„ Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm! Bismillâhirrahmânirrahîm! “.
„ Sığınırım Allâh’a, şeytanın (âsilerin) ‘şerrinden’ ki, recmedilmiş (merhametinden uzaklaştırılmıştır)!*
>7:200, 15:34, 16:98<
Allâh adına… Ki, sonsuz şefkatle merhamet edendir; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir! “.*
>33:43<
57:1 Sebbeha lillâhi mâ fîs semâvâti vel ard (ardı), ve huvel azîzul hakîm (hakîmu).
Noksanlık, kusur, âcizlikten öte sayarlar Allâh’ındır, göklerdeki şeyler ve yerdeki!* Ve O’dur, mutlak yüce, eşsiz, benzersiz; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmeden!
>3:83, 13:15, 16:48, 16:49, 17:44, 17:107, 22:18, 32:15, 41:37, 53:62<
(Allâh’ın yarattığı tüm ne varsa, Zât’ının koyduğu doğa yasalarına uyup, yaratılış amaçları gereği işlevlerine devam ederler; dolayısıyla, istekli veya isteksiz O’nun buyruğuna riayet etmiş ve kendi usullerince yüceliğini övüp, ibadet etmiş olurlar. Hür iradeyle kulluğunun bilincini yaşayan Allâh’ın rızasını kazanan kulları ise, O’nun yüceliğini, hamd, minnet ile överek bilinçli ibadet ederler!)
57:2 Lehu mulkus semâvâti vel ard (ardı), yuhyî ve yumît (yumîtu), ve huve alâ kulli şey’in kadîr (kadîrun).
Ki, Zât’ının dır hükümranlık, göklerde ve yerde! ‘Allâh’, hayat verir ve öldürür! Ve O’dur, her şey üzerinde ‘irade ettiğini, icraya’ kudretli!
57:3 Huvel evvelu vel âhiru vez zâhiru vel bâtın (bâtınu), ve huve bi kulli şey’in alîm (alîmun).
Ki, O’dur ilk (varlığının evveli olmayan)! Ve son (varlığının sonrası olmayan)! Ve aşikâr (varlığı, kudreti, delillerle açıkça anlaşılan)! Ve gizli (idrak edilemeyen, her şeye nüfuz eden, iç yüzünü bilen)! Ve O’dur, her şeyi en iyi bilen!*
>2:163, 13:2, 16:60, 20:98, 24:35, 27:26, 57:3<
57:4 Huvellezî halakas semâvâti vel arda fî sitteti eyyâmin summestevâ alel arş (arşi), ya’lemu mâ yelicu fîl ardı ve mâ yahrucu minhâ ve mâ yenzilu mines semâi ve mâ ya’rucû fîhâ, ve huve meakum eyne mâ kuntum, vallâhu bimâ ta’melûne basîr (basîrun).
Ve O’dur Zât’ı ki, (oluşumu yapılandırılarak) yarattı gökleri ve yeri altı günde!*** Sonra teşrif etmiştir Arş’a (cennet ve cehennemi de içinde barındıran, zamansız, mekânsız, evrenin yönetmeliğine). Ki bilir, giren şeyi yere ve ondan çıkan şeyi. Ve inen şeyi gökten ve seken ‘sıçrayan’ şeyi oraya.** Ve O, sizinle beraberdir ‘her’ nerede olduysanız! Ve Allâh, gayret ettiğiniz şeyleri her hâliyle görendir!*
>3:191, 30:8, 38:27, 44:38, 44:39, 45:22, 51:56, 75:36<
„6 gün“= 13,819 milyar yıl: – https://ikra.vision
„2 gün / 4 gün / 6 gün“ : – https://ikra.vision
>6:44, 15:14, 23:77, 34:2, 57:4<
Uzayda yolculuk yapılacağının bildirimi: – https://ikra.vision
>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 21:4, 41:22, 67:13, 67:14<
57:5 Lehu mulkus semâvâti vel ard (ardı), ve ilâllâhi turceul umûr (umûru).
Ki, Zât’ının dır hükümranlık, göklerde ve yerde! Ve Allâh’a ‘kalmıştır’ ki, rücu edilir ‘O’na, tüm’ işler!
57:6 Yûlicul leyle fîn nehâri ve yûlicun nehâre fîl leyl (leyli) ve huve alîmun bi zâtis sudûr (sudûri).
Sokuyor geceyi gündüze ve sokuyor gündüzü geceye!** Ve O, en iyi bilendir; göğüslerin sahip olduğunu (gönüllerde barındırılan niyetleri)!*
>7:54, 10:67, 24:44, 25:47, 25:62, 28:71, 28:72, 28:73<
(Dinlenebilmenin veya uğraşılarda görebilmenin paha biçilmez değeri.)
>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 21:4, 41:22, 67:13, 67:14<
57:7 Âminû billâhi ve resûlihî ve enfikû mimmâ cealekum mustahlefîne fîh (fîhi), fellezîne âmenû minkum ve enfekû lehum ecrun kebîr (kebîrun).
Îmân edin, Allâh’a ve O’nun elçisine! Ve infak edin, sizleri onda halife (kullanmaya yetkili) kıldığı şeylerden!** Artık sizlerden îmân etmiş kimseler ve infak edenlere; ki, onlaradır koca bir ecir.*
>10:24, 11:6, 15:19, 15:20, 16:5, 20:54, 20:132, 25:49, 29:60, 34:24, 35:15, 47:38, 51:58<
>3:180, 34:39, 57:7, 57:10, 57:24<
>2:25, 8:4, 16:30, 16:41, 16:96, 16:97, 18:88, 20:15, 22:50, 32:17, 33:31, 34:4, 39:10<
57:8 Ve mâ lekum lâ tu’minûne billâh (billâhi), ver resûlu yed’ûkum li tû’minû bi rabbikum ve kad ehaze mîsâkakum in kuntum mu’minîn (mu’minîne).
Ve ne oluyor da sizlere, ‘samimi’ inanmıyorsunuz Allâh’a? Ve elçi çağırıyorken sizleri ‘samimi’ inanmanız için Rabbinize! Ve almıştı kesin sözünüzü ya** ki, ‘samimi’ inanmışlarsanız!
>2:285, 5:7, 57:8<
>3:179, 4:13, 4:14, 4:69, 8:13, 8:29, 9:63, 24:47, 33:36, 58:5, 58:20<
57:9 Huvellezî yunezzilu alâ abdihî âyâtin beyyinâtin li yuhricekum minez zulumâti ilen nûr (nûri), ve innallâhe bikum le raûfun rahîm (rahîmun).
O’dur Zât’ı ki, indirir kuluna ayan beyan âyetleri ki, çıkarması için sizleri, karanlıklardan (İlâhî esaslar bilgisizliğinden) aydınlığa!* Ve şüphesiz ki Allâh, elbette insaf edendir; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir*
>2:257, 5:16, 6:122, 14:5, 33:43, 57:9, 65:11<
>33:43<
57:10 Ve mâ lekum ellâ tunfikû fî sebîlillâhi, ve lillâhi mîrâsus semâvâti vel ard (ardı), lâ yestevî minkum men enfeka min kablil fethi ve kâtel (kâtele), ulâike a’zamu dereceten minellezîne enfekû min ba’du ve kâtelû ve kullen ve adallâhul husnâ, vallâhu bimâ ta’melûne habîr (habîrun).
Ve ne oluyor da sizlere, infak etmiyorsunuz Allâh’ın yolunda?!* Ve Allâh’ındır miras, göklerde ve yerde! İçinizden zaferden (Mekke zaferi) öncesi infak eden kimseler ve savaşanlar, sonradan infak eden kimseler ve savaşanlarla eşit olmazlar!* Ki onlaradır ‘öncekileredir’ azami dereceler. Ve hepsine de vadetti Allâh, güzellikler. Ve Allâh, gayret ettiğiniz şeylerden haberdar, üstün bilgi sahibidir!*
>3:180, 34:39, 57:7, 57:10, 57:24<
>32:18, 38:28, 45:21, 57:10, 59:20<
>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 21:4, 41:22, 67:13, 67:14<
57:11 Menzellezî yukridullâhe kardan hasenen fe yudâifehu lehu ve lehû ecrun kerîm (kerîmun).
Kimdir ‘o’ kimse ki, borç verir Allâh’a, bir borç ki, iyilikledir. O hâlde, onun ‘bereketi’ ona, defalarcadır.* Ve onadır kıymetli bir ecir.*
>2:261, 2:276, 2:278, 3:130, 4:40, 30:39, 57:11, 57:18<
>2:25, 8:4, 16:30, 16:41, 16:96, 16:97, 18:88, 20:15, 22:50, 32:17, 33:31, 34:4, 39:10<
57:12 Yevme terel mû’minîne vel mû’minâti yes’â nûruhum beyne eydîhim ve bi eymânihim buşrâkumul yevme cennâtun tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîh (fîhâ), zâlike huvel fevzul azîm (azîmu).
‘Kıyâmet’ günü* görürsün ki, ‘samimi’ inanan ‘erkekler’ ve ‘samimi’ inanan ‘kadınlar’, koşarlar önlerinde ve sağlarında aydınlıkları ile.* Bu gün müjdeleri has bahçelerdir (cennetler) ki, akar ‘ayaklarının’ altından nehirler; ki kalıcılardır orada.* İşte budur o, büyük başarı.
>10:53, 10:54, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 16:111, 18:47, 20:15, 21:104, 24:24, 29:55, 30:14, 40:16, 40:18, 40:59, 44:10, 44:11, 51:22, 52:9, 53:57, 70:8, 73:14, 73:18, 101:105<
>8:29, 57:12, 57:19, 57:28, 66:8, 71:12<
>4:57, 7:43, 18:31, 52:20, 76:13, 76:14, 76:15, 76:19, 76:20, 76:21, 76:22<
57:13 Yevme yekûlul munâfikûne vel munâfikâtu lillezîne âmenûnzurûnâ naktebis min nûrikum, kîlerci’û verâekum fel temisû nûrâ (nûren), fe duribe beynehum bi sûrin lehu bâb (bâbun), bâtınuhu fîhir rahmetu ve zâhiruhu min kıbelihil azâb (azâbu).
‘Kıyâmet’ günü* diyorlar ikiyüzlülük yapan ‘erkekler’ ve ikiyüzlülük yapan ‘kadınlar’, îmân etmiş kimselere ki: „ Bakın bize ki, azıcık alalım aydınlığınızdan! “. Denildi ki: „ Dönün artlarınıza da haydi bir aydınlık arayın! “.* Nihayet vuruldu bunların arasında bir sur ki, ona ‘birde’ kapı.* Oranın içindedir bahşedilme, bağışlanma, merhametle esirgenme* ve dışarısı ise azaptır.*
>10:53, 10:54, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 16:111, 18:47, 20:15, 21:104, 24:24, 29:55, 30:14, 40:16, 40:18, 40:59, 44:10, 44:11, 51:22, 52:9, 53:57, 70:8, 73:14, 73:18, 101:105<
>8:29, 57:12, 57:19, 57:28, 66:8, 71:12<
>7:32, 7:50, 7:51, 20:126, 57:13<
>4:57, 7:43, 18:31, 52:20, 76:13, 76:14, 76:15, 76:19, 76:20, 76:21, 76:22<
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 21:98, 36:63, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
57:14 Yunâdûnehum e lem nekun meakum, kâlû belâ ve lâkinnekum fe tentum enfusekum ve terebbastum vertebtum ve garretkumul emâniyyu hattâ câe emrullâhi ve garrekum billâhil garûr (garûmu).
Nida ederler onlara ‘îmân etmiş kimselere ki’: „ Bizler, olmadık mı sizlerle beraber? “. Derler ki: „ Yok… Ve lâkin nefslerinizi ayarttınız ve gözetlediniz ‘beklediniz’ ve vehimlendiniz! Ve aldattı sizi hayaller ta ki, gelinceye kadar ‘yok etme’ emri Allâh’ın!* Ve aldatıcılar da sizleri, Allâh’ın ‘affı’ ile aldattılar! “.
>4:141, 4:142, 4:143, 33:13, 33:14, 33:15, 57:14<
57:15 Fel yevme lâ yu’hazu minkum fidyetun ve lâ minellezîne keferû, me’vâkumun nâr (nâru), hiye mevlâkum, ve bi’sel masîr (masîru).
Artık bu gün, sizden ‘kurtulunması için’ fidye alınmaz; ve ne de (İlâhî esasları) inkâr eden kimselerden de!** Ve varış yeriniz (cehennem) ateşidir!* Ki, O’dur Mevlâ’nız!*** Ve ne kötü bir varış ‘yeri’!
>10:53, 10:54, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 16:111, 18:47, 20:15, 21:104, 24:24, 29:55, 30:14, 40:16, 40:18, 40:59, 44:10, 44:11, 51:22, 52:9, 53:57, 70:8, 73:14, 73:18, 101:105<
>6:94, 19:87, 21:28, 39:43, 39:44, 53:26, 78:38<
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 21:98, 36:63, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
(Yalnızca Allâh, Mevlâ’nızdır denildiğinde kabul etmediniz; Şimdi hakikati gördünüz!)
>3:150, 8:40, 22:78, 57:14, 66:2<
>6:60, 9:109, 9:110, 10:19, 11:103, 24:64, 27:83, 27:84, 27:85<
57:16 E lem ye’ni lillezîne âmenû en tahşea kulûbuhum li zikrillâhi ve mâ nezele minel hakkı ve lâ yekûnû kellezîne ûtûl kitâbe min kablu fe tâle aleyhimul emedu fe kaset kulûbuhum, ve kesîrun minhum fâsikûn (fâsikûne).
‘Vakti’ gelmedi mi, îmân etmiş kimselere ki, yüreklerinde ürpererek Allah’ı yâd etmeleri için ve Hak’tan indirilene?* Ve olmamaları ‘için’ daha önce kitap ‘hakikat bilgisi’ verilen kimseler gibi ki, uzun bir süre geçtikten sonra yürekleri katılaşan ve onlardan birçoğu fesatlar ‘olanlardan’?
>3:58, 7:52, 10:57, 11:1, 15:9, 16:44, 16:102, 22:52, 26:192, 26:195, 36:69, 41:42<
57:17 İ’lemû ennellâhe yuhyil arda ba’de mevtihâ, kad beyyennâ lekumul âyâti leallekum ta’kılûn (ta’kılûne).
Bilin ki Allâh’ın, hayat verir olduğunu yeryüzüne, ölümünün ardından! Sizlere, âyetleri ‘alâmetleri’ beyan etmiştik! Ki, belki akıl yürütürsünüz!
57:18 İnnel mussaddikîne vel mussaddikâti ve akradûllâhe kardan hasenen yudâafu lehum ve lehum ecrun kerîm (kerîmun).
Muhakkak ki, sadaka veren ‘erkekler’ ve sadaka veren ‘kadınlar’, borç verenlerdir Allâh’a; bir borç ki, iyilikledir. O hâlde, onun ‘bereketi’ onlara, defalarcadır.* Ve onlaradır kıymetli bir ecir.*
>2:261, 2:276, 2:278, 3:130, 4:40, 30:39, 57:11, 57:18<
>2:25, 8:4, 16:30, 16:41, 16:96, 16:97, 18:88, 20:15, 22:50, 32:17, 33:31, 34:4, 39:10<
57:19 Vellezîne âmenû billâhi ve rusulihî ulâike humus sıddîkûne veş şuhedâu inde rabbihim, lehum ecruhum ve nûruhum, vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbul cahîm (cahîmi).
Ve îmân etmiş kimseler Allâh’a ve O’nun elçilerine; işte onlar… Onlardır, sadâkatliler* ve (İlâhî esaslara)* şahitler!* Rablerinin nezdinde, onlaradır ecirleri* ve aydınlıkları.* Ve (İlâhî esasları) inkâr eden kimseler ve yalanlayanlar âyetlerimizi ki, işte onlar, ‘cehennemin’ alev sahabeleridir.*
>4:69, 57:19<
>4:174, 5:15, 6:104, 6:149, 6:157, 10:76, 43:29, 44:13<
>4:41, 16:84, 16:89, 17:71, 22:78, 33:45<
>2:154, 3:169, 3:170, 3:171, 3:195, 4:69, 9:111, 22:58, 33:23, 47:4, 57:19<
>8:29, 57:12, 57:19, 57:28, 66:8, 71:12<
>2:6, 6:109, 6:110, 6:111, 7:146, 10:96, 10:97, 14:11, 23:71, 45:32, 50:5<
57:20 İ’lemû ennemel hayâtud dunyâ leibun ve lehvun ve zînetun ve tefâhurun beynekum ve tekâsurun fîl emvâli vel evlâd (evlâdi), ke meseli gaysin a’cebel kuffâre nebâtuhu summe yehîcu fe terâhu musferren summe yekûnu hutâmâ (hutâmen), ve fîl âhıreti azâbun şedîdun ve magfiretun minallâhi ve rıdvân (rıdvânun), ve mâl hâyâtud dunyâ illâ metâul gurûr (gurûri).
Bilin ki dünya hayatı, sadece ‘geçici’ oyun ve eğlencedir ve süstür ‘ihtişamdır’ ve aranızda iftihar edinme* ve çoğalma ‘yarışıdır’ mallara ve evlâtlara!* Ki, ‘şu’ misal gibidir: Yağmurun, (toprağı örten) ekincileri imrendiren bitkisi gibi ki, sonra kurur ‘bu ekin’ de, artık sararmış görürsün onu. Sonra da olur o, çer çöp. Ve âhirette ‘ise ya’ şiddetli azap* ve Allâh’tan bağışlanma ‘vardır’; ve razı olunuş!* Ve değildir dünya hayatı, ‘geçici’ menfaatten başka.*
>6:44, 11:10, 17:37, 30:36, 31:18, 31:19, 39:49, 57:20<
>9:126, 21:35, 23:55, 23:56, 29:2, 57:20, 64:15, 70:19, 70:20, 70:21<
>3:185, 10:23, 10:58, 13:26, 17:18, 17:19, 17:20, 25:15, 28:61, 57:20<
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 21:98, 36:63, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
>7:176, 10:58, 14:43, 15:3, 16:107, 17:18, 17:19, 17:20, 18:28, 20:16, 21:42, 23:71, 24:37, 43:36, 43:37, 45:23, 47:14, 47:25, 57:20, 63:9, 72:17, 79:40, 79:41<
57:21 Sâbikû ilâ magfiretin min rabbikum ve cennetin arduhâ keardıs semâi vel ardı uıddet lillezîne âmenû billâhi ve rusulih (rusulihî), zâlike fadlullâhi yû’tîhi men yeşâu, vallâhu zûl fadlil azîm (azîmi).
Yarışın bağışlanmaya, Rabbinizden! Ve has bahçeye (cennete) ki onun genişliği, gök ve yeryüzü gibidir.* Ki, hazırlandı Allâh’a ve O’nun elçilerine îmân etmiş kimseler için.* İşte bu, Allâh’ın liyakatidir, verir onu dilediği kişiye!* Ve Allâh, büyük liyakat sahibidir!
>4:57, 7:43, 18:31, 52:20, 76:13, 76:14, 76:15, 76:19, 76:20, 76:21, 76:22<
>2:195, 7:128, 8:40, 11:49, 13:22, 13:23, 13:24, 13:35, 18:44, 25:15, 28:77, 28:83<
>2:76, 3:73, 5:54, 42:13, 42:14, 42:15, 42:16, 48:29, 57:29<
57:22 Mâ esâbe min musîbetin fîl ardı ve lâ fî enfusikum illâ fî kitâbin min kabli en nebreehâ, inne zâlike alâllâhi yesîr (yesîrun).
İsabet eden şey sizlere, musibetten yeryüzünde ve ne de nefslerinizde ki, olmasın onu ortaya çıkarmamızdan önce ‘İlâhî esasları açıklayan’ Kitapta (Levh-i Mahfûz; Allâh’ın ilminin, saklanmış ve korunmuş kayıt levhası)!* Muhakkak ki işte bu, Allâh’a kolaydır!
>6:59, 10:61, 11:6, 13:39, 15:1, 18:27, 20:52, 27:1, 27:75, 34:3, 35:11, 36:12, 43:4, 50:4, 57:21, 85:21, 85:22<
57:23 Li keylâ te’sev alâ mâ fâtekum ve lâ tefrehû bimâ âtâkum, vallâhu lâ yuhıbbu kulle muhtâlin fehûr (fehûrin).
Ki, tasa etmemeniz için ‘elinizden’ çıkan şeylere ve iftihar etmemeniz için sizlere verdiği şeylere.* Muhakkak ki Allâh, sevmez böbürlü, ‘kendisiyle’ iftihar edenlerin tümünü!*
>3:153, 57:23<
>6:44, 11:10, 17:37, 30:36, 31:18, 31:19, 39:49, 57:20<
57:24 Ellezîne yebhalûne ve ye’murûnen nâse bil buhl (buhli), ve men yetevelle fe innallâhe huvel ganiyyul hamîd (hamîdu).
‘O’ kimseler ki, cimridirler ve tembihlerler cimriliği, insanlara.* Ve kim de dönerse, o hâlde şüphesiz ki Allâh… O’dur, hiçbir şeye muhtaç olmayan, müstağni; minnete lâyık!
>3:180, 34:39, 57:7, 57:10, 57:24<
57:25 Lekad erselnâ rusulenâ bil beyyinâti ve enzelnâ meahumul kitâbe vel mîzâne li yekûmen nâsu bil kıst (kıstı), ve enzelnel hadîde fîhi be’sun şedîdun ve menâfiu lin nâsi ve li ya’lemallâhu men yensuruhu ve rusulehu bil gayb (gaybi), innallâhe kaviyyun azîz (azîzun).
Andolsun ki, gönderdik ‘nice’ elçilerimizi ayan beyan ‘delillerle’.* Ve indirdik onlarla beraberlerinde kitabı ‘hakikat bilgisini’ ve ölçüyü;* ki, insanların ‘ayakta’ tutmaları için adaleti.* Ve indirdik demiri* ki, (kılıç sayesinde) şiddetli baskı ‘uygulanabilsin’ ve insanlara faydalar ‘sağlasın’. Ve bilmesi ‘belirlemesi’ içindir Allâh’ın ki, kim yardım eder O’na ve O’nun elçilerine gıyaben. Şüphesiz ki Allâh, gücüne, iktidarına güç yetirilemeyen, sağlam, kuvvetlidir; mutlak yüce, eşsiz, benzersizdir!
>2:38, 6:130, 6:131, 14:4, 16:36,, 28:46, 32:3, 34:44, 35:24, 35:25, 36:6, 46:3, 62:2<
>6:152, 7:185, 11:85, 42:17, 55:8, 55:9<
(Allâh’ın koyduğu doğa kurallarında, yaratılışlarda bir ölçü gözettiği; buna Kur’ân-ı Kerîm’de dâhil olduğu. Ve insanların da her şeyde dengeli ve ölçülü olması gerektiği bilgisi!)
(Sadece Süpernovalarda oluşabilen demirin indirildiği bilgisi!)
Demir, bakır veya katran kullanımı: – https://ikra.vision
57:26 Ve lekad erselnâ nûhan ve ibrâhîme ve cealnâ fî zurriyyetihimen nubuvvete vel kitâbe fe minhum muhted (muhtedin), ve kesîrun minhum fâsikûn (fâsikûne).
Ve andolsun ki, gönderdik Nûh’u ve İbrâhîm’i ve kıldık onların soylarından, bildiricilik (peygamberlik) ve kitap ‘hakikat bilgisi verilenler’. Artık onlardan (bazıları, Allâh’ın razı olduğu yola) yönlendirilmişlerdir; ve onlardan birçoğu fesatlardır.
57:27 Summe kaffeynâ alâ âsârihim bi rusulinâ ve kaffeynâ bi’îsebni meryeme ve âteynâhul incîle ve cealnâ fî kulûbillezînet tebeûhu re’feten ve rahmeh (rahmeten), ve rahbâniyyetenibtedeûhâ mâ ketebnâhâ aleyhim illebtigâe rıdvânillâhi fe mâ reavhâ hakka riâyetihâ, fe âteynellezîne âmenû minhum ecrehum, ve kesîrun minhum fâsikûn (fâsikûne).
Sonra takip ettirdik ‘geçmiş peygamberlerin’ izleri üzerinden ‘diğer’ elçilerimizi. Ve takip ettirdik Meryem oğlu Îsâ’yı.* Ve verdik ona İncîl’i. Ve kıldık ona uyan kimselerin yüreklerine acıma ve esirgeme ‘duygusu’. Ve ‘Hristiyanlar’ ruhbânlık (rahiplik) ihdas ‘icat’ ettiler, onu yazmadığımız (zorunlu kılmadığımız) ‘hâlde’ kendilerine ki, Allâh’ın rızasını amaçlamak dışında ‘bir şey’ değildi. Ne var ki, riayet etmediler ona hakkıyla ‘titizlikle, gereğince’. Nitekim verdik onlardan îmân etmiş kimselere ecirlerini.* Ve onlardan birçoğu fesatlardır.
>2:38, 6:130, 6:131, 14:4, 16:36,, 28:46, 32:3, 34:44, 35:24, 35:25, 36:6, 46:3, 62:2<
>2:271, 3:193, 3:194, 3:195, 5:12, 8:29, 9:111, 25:70, 29:7, 39:35, 40:9, 46:16, 47:2, 48:5, 57:19, 64:9, 66:8<
57:28 Yâ eyyuhellezîne âmenûttekûllâhe ve âminû bi resûlihî yû’tikum kifleyni min rahmetihî ve yec’al lekum nûren temşûne bihî ve yagfir lekum, vallâhu gafûrun rahîm (rahîmun).
Ey ‘kitap erbabı’ îmân etmiş kimseler (Yahudiler ve Hristiyanlar!)…* Korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’! Ve îmân edin O’nun elçisine!* Ki, verir size iki kat bahşetmesi, bağışlaması, merhametle esirgemesinden!* Ve var eder sizlerde aydınlık ki, onunla yürüyeceğiniz.* Ve bağışlasın sizlere ‘suçlarınızı’!* Ve Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!*
>2:131, 2:132, 3:79, 3:80, 3:100, 3:101, 3:102, 11:12, 11:13, 11:14, 21:107, 21:108, 57:28<
>3:179, 4:13, 4:14, 4:69, 8:13, 8:29, 9:63, 24:47, 33:36, 58:5, 58:20<
>2:256, 5:16, 5:48, 7:178, 9:126, 16:9, 18:29, 31:22, 39:41, 64:11<
>8:29, 57:12, 57:19, 57:28, 66:8, 71:12<
>4:48, 5:39, 15:49, 17:25, 20:82, 25:71, 28:16, 39:53<
>33:43<
57:29 Li ellâ ya’leme ehlul kitâbi ellâ yakdirûne alâ şey’in min fadlillâhi ve ennel fadle bi yedillâhi yû’tîhi men yeşâu, vallâhu zûl fadlil azîm (azîmi).
Bilmeleri içindir ‘diğer’ kitapların erbapları (Yahudiler ve Hristiyanlar) ki, muktedir olmazlar bir şey üzerinde Allâh’ın liyakatinden (elde etmeye)! Ve liyakatin Allâh’ın elinde olduğunu ki, verir onu dilediği kişiye!* Ve Allâh, büyük liyakat sahibidir!
>2:76, 3:73, 5:54, 42:13, 42:14, 42:15, 42:16, 48:29, 57:29<