a, puta’!* ‘Yâ Muhammed! De ki’: „ Muhakkak ki ben, sizlere O’ndan, ‘kıyâmetle’ uyaran ve ‘hakikat bilgisi ve cennetle’ müjdeleyiciyim!*

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

>2:151, 3:164, 3:184, 4:41, 4:166, 6:42, 14:44, 16:44, 16:89, 17:77, 28:47, 62:2<

 

11:3    Ve ‘açıklandı ki, bilinçli işlenen günahı terke’ istiğfar etmeniz ‘için’ Rabbinize! Sonra tövbe edin Zât’ına!* Ki, menfaatlendirsin sizleri güzel bir menfaatle, adlandırılmış ‘bir’ vadeye!* Ve versin her liyakat sahibine, liyakatini! “. Ve eğer ki, ‘geçmişe’ dönerlerse, o hâlde ‘de ki’: „ Muhakkak ki ben, korkarım üzerlerinize ‘gelecek’ büyük ‘zor’ günün azabından! “.

 

>2:160, 4:26, 5:74, 11:3<

 

>3:145, 6:2, 7:34, 11:104, 13:38, 15:4, 15:5, 17:13, 18:49<

 

11:4    Allâh’adır dönüşünüz!* Ve O’dur, her şey üzerinde irade ettiğini, icraya kudretli!

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

11:5    Değil mi ki, muhakkak ki onlar, bükerler göğüslerini ‘gönüllerini kapatırlar’, O’ndan saklamak için?! Değil mi ki, kıyafetlerine bürünüp örtündüklerinde* ‘bile, Allâhû Teâlâ’ bilir, sırlarını ve açıkladıkları şeyleri?!* Muhakkak ki O, en iyi bilendir; göğüslerin sahip olduğunu ‘gönüllerin barındırdığını’!*

 

>71:7<

 

>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 67:13, 67:14<

 

>18:49, 22:76, 29:3, 41:20, 43:80, 50:16, 50:17, 50:18<

 

11:6    Ve yoktur, yeryüzünde ‘hiç’ bir mahlûkatlardan ki, olmasın Allâh üzerine onun rızkı! Ve ‘Allâhû Teâlâ’ bilir, karar kılınan ‘yerini’ ve emanet ‘yerini’! ‘Bunların’ hepsi apaçık kitaptadır ‘Levh-i Mahfûz’da’ (Allâh’ın ilminin, saklanmış ve korunmuş kayıt levhası)!*

 

>6:59, 13:39, 36:12, 57:22, 85:21, 85:22<

 

11:7    Ve O’dur ki Zât’ı, oluşumunu yapılandırarak yarattı, gökleri ve yeri altı günde! Ve O’nun Arş’ı (cennet ve cehennemi de içinde barındıran, zamansız, mekânsız, evren) su üzerindeydi. Ki ‘verdiği şeylerle’ denemek için sizleri ‘dünyada’ ki, hanginiz en iyi gayret edecek!* Ve mutlaka eğer sen, desen ki: „ ‘Mezardan’ çıkarılacaksınız, ölümden sonra! “* Mutlaka derler o kimseler ki, ‘hakikat bilgisini’ örtmeye şartlanmışlardır: „ Bu ancak apaçık sihirdir ‘dalaveredir’! “.

 

„Arş“ Su üzerinde olduğu kanıtlandı – ÎKRA.vision

 

„2 gün / 4 gün / 6 gün“  – ÎKRA.vision

 

>8:25, 9:126, 21:35, 29:2<

 

>6:29, 6:30, 11:7, 16:38, 16:39<

 

11:8    Ve mutlaka eğer ertelesek onlardan azabı, adedini ‘vadeli bir süre’, elbette diyorlar ki: „ Onu ‘azabı’ tutan ne!? “. Değil mi ki, gün geldiğinde onlara, değildir ‘geri’ çevrilecek onlardan?! Ve sarıverdi onları, onunla alay etmiş oldukları şey.*

 

>2:15, 6:5, 6:10, 7:101, 10:11, 13:32, 14:42<

 

11:9    Ve mutlaka eğer tattırırsak insana Bizden ‘bir’ bahşedilme, sonra da onu ondan çektik mi, muhakkak ki o, elbette umudu keser, nankörleşir.

 

11:10  Ve mutlaka eğer tattırırsak ona, ‘bir’ nema ki, ‘bir’ mağduriyet dokunduğunun ardından, mutlaka derler ki: „ Gitti kötülükler benden! “. Doğrusu o, elbette keyiflenir ‘yeteneğiyle’ iftihar eder!*

 

>11:10, 17:37, 31:18, 31:19, 39:49<

 

11:11  Müstesnadır o kimseler ki, sabrettiler ve gayretleri erdemlidir; işte onlar ki, onlaradır ‘âhirette’, bağışlanma ve büyük ecir.

 

11:12  ‘Yâ Muhammed!’, Artık belki de atlayacaksın bazılarını, sana vahyolunan şeyin ‘İlâhî esasların’!* Ve daralır onunla göğsün, ‘Allâhû Teâlâ’ya ortak yakıştıranların’ demelerinden ki: „ İndirilseydi ya ona bir define ‘yeri bilgisi’ veya gelseydi ya onunla beraber bir melek! “.* Sen ‘sadece kıyâmetle’ uyarıcısın!* Ve Allâh, her şey üzerinde her hususta tanık, idareyi üstlenen, itimat edilendir!

 

>5:48, 5:49, 11:12, 11:112, 11:113, 17:74, 28:87<

 

>4:153, 6:109, 7:146, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51<

 

>2:151, 3:164, 3:184, 4:41, 4:166, 6:42, 14:44, 16:44, 16:89, 17:77, 28:47, 62:2<

 

11:13  ‘Yâ Muhammed!’, Yoksa diyorlar mı ki, onu ‘Kur’ân-ı Kerîm’i, o’, uydurdu?!* De ki: „ Haydi getirin onun benzeri uydurulmuş on sûreler!* Ve çağırın mecal edebildiğiniz kişileri de ki, Allâh’a ilişiksiz; eğer samimilerseniz! “.

 

>2:2, 2:97, 7:52, 10:37, 10:38, 16:102, 17:9, 17:105, 17:106, 18:2, 25:32, 26:192, 26:193, 26:194, 26:195, 32:2<

 

>2:23, 10:38, 11:13, 17:88, 52:34<

 

Kur’ân’ın taklit edilemeyecek kadar mucizevi oluşu – ÎKRA.vision

 

11:14  Hâlâ eğer icabet etmezlerse sizlere, öyleyse bilin ki, ‘Kur’ân-ı Kerîm’ ancak Allâh’ın ilmiyle indirilmiştir! Ve ilâh olmadığıdır, O’ndan başka! Artık sizler de, Müslümanlar mısınız (Allâhû Teâlâ’ya teslimiyeti benimseyen)?

 

11:15  Kimin muradı, dünya hayatı ‘kazancı edinmek’ olduysa ve onun süsü ‘ihtişamı’, veririz onlara, gayretlerini orada.* Ve onlara, orada ‘mükâfatları’ eksiltilmez.

 

>2:200, 10:7, 10:8, 11:15, 11:16, 17:18, 17:19, 17:20, 42:20<

 

11:16  İşte onlar ‘dünya hayatını isteyenler’, o kimselerdir ki, ‘bir şey’ yoktur onlara âhirette ateşten başka ‘bir şey’! Ve boşa çıktı orada ‘dünyada’ ürettikleri şeyler.* Ve asılsızdır gayret ediyor oldukları şeyler.

 

>4:48, 6:88, 7:146, 8:23, 8:51, 9:80, 16:107, 16:108, 40:12, 47:28<

 

11:17  Oysa ki, Rabbinden bir beyan üzerine ‘hakikat bilgisine dayanıyor’ olan kimse ‘Muhammed aleyhisselâm’;* ve okur onu ‘âyetleri’ ki şahittir,* ondan (Kur’ân-ı Kerîm). Ve ondan önce Mûsâ’nın kitabı (Tevrât) ‘bunu destekler’ ki, bir rehber ve bahşedilme, bağışlanma, esirgenme ‘vesilesidir’. İşte onlar, ona ‘bunlara’ inanırlar. Ve kim örterse onu, topluluklardan, artık ateştir ona vadedilen yer. ‘Yâ Muhammed!’, O hâlde ‘ne yapsan inanmazlar’; olma kararsızlık içinde ondan! Muhakkak ki hak ‘İlâhî esaslar’, Rabbindendir!* Ve lâkin insanların birçoğu inanmazlar!*

 

>2:151, 3:164, 3:184, 4:41, 4:166, 6:42, 14:44, 16:44, 16:89, 17:77, 28:47, 62:2<

 

>8:8, 9:32, 9:33, 10:82, 17:81, 40:14, 61:8, 61:9<

 

>4:153, 6:109, 7:146, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51<

 

11:18  Ve kimdir daha zalim o kimseden ki, uydurur Allâh ‘adına’ yalanla?!* İşte onlar ki, arz edilirler ‘onlar’ Rablerine. Ve diyor ki şahitler*: „ İşte bunlar ki, Rablerine yalancı kimselerdir! “.* Değil mi ki, lâneti Allâh’ın, zalimlerin üzerlerinedir?!

 

>2:168, 2:169, 7:33, 16:116<

 

>7:38, 33:68, 33:69<

 

>16:105, 18:49, 22:76, 23:105, 25:11, 27:83, 29:3, 29:68, 41:20, 43:80, 50:16, 50:17, 50:18, 52:11, 69:49<

 

11:19  O kimseler ki, alıkoyarlar yolundan Allâh’ın* ve ondaki amaçları bir eğrilik ‘bulmaktır’. Ve onlar ki, âhireti de inkâr edenler onlardır!

 

>7:86, 8:36, 11:19, 14:3, 16:88<

 

11:20  İşte onlar, ‘hükmün yerine getirilmesinde Allâhû Teâlâ’yı’ âciz bırakacak değiller yeryüzünde. Ve yoktur kendilerine ki, Allâh’a ilişiksiz; himayeciler. Defalarcadır onlara azap; ki, mecal edemediler ‘İlâhî esasları’ duymaya ve onlar, ‘zaten’ gören ‘idrak eden’ değillerdi.*

 

>11:20, 17:48, 18:101, 68:43, 89:23, 89:24<

 

11:21  İşte onlar, o kimselerdir ki ‘hakikati örtmeye şartlanmışlar’, canlarını hüsrana uğratanlardır. Ve saptı (hatırdan, gönülden çıkarıldı) onlardan, uydurmuş oldukları şeyler (ilâhları).*

 

>2:166, 4:117, 6:100, 10:28, 10:29, 14:36, 16:86, 18:52, 19:82, 21:65, 25:17, 28:63, 29:25, 34:40, 34:41, 35:14, 46:5, 46:6<

 

11:22  Hiç kuşkusuz ki, onların, âhirette hüsranda olduklarıdır.

 

11:23  Muhakkak o kimseler ki, ‘samimiyetle’ inananlardır ve gayretleri erdemlidir. Ve Rablerine gönülden boyun eğenler. İşte onlar, has bahçe ‘cennet’ sahabeleridir; onlar, orada sonsuza ‘dek’ kalıcılardır.

 

11:24  Emsali iki kesimin, kör ve sağır ve gören ve duyan gibidir. Hiç eşit olurlar mı emsalce?* Hâlâ hatırda tutmaz mısınız!?*

 

>2:171, 6:104, 7:179, 8:23, 10:100, 13:19, 17:72, 17:97, 21:45, 25:44, 67:10<

 

>7:52, 7:185, 10:101, 18:109, 23:71, 27:93, 31:27, 41:53, 51:20, 51:21, 51:22, 51:23<

 

11:25  Ve andolsun ki, gönderdik Nûh’u halkına. ‘Dedi ki’: „ Muhakkak ki ben, sizleri apaçık ‘kıyâmetle’ uyaranım!*

 

>2:38, 5:70, 14:4, 16:36, 2:121, 16:84, 28:59, 28:75, 39:71, 62:2<

 

11:26  Ki, ‘hizmetle, ibadetle’ kul olmayın, Allâh’tan başka ‘kutsallaştırılan zât’a, puta!* Böyle devam ederseniz’, muhakkak ki ben, korkarım üzerlerinize ‘gelecek’ elem bir günün azabından! “.

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

11:27  Ne var ki dediler ki, halkından seçkin, inkâr eden kimseler: „ Görmüyoruz seni, illâki bizler benzeri, ‘görünen’ ölümlü varlıktan (İnsan) ‘başka’! Ve görmüyoruz sana uyduğunu, o kimselerden başkasın da, ki kendileri, bizlerden aşağı basit görüşlü! Ve görmüyoruz sizleri, üzerlerimize liyakatli! Ki, yalancılar zannediyoruz sizleri! “.

 

11:28  ‘Nûh aleyhisselâm’ dedi ki: „ Ey halkım! Bakar mısınız, eğer ben, bir beyan üzerineysem ‘hakikat bilgisine dayanıyorsam’* Rabbimden ve verdi de bana, ‘bir’ bahşedilme, merhametle esirgenme, katından; ne var ki, kapalıysa üzerlerinize, onu zorlayalım mı sizlere? Ve ondan ‘inancımızdan’ hoşlanmayanlarsanız da!

 

>2:38, 5:70, 14:4, 16:36, 2:121, 16:84, 28:59, 28:75, 39:71, 62:2<

 

11:29  Ve ey halkım! Sual etmiyorum sizlerden, ‘tebliğim’ üzere bir mal! Varsa da ücretim, ancak üzerinedir Allâh’ın. Ve değilim, kovacak inançlı kimseleri ‘aşağı görseniz de’. Doğrusu onlar, Rablerine kavuşacaklar. Ve lâkin ben, sizleri cahillik ‘düşüncesizlik’ eden toplum görüyorum!

 

11:30  Ve ey halkım! Kim yardım eder bana, Allâh’tan ‘gelecek azaba’ ki, eğer kovarsam onları? Hâlâ hatırda tutmaz mısınız!?

 

11:31  Ve demiyorum sizlere, yanımdadır Allâh’ın hazineleri ve bilmiyorum algılanamayanı ve demiyorum ki, muhakkak ki ben, bir meleğim. Ve demiyorum gözlerinizin hakir gördüğü kimselere, asla vermeyecek Allâh, bir hayır. Ki Allâh, en iyi bilendir; onların içlerindeki şeyleri!* ‘Bunları diyecek olsam’ doğrusu o zaman, elbette zalimlerdenim! “.

 

>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 67:13, 67:14<

 

11:32  Dediler ki: „ Yâ Nûh! Bizlerle mücâdele ettin, öyle ki, bizlerle mücâdelede çok ileri gittin. Haydi, getir bizlere vadettiğin şeyi, eğer samimilerdensen! “.

 

11:33  ‘Nûh aleyhisselâm’ dedi ki: „ Onu sizlere ancak Allâh, eğer dilerse getirir! “. Ve değilsiniz ‘hükmün yerine getirilmesinde Allâhû Teâlâ’yı’ âciz bırakacak.*

 

>6:31, 6:47, 6:134, 10:53, 10:54, 20:15, 22:55, 29:53, 40:59, 51:14, 67:25, 67:27<

 

11:34  ‘Nûh aleyhisselâm Dedi ki’: „ Ve fayda sağlamaz sizlere nasihatim ki, olsa da muradım nasihat etmek sizlere ki, eğer olduysa Allâh’ın muradı, ‘inkâra şartlandığınız için’ sizleri azdırmak!* O’dur, Rabbiniz ve Zât’ına döndürüleceksiniz! “.

 

>3:108, 6:104, 7:101, 8:22, 8:23, 22:46, 40:35, 64:11<

 

11:35  Yoksa diyorlar mı ki, onu ‘uyarılmalarını’, uydurdu?! De ki: „ Eğer onu uydurduysam, öyleyse suçum ‘günahım’ üzerimedir! Ve alâkasızım suçlarınız sebebiyle ‘günahlarınızdan’! “.

 

11:36  Ve vahyedildi ki, Nûh’a: „ Muhakkak ki onlar, asla inanmayacaklar; ki, müstesnadır halkından inançlı olan kimseler. Artık tasalanma ifa etmiş oldukları şeylere! “.

 

11:37  Ve üret gemileri, gözetimimizde ve vahyimizle! Ve hitap etme Bana, zalim kimseler için!* Muhakkak ki onlar, ‘suda’ boğulacaklardır!

 

>9:113, 9:114<

 

11:38  Ve ‘Nûh aleyhisselâm’ üretiyorken gemileri ve her defasında onun ‘yanından’ geçerken halkından seçkinler, eğlendiler onunla. ‘Nûh aleyhisselâm’ dedi ki: „ Eğer bizlerle eğleniyorsanız, nihayet mutlaka ‘gün gelir’ eğleniriz sizlerle, ‘şimdi’ eğlendiğiniz gibi! “.*

 

>83:29, 83:34<

 

11:39  O hâlde ‘âhirette’ bileceksiniz, kime gelir rezil eden azap!* Ve ‘cehennemde de’ iner ona, kalıcı azap.

 

>6:135, 7:128, 11:49, 13:22, 13:24, 13:35<

 

11:40  Ta ki, ‘yok etme’ emrimiz geldiği zaman ve kaynayıp köpürdü tandır. Dedik ki: „ Yükle ‘gemilerin’ içine, her türden çifter çifter ve ahalini! Üzerlerine ‘boğulacaklar’ sözü geçmiş kimseler hariç.* Ve ‘samimiyetle’ inanan kişileri de ‘yükle’! “.* Ve ‘zaten’ inanmadı beraberindeki birazı dışında.

 

>11:37, 23:27<

 

>10:103, 21:88, 30:47, 40:51<

 

Nûh aleyhisselâm, Atlantis’te yaşamış olabilir – ÎKRA.vision

 

11:41  Ve ‘Nûh aleyhisselâm’ dedi ki: „ Binin ‘gemilerin’ içine ki, adıyladır Allâh’ın, yüzmesi ve durması da! “. Şüphesiz ki Rabbim, elbette fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır;* inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!

 

>5:39, 15:49, 17:25, 20:82, 25:71, 28:16, 39:53<

 

11:42  Ve o ‘gemiler’ yüzüyordu onlarla, dağlar gibi dalgalar içinde. Ve seslendi Nûh oğluna ki, ‘o’ tenha bir yerdeydi: „ Yâ oğlum! Bin bizlerle beraber ve olma inkârcılarla beraber! “.

 

11:43  ‘Oğlu’ dedi ki: „ Sığınacağım bir dağa ki, korur beni sudan. “. ‘Nûh aleyhisselâm’ dedi ki: „ Bugün koruyan olmaz, emrinden ‘çıkıp’ Allâh’ın; ki, müstesnadır esirgeyip, acıdığı, bahşettiği ‘inançlı’ kişiler! “. Ve dalga girdi aralarına ve böylelikle ‘oğlu da’ boğulanlardan oldu.

 

Hz. Nûh a.s.’ın halkının inkârı ve yok edilmeleri – ÎKRA.vision

 

11:44  Ve denildi ki: „ Ey yeryüzü, suyunu yut! Ve ey gök, ‘yağmurunu’ tut! “. Ve çekildi su ve bitirildi emir ‘Allâhû Teâlâ’nın hükmü yerine getirildi’. Ve ‘gemi’, Cudi ‘dağı’ üstüne oturdu. Ve denildi ki: „ Uzak olsunlar zalimler toplumu! “.*

 

>3:108, 6:104, 7:101, 8:22, 8:23, 22:46, 40:35, 64:11<

 

11:45  Ve seslendi Nûh Rabbine, derken dedi ki: „ Rabbim… Muhakkak ki, oğlum ‘ev’ ahalimdendir!* Ve muhakkak ki, vaadin gerçektir! Ve Sen en iyi, âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedensin! “.

 

>11:40<

 

11:46  ‘Allâhû Teâlâ, vahiyle’ dedi ki*: „ Yâ Nûh! Muhakkak ki o, senin ahalinden değildir. Doğrusu o, erdem dışı gayretler yapmaktadır. Öyleyse Benden sorma ‘isteme’, hakkında bilgin olmayan bir şeyi! Muhakkak ki Ben, nasihat ediyorum sana ki, cahillerden ‘düşüncesizlerden’ olma! “.

 

>2:253, 4:164, 7:62, 7:117, 7:143, 19:9, 21:45, 42:51<

(42:51’den bilindiği gibi, Allâhû Teâlâ’nın, hiçbir insanla konuşması olmamıştır! Kelâmıyla olsa da, yine vahiyledir veya melekler aracılığıyla.)

 

11:47  ‘Nûh aleyhisselâm’ dedi ki: „ Rabbim… Muhakkak ki, sığınırım Sana ve sormaktan ‘istemekten’ Senden ki, hakkında bir bilgim olmayan şeyi! Ve olmadan beni bağışlaman ve bana bahşetmen, merhametle esirgemen, olurum hüsrana uğrayanlardan! “.

 

11:48  Denildi ki: „ Yâ Nûh! İn ‘gemiden’! Bizden ‘bir’ esenlikle ve bereketlerle üzerine; ve senin beraberindeki ümmetler ‘aynı inancı paylaşan’ kimselerin üzerlerine. Ve ‘bunlardan inkârcı’ ümmetler ‘oluşacak’ ki, onları menfaatlendireceğiz.* Sonra dokunacak onlara Bizden elem azap! “.*

 

>3:157, 10:58, 17:18, 17:19, 17:20, 57:20<

 

>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 36:63, 39:8, 40:6<

 

11:49  ‘Yâ Muhammed!’, Bunlar, saklı ‘bilgin dışında’ havadislerinden ki, vahyediyoruz onu sana! Sen onu biliyor değildin ve ne de halkın, daha önceleri bunu. Artık sabret! Mutlaka ‘güzel’ âkıbet, ‘günahlardan’ korunanlarındır.*

 

>6:135, 7:128, 11:49, 13:22, 13:24, 13:35<

 

11:50  Ve Âd’a (Hûd aleyhisselâm’ın halkı) kardeşleri Hûd dedi ki: „ Ey halkım! ‘Hizmetle, ibadetle’ kul olun Allâh’a!* Yoktur sizlere ilâh, O’ndan gayrı! Sizler ise, illâki ‘asılsız şeyler’ uyduranlarsınız!

 

>2:21, 2:153, 2:186, 6:102, 7:55, 7:56, 7:205, 15:98, 15:99, 17:110, 20:8, 59:24, 98:5<

 

11:51  Ey halkım! Sual etmiyorum sizlerden, ‘tebliğim’ üzere bir ücret! Varsa da ücretim ancak üzerinedir beni, örneksiz, sanat inceliğinde üstün yaratanın! “. Hâlâ akıl yürütmez misiniz!?

 

11:52  Ey halkım! ‘Bilinçli işlenen günahı terke’ istiğfar edin Rabbinize! Sonra tövbe edin Zât’ına!* Ki, göndersin gökten üzerlerinize bol bol ‘yağdırarak’. Ve artırsın kuvvetlerinize, kuvveti. Ve ‘günah’ suçluları ‘gibi, arkanızı İlâhî esaslara’ dönmeyin! “.

 

>2:160, 4:26, 5:74, 11:3<

 

11:53  Dediler ki: „ Yâ Hûd! Getirmedin bizlere ayan beyan ‘deliller’.* Ve ilâhlarımızı atlayacak değiliz senin sözünle ve sana inanacak değiliz! “.

 

>4:153, 6:109, 7:146, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51<

 

11:54  ‘Sana’, ancak deriz ki: „ Seni fena çarpmış, bazı ilâhlarımız! “. ‘Hûd aleyhisselâm’ dedi ki: „ Muhakkak ki ben, şahit edinirim Allâh’ı. Ve şahit olun muhakkak ki, alâkasızım ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştırdığınız şeylerden!

 

11:55  Ki, O’ndan ‘Allâhû Teâlâ’dan’ ilişiksizdirler! Haydi, topluca tuzak kurun bana, sonra da bana göz ‘bile’ açtırmayın!

 

11:56  Muhakkak ki ben, itimat ettim ki, Allâh, Rabbimdir ve sizlerin de Rabbidir! Yoktur ‘hiç’ bir mahlûkatlardan ki, olmaz O’ndan başka, alnından tutmuş ‘denetliyor’!* Muhakkak ki Rabbim, ‘Zât’ının da razı olduğu’ yol istikâmeti üzeredir!

 

>18:49, 22:76, 29:3, 41:20, 43:80, 50:16, 50:17, 50:18<

 

11:57  Buna rağmen eğer ki, ‘geçmişe’ dönerseniz, artık tebliğ ettim sizlere, onunla gönderildiğim şeyi ‘hakikat bilgisini’ sizlere! Ve halef eder de Rabbim, sizlerden başka bir toplumu ve zarar veremezsiniz O’na ‘hiçbir’ şeyle!* Şüphesiz ki Rabbim, her şey üzerinde muhafaza eden, koruyup kollayan, gözeten, hafızası daimdir! “.

 

>10:14, 44:28, 44:29, 91:15<

 

11:58  Ve geldiğinde ‘yok etme’ emrimiz, kurtardık Hûd’u ve beraberindeki inançlı kimseleri ki, Bizden ‘bir’ bahşedilme, bağışlanma, merhametle esirgenme ile.* Ve kurtardık onları katı azaptan.

 

>10:103, 21:88, 30:47, 40:51<

 

Hz. Hûd a.s.’ın Âd halkının inkârı ve yok edilmeleri – ÎKRA.vision

 

11:59  Ve bunlar, Âd (Hûd aleyhisselâm’ın halkı) ki, kabullenmediler âyetlerini ‘hakikat bilgisini’, Rablerinin. Ve âsiler elçilerine. Ve uydular emrine her inatçı zorbanın.

 

11:60  Ve uğratıldılar bu dünyada lânete ve kıyâmet günü de. Değil mi ki, muhakkak ki, Âd (Hûd aleyhisselâm’ın halkı), Rablerine nankörlük ettiler?! Değil mi ki, Hûd’un halkı Âd ‘Allâhû Teâlâ’nın razı olduğu yoldan’ uzaklaştı?!

 

11:61  Ve Semûd’a (Sâlih aleyhisselâm’ın halkı) kardeşleri Sâlih dedi ki: „ Ey halkım! ‘Hizmetle, ibadetle’ kul olun Allâh’a!* Yoktur sizlere ilâh, O’ndan gayrı! O, inşa edendir sizleri yerden ‘kilden’ (özümlenme ile vücuda yarayışlı biçime sokularak, dokuların yapısında yer alışı)!* Ve dirlik verdi sizlere orada. Öyleyse ‘bilinçli işlenen günahı terke’ istiğfar edin O’na! Sonra tövbe edin Zât’ına!* Şüphesiz ki Rabbim yakındır, ‘dualara’ icabet edendir! “.

 

>2:21, 2:153, 2:186, 6:102, 7:55, 7:56, 7:205, 15:98, 15:99, 17:110, 20:8, 59:24, 98:5<

 

>15:26, 20:55, 55:14, 71:17<

 

>2:160, 4:26, 5:74, 11:3<

 

11:62  ‘Halkı’ dediler ki: „ Ey Sâlih! Sen bundan önce aramızda ümit vadedendin. Bununla men mi ediyorsun bizleri ki, kul olmamızı, atalarımızın ‘hizmetle, ibadetle’ kul oldukları şeylerden (ilâhlardan)?* Ve doğrusu mutlaka şüphedeyiz, bizleri ona ‘kulluğa’, davet ettiğin kuşkulu şeyden! “.*

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

>2:170, 6:148, 7:173, 14:10, 16:35, 36:6, 98:5<

 

11:63  ‘Sâlih aleyhisselâm’ dedi ki: „ Ey halkım! Bakar mısınız, eğer ben, bir beyan üzerineysem ‘hakikat bilgisine dayanıyorsam’* Rabbimden ve bana verdi de, Kendisinden ‘bir’ bahşedilme, merhametle esirgenme, artık kim yardım eder bana, Allâh’tan ‘gelecek azaba’ ki, eğer isyan edersem O’na? Öyleyse olmaz bana artırmanızdan gayrı hüsranı.

 

>2:38, 5:70, 14:4, 16:36, 2:121, 16:84, 28:59, 28:75, 39:71, 62:2<

 

11:64  Ve ey halkım! Bu dişi devesidir Allâh’ın ki, sizlere bir âyettir ‘alâmettir’!* Bu yüzden bırakın onu, yesin yeryüzünde Allâh’ın. Ve kötülük dokundurmayın ona, yoksa alır sizleri elem azap! “.*

 

>17:59, 54:27<

 

>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 36:63, 39:8, 40:6<

 

11:65  Buna rağmen bacaklarını biçerek devirip doğradılar onu. Bunun üzerine ‘Sâlih aleyhisselâm’ dedi ki: „ Menfaatlenin yurdunuzda üç gün ‘daha’! İşte bu, yalanlanamayacak bir vaattir! “.*

 

>5:25, 6:34, 7:89, 10:88, 12:110, 14:15, 71:24<

 

11:66  Artık geldiğinde ‘yok etme’ emrimiz, kurtardık Sâlih’i ve beraberindeki inançlı kimseleri ki, Bizden ‘bir’ bahşedilme, bağışlanma, merhametle esirgenme ile.* Ve rüsva’lığından, izin gününün (Allâhû Teâlâ’nın izniyle gerçekleşecek kıyâmet günü).* Şüphesiz ki Rabbin… Ki O’dur, gücüne, iktidarına güç yetirilemeyen, sağlam, kuvvetlidir; mutlak yüce, eşsiz, benzersiz!

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

>10:103, 21:88, 30:47, 40:51<

 

11:67  Ve aldı, zulmeden kimseleri bir çığlık. Öyle ki, sabahlayıp yurtlarında yığılıp kaldılar.

 

Hz. Sâlih aleyhisselâm’ın Semûd halkının inkârı ve yok edilmeleri – ÎKRA.vision

 

11:68  Sanki orada hiç sefa sürmemişlerdi. Değil mi ki, muhakkak ki, Semûd (Sâlih aleyhisselâm’ın halkı) Rablerine nankörlük ettiler?! Değil mi ki, Semûd ‘halkı, Allâhû Teâlâ’nın razı olduğu yoldan’ uzaklaştı?!

 

11:69  Ve andolsun ki, ‘Melek’ elçilerimiz geldiler İbrâhîm’e müjdeyle, dediler ki: „ Selâm! “. ‘İbrâhîm aleyhisselâm’ dedi ki: „ Selâm! “. Hemen, ‘geç’ kalmadan kızarmış bir buzağı getirdi.

 

11:70  Fakat gördüğünde elleri uzanmadığını ona ‘yemeğe’; tanımadığından onları ve korku düştü ‘içine’ onlardan. ‘Melekler’ dediler ki: „ Korkma! Doğrusu biz, gönderildik ki, Lût halkına! “.

 

11:71  Ve ayakta duran ‘İbrâhîm’in’ hatunu (Sâre), bunun üzerine güldü. Nihayet müjdeledik onu, İshâk ile ve İshâk’ın arkasından Yâkub (İbrâhîm aleyhisselâm’ın torunu) ile.

 

11:72  ‘Sâre’ dedi ki: „ Yâ, eyvahlar olsun! Ben mi doğuracağım? Ve ben âciz kocakarı ve bu kocam da kocamışken; muhakkak ki bu, elbette tuhaf bir şeydir! “.

 

11:73  ‘Melekler’ dediler ki: „ Tuhaf mı ki, emri ‘hükmü’ Allâh’ın? Bahşetmesi, bağışlaması, merhametle esirgemesi ve bereketi üzerlerinizedir Allâh’ın; ey ev ahalisi! “. Şüphesiz ki O, yüceltilmeye, övgüye lâyıktır; erdemli, şerefli, lütfu sonsuz, mübârek, şanı yücedir!

 

11:74  Nihayet gittiğinde İbrâhîm’den kaygı ve gelince ona müjde, mücâdeleye başladı Bizimle ‘meleklerle’, Lût halkı hakkında.

 

11:75  Doğrusu İbrâhîm, mutlaka ılımlı, ‘çok’ hayıflanan, içtenlikle yönelmiştir.

 

11:76  ‘Melekler dediler ki’: „ Yâ İbrâhîm! Bundan ‘olayı sürdürmekten’ vazgeç! Doğrusu o ‘azap hükmü yerine’, gelmiştir Rabbinin emri ‘ile’. Ve mutlaka onlara, verildi onlara bir azap ki, ‘geri’ döndürülemez. “.

 

11:77  Ve geldiğinde elçilerimiz (İnsan görünümündeki Melekler) Lût’a, onlar hasebiyle fenalaştı ve onlar hasebiyle içi daraldı, telaşlandı ve dedi ki: „ Bu çok kasvetli bir gün! “.

 

11:78  Ve geldiler ona ‘Lût aleyhisselâm’a, haber alan’ halkı süratle koşarak. Ve daha önceleri de kötülüklere gayret ediyor olanlardı. ‘Lût aleyhisselâm’ dedi ki: „ Ey halkım! Şunlar kızlarım, onlar sizlere daha temizdir. Artık korunun ‘karşı gelmekten’ Allâh’a! Ve kepaze etmeyin beni misafirlerimin içinde! Yok mu aranızda olgun adam? “.

 

11:79  ‘Halkı’ dediler ki: „ Andolsun biliyorsun ki, bizim kızlarında bir hak ‘amaç talebimiz’ olmaz. Ve doğrusu sen, elbette biliyorsun muradımızı! “.

 

11:80  ‘Lût aleyhisselâm’ dedi ki: „ Keşke olsaydı bende sizlere ‘karşı koyacak bir’ kuvvet, veya sığınabilseydim şiddetli bir erkâna! “.*

 

>5:25, 6:34, 7:89, 10:88, 12:110, 14:15, 71:24<

 

11:81  ‘Elçilerimiz’ dediler ki: „ Yâ Lût! Muhakkak ki biz, Rabbinin elçileriyiz. ‘Onlar’ sana asla vasıl olamazlar. Hemen yola koyul ahalinle, gecenin bir kesiminde!* Ve sizlerden ‘hiç’ biri ardına bakmasın!* Hatunun hariç, mutlaka ki o, ona isabet eden şey, onlara da (kötülükler yapan topluma) isabet edecek. Muhakkak ki, onlara vadedilen ‘süreç’ sabahtır.* Sabah ‘vakti de zaten’ yakın değil mi!? “.

 

>51:35, 51:36<

 

>10:103, 21:88, 30:47, 40:51<

 

>6:42, 6:43, 6:44, 6:45, 7:95, 7:96, 7:97, 7:98, 11:117, 15:4, 19:74, 19:75, 21:6, 23:64, 23:76<

 

11:82  Artık geldiğinde ‘yok etme’ emrimiz, kıldık onu ‘o şehri’ altüst. Ve yağdırdık üzerine, pişirilmiş dizili sert taşlar.

 

Hz. Lût a.s.’ın halkının inkârı ve yok edilmeleri – ÎKRA.vision

 

11:83  ‘O taşlar’, Rabbinin katında belirlenmiştir. Ve değildir o, zalimlerden uzak!

 

11:84  Ve Medyen’e (Şuayb aleyhisselâm’ın halkı) kardeşleri Şuayb dedi ki: „ Ey halkım! ‘Hizmetle, ibadetle’ kul olun Allâh’a!* Yoktur sizlere ilâh, O’ndan gayrı! Ve eksiltmeyin ölçeği ve ölçüyü. Muhakkak ki ben, sizleri hayırda ‘imkânlarda, bollukta’ görüyorum. Ve ‘böyle devam ederseniz’ muhakkak ki ben, korkarım üzerlerinize ‘gelecek’ kuşatan bir günün azabından!

 

>2:21, 2:153, 2:186, 6:102, 7:55, 7:56, 7:205, 15:98, 15:99, 17:110, 20:8, 59:24, 98:5<

 

11:85  Ve ey halkım! Vefa edin ölçeğe ve ölçüye hakkaniyetle! Ve insanların eşyalarının ‘değerini’ düşürmeyin! Ve karışıklık çıkarmayın yeryüzünde bozgunculuk yaparak!

 

11:86  Arta kalanları ‘kârı’ Allâh’ın, en hayırlısıdır sizlere,* eğer inançlılarsanız! Ve değilim üzerlerinize muhafız! “.*

 

>3:157, 10:58, 17:18, 17:19, 17:20, 57:20<

 

>6:66, 6:104, 6:107, 7:2, 10:108, 11:120, 20:100, 20:124, 39:41, 90:10<

 

11:87  ‘Halkı’ dediler ki: „ Yâ Şuayb! İbadetin mi emrediyor sana, bırakmamızı atalarımızın ‘hizmetle, ibadetle’ kul oldukları şeyleri (ilâhları),* veya ifa etmemizi mallarımızla dilediğimiz şeyi? Doğrusu mutlaka sen ılımlı, olgunsun! “.

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

11:88  ‘Şuayb aleyhisselâm’ dedi ki: „ Ey halkım! Bakar mısınız, eğer ben, bir beyan üzerineysem ‘hakikat bilgisine dayanıyorsam’* Rabbimden ve rızıklandırdıysa beni Kendisinden iyi bir rızıkla! Ve değil muradım ‘uyarmadan’ muhalefet etmek sizlere, ondan men ettiğim şeylerle!* Muradım, mecal edebildiğimce ‘gidişatı’ düzeltmekten başka bir şey değil! Ve muvaffakiyetim ancak Allâh’ın ‘desteği’ iledir. Zât’ına itimat ettim; ve Zât’ına yöneliyorum!

 

>2:38, 5:70, 14:4, 16:36, 2:121, 16:84, 28:59, 28:75, 39:71, 62:2<

 

>3:114<

 

11:89  Ve ey halkım! Sevk etmesin sizleri ‘benden’ kopukluğunuz, ‘musibet’ isabet ettirilmesine ki, isabet eden şeyin benzerinin Nûh halkı veya Hûd halkı veya Sâlih halkına. Ve değildir Lût halkı, sizlerden ‘tuttuğunuz yoldan’ uzak!

 

11:90  Ve ‘bilinçli işlenen günahı terke’ istiğfar edin Rabbinize! Sonra tövbe edin Zât’ına!* Şüphesiz ki Rabbim, inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir; iyi kullarını çok seven, çok sevilendir! “.

 

>2:160, 4:26, 5:74, 11:3<

 

11:91  ‘Halkı’ dediler ki: „ Ya Şuayb! Anlamıyoruz söylediğin şeylerin birçoğunu! Ve doğrusu elbet görüyoruz ki, içimizde zayıfsın ‘âcizsin’! Ve olmasaydı muhitin, mutlaka taşlardık seni! Ve yok üzerlerimizde ‘bir’ üstünlüğün! “.

 

11:92  ‘Şuayb aleyhisselâm’ dedi ki: „ Ey halkım! Muhitim daha mı üstün üzerlerinizde Allâh’tan? Ve ‘huy’ edindiniz O’nun ‘emirlerini’, artlarınıza ‘atmayı’ sırt ‘çevirerek’. Şüphesiz ki Rabbim, gayret ettiğiniz şeyleri kuşatan, kavrayandır!

 

11:93  Ve ey halkım! Olanca şey üzere gayret edin! Mutlaka ben de ‘vazifeme’ gayret ediciyim! Yakında ‘âhirette’ bileceksiniz, kime gelir rezil eden azap;* ve kimdir o, yalancı!* Ve bakın bakalım ‘bekleyin’, doğrusu ben de sizlerle beraber bakanlardanım ‘bekleyenim’! “.

 

>6:135, 7:128, 11:49, 13:22, 13:24, 13:35<

 

>16:105, 18:49, 22:76, 23:105, 25:11, 27:83, 29:3, 29:68, 41:20, 43:80, 50:16, 50:17, 50:18, 52:11, 69:49<

 

11:94  Ve geldiğinde ‘yok etme’ emrimiz, kurtardık Şuayb’ı ve beraberindeki inançlı kimseleri ki, Bizden ‘bir’ bahşedilme, bağışlanma, merhametle esirgenme ile.* Ve aldı, zulmeden kimseleri bir çığlık. Öyle ki, sabahlayıp yurtlarında yığılıp kaldılar.

 

>10:103, 21:88, 30:47, 40:51<

 

11:95  Sanki orada hiç sefa sürmemişlerdi. Değil mi ki, Medyen (Şuayb aleyhisselâm’ın halkı) ‘Allâhû Teâlâ’nın razı olduğu yoldan’ uzaklaştı ki, Semûd’un (Sâlih aleyhisselâm’ın halkı) uzaklaştığı gibi?!

 

Hz. Şuayb a.s.’ın Medyen, Eyke, Ress halkının inkârı, yok edilmeleri – ÎKRA.vision

 

11:96  Ve andolsun ki, gönderdik Mûsâ’yı âyetlerimizle ‘alâmetlerimizle’* ve apaçık salahiyetle.

 

>2:60, 4:154, 4:164, 7:107, 7:108, 7:117, 7:133, 7:160, 20:18, 20:19, 20:20, 20:21, 20:22, 20:77, 26:32, 26:33, 26:63, 27:10, 27:12, 28:31<

 

11:97  Firavuna ve ‘halkından’ seçkinlerine. Fakat ‘onlar’ Firavunun emrine uydular. Ve değil ki, emri ‘hükmü’ Firavunun olgunca!

 

11:98  ‘Firavun’ önderlik eder halkına kıyâmet günü, böylelikle güder onları ateşe. Ve ne kötü ‘bir’ güdülme!*

 

>19:86<

 

11:99  Ve uğratıldılar burada ‘dünyada’ lânete ve kıyâmet günü de. Ne kötü sunudur verilen sunu!

 

11:100 ‘Yâ Muhammed!’, İşte bu, ‘yok edilen’ şehirlerin havadislerinden ki, kıssa ediyoruz ‘bahsediyoruz’ onu sana! Onlardan ‘kimi’ ayakta kalmış ve ‘kimi de’ hasat ‘edilmiş’.*

 

>6:42, 6:43, 6:44, 6:45, 7:95, 7:96, 7:97, 7:98, 11:117, 15:4, 19:74, 19:75, 21:6, 23:64, 23:76<

 

11:101 Ve zulmetmedik onlara; ve lâkin ‘günaha sebebiyet vererek’ zulmettiler benliklerine. Yine yarar sağlamadı onlara davet ‘dua’ ettikleri ‘uydurma’ ilâhları;* ki, Allâh’a ilişiksizdirler. Bir şeye ‘karşı’ ki, geldiğinde Rabbinin ‘yok edilme’ emri. Ve olmadı onlara, tahribatlarını artırmaktan başka bir şey.

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

11:102 İşte böyledir, alması ‘yakalaması’ Rabbinin ve o ‘halkı’, zulmediyorlarken;* şehirleri aldığında. Muhakkak ki O’nun, alması elemdir, şiddetlidir!

 

>6:42, 6:43, 6:44, 6:45, 7:95, 7:96, 7:97, 7:98, 11:117, 15:4, 19:74, 19:75, 21:6, 23:64, 23:76<

 

11:103 Muhakkak ki işte bu, elbette âyet ‘alâmettir’, âhiret azabından korkan kişi için! İşte bu, insanların onda ‘kıyâmet sonrası âhirette’;* toplandığı gündür! Ve işte bu, ‘hiçbir şeyin gizli kalmadığı’ şahit olunan gündür!

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

11:104 Ve onu ‘kıyâmeti’ ertelemeyiz belirli adedi ‘vadeyle’ olmaksızın.

 

11:105 O gün gelir ki, ‘kıyâmet sonrası âhirette’;* ‘hiçbir’ benlik konuşmaz, O’nun izni olmaksızın.* Artık onlardan bir kısmı, ‘cehennemlikler’ bedbaht ve ‘cennetlikler’ bahtiyardır.

 

>1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

>11:105, 20:108, 78:38<

 

11:106 Fakat o kimseler ise ki, bedbahtlardır; artık ateştedirler onlar. Ki, oradadır harıltı ve gürleme.*

 

>11:106, 21:100, 21:102, 25:12, 67:7<

 

11:107 Sonsuza ‘dek’ kalıcılardır orada ki, durdukça gökler ve yer. Ki, müstesnadır Rabbinin dilediği şey (cehennemleri yok etmesi). Şüphesiz ki Rabbin, ifa edendir murad ettiği şeyi!

 

11:108 Ve o kimseler ise ki, bahtiyarlardır; artık has bahçe ‘cennette’. Sonsuza ‘dek’ kalıcılardır orada ki, durdukça gökler ve yer. Ki, müstesnadır Rabbinin dilediği şey (cennetleri yok etmesi). Vergi, ‘lütuftur bu’ ki, kesintisiz.

 

11:109 ‘Yâ Muhammed!’, O hâlde ‘ne yapsan inanmazlar’;* olma kararsızlık içinde, ‘hizmetle, ibadetle’ kul oldukları şeylerden (ilâhlarından)! Şunların kul olmaları, illâki atalarının önceden kul oldukları gibidir.* Ve muhakkak ki Biz, elbette ödeyenleriz ‘bununla yetinene’ hisselerini eksiltmeksizin.*

 

>4:153, 6:109, 7:146, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51<

 

>3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 23:117, 39:3, 42:21, 46:5<

 

>2:200, 10:7, 10:8, 11:15, 11:16, 17:18, 17:19, 17:20, 42:20<

 

11:110 Ve andolsun ki, verdik Mûsâ’ya kitap (Tevrât). Ancak onun hakkında ihtilâf ettiler. Ve olmasaydı geçmiş bir kelime ‘vadettiği kıyâmet hükmü’, Rabbinden, elbette bitirilirdi ‘vadeleri ve Allâhû Teâlâ’nın hükmü yerine getirilirdi’.* Ve doğrusu onlar, mutlaka kuşkuyla şüphedeler ondan ‘bu emirden’.

 

>7:34, 10:19, 11:110, 20:129, 41:45, 42:14<

 

11:111 Ve muhakkak ki, tümüyle elbette olanca vefa eder onlara Rabbin, gayretlerini. Şüphesiz ki O, gayret ettikleri şeylerden haberdar, üstün bilgi sahibidir!

 

11:112 ‘Yâ Muhammed!’, Artık istikamette ‘dürüst ol’ emredildiğin gibi! Ve o kimseler de ki, senin beraberindeki tövbe eden! Ve taşkınlık etmeyin! Şüphesiz ki O, gayret ettiğiniz şeyleri her hâliyle görendir!

 

11:113 Ve meyletmeyin zalim kimselere, yoksa dokunur sizlere ateş! Ve yoktur sizlere ki, Allâh’a ilişiksiz; himayeciler! Sonra da yardım olunmazsınız!

 

11:114 Ve uygula ‘titizlikle, gereğince’ ibadeti ‘namazı’!* Gündüzün iki tarafında (öğlen, ikindi) ve gecenin gündüze, gündüzün geceye yakın vakti (sabah, akşam, yatsı)! Muhakkak ki iyilikler, kötülükleri giderir. İşte bu, ‘hakikat bilgisini’ hatırlatmadır, hatırda tutacaklara.

 

>2:43, 2:238, 4:103, 11:114, 14:40, 17:78, 17:110, 19:31, 19:55, 20:130, 20:132, 21:73, 22:78, 25:64, 30:17, 30:18, 39:9, 50:39, 51:17, 51:18, 52:49, 73:2, 73:3, 73:4, 76:16<

 

11:115 Ve sabret! O hâlde muhakkak ki Allâh, zayi etmez ecrini, ‘kendisini’ koruyan, iyilere!

 

11:116 Ancak oysa ki, olsaydı ya uygarlıklardan, sizlerden önceki, men edenler yeryüzünde bozgundan ki, kurtardıklarımız kimselerden, onlardan birazı dışında!* Ve uydular zulmeden kimseler, şımartan şeylere ‘dünyevi hazlara’ orada; ve ‘zaten günah’ suçlularıydılar.

 

>10:103, 21:88, 30:47, 40:51<

 

11:117 Ve olmadı Rabbin ‘haksız yere’ yok eden, şehirleri zulümle ve ahalisini ki, ‘gidişatı’ düzeltenler ‘olduğu sürece’.*

 

>6:42, 6:43, 6:44, 6:45, 7:95, 7:96, 7:97, 7:98, 11:117, 15:4, 19:74, 19:75, 21:6, 23:64, 23:76<

 

11:118 Ve eğer dileseydi Rabbin ‘insanı tercihsiz kılmayı’, elbette kılardı insanları ‘aynı inançtan’ bir ümmet. Ve zail olmayacak ihtilâflar.

 

11:119 Ki, Rabbinin esirgeyip, acıdığı, bahşettiği ‘inançlı’ kişiler dışında! Ve işte bunun için ‘inananları, diğerlerinden ayırmak için’ yarattı onları ‘insanları’! Ve tamamlandı, Rabbinin kelimesi ‘vadettiği hükmü’ ki: „ Mutlaka dolduracağım cehennemi, cinlerle (görünmeyen varlıklar) ve insanlarla topluca! “.*

 

>6:130, 7:14, 7:15, 7:16, 7:17, 7:18, 7:38, 7:179, 17:63, 17:64, 17:65, 41:28<

 

11:120 ‘Yâ Muhammed!’, Ve her tür şeyi kıssa ediyoruz ‘bahsediyoruz’ sana, elçilerin havadislerinden ki, sabitleriz gönlünü ‘idrak kuvvelerini’, onunla! Ve geldi sana, bunda hak ‘İlâhî esaslar’; ve nasihat ve ‘hakikat bilgisini’ hatırlatmadır, ‘samimiyetle’ inananlara!*

 

>8:8, 9:32, 9:33, 10:82, 17:81, 40:14, 61:8, 61:9<

 

11:121 ‘Yâ Muhammed!’, Ve de, o kimselere ki, inanmazlar: „ Olanca şey üzere gayret edin! Mutlaka bizler de ‘vazifemize’ gayret edicileriz! “.

 

11:122 ‘Yâ Muhammed! De ki’: „ Ve intizar edin ‘bekleyin’, doğrusu bizler de intizar edenleriz ‘bekleyenleriz’! “.

 

11:123 Ve Allâh’ındır, algılanamayanı göklerin ve yerin!* Ve Zât’ına aittir ‘kalmıştır’, döndürülür emirleriyle ‘oluşan her şey’! Öyleyse ‘hizmetle, ibadetle’ O’na kul olun ve itimat edin O’na!* Ve değildir Rabbin bihaber, gayret ettiğiniz şeylerden!

 

>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 67:13, 67:14<

 

>2:21, 2:153, 2:186, 6:102, 7:55, 7:56, 7:205, 15:98, 15:99, 17:110, 20:8, 59:24, 98:5<