„ Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm! Bismillâhirrahmânirrahîm! “.
„ Allâh’a sığınırım şeytandan (âsilerin şerrinden) ki, recmedilmiştir!* Allâh adına… Ki, sonsuz şefkatle merhamet eden; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir! “.*
>6:130, 7:14, 7:15, 7:16, 7:17, 7:18, 7:38, 7:179, 7:200, 15:33, 15:34, 16:98, 17:63, 17:64, 17:65, 41:29<
>33:43<
64:1 Yusebbihu lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard (ardı), lehul mulku ve lehul hamdu ve huve alâ kulli şey’in kadîr (kadîrun).
Noksanlık, kusur, âcizlikten öte sayarlar Allâh’ı, göklerdeki şeyler ve yerdeki!** Ki, Zât’ı dır hükümran;* ve ‘yalnızca’ Zât’ına dır minnet!* Ve O, her şey üzerinde ‘irade ettiğini, icraya’ kudretlidir!*
>3:83, 13:15, 16:48, 16:49, 17:44, 17:107, 22:18, 32:15, 41:37, 53:62<
(Allâh’ın yarattığı tüm ne varsa, Zât’ının koyduğu doğa yasalarına uyup, yaratılış amaçları gereği işlevlerine devam ederler; dolayısıyla, istekli veya isteksiz O’nun buyruğuna riayet etmiş ve kendi usullerince yüceliğini övüp, ibadet etmiş olurlar. Hür iradeyle kulluğunun bilincini yaşayan Allâh’ın rızasını kazanan kulları ise, O’nun yüceliğini, hamd, minnet ile överek bilinçli ibadet ederler!)
>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 21:4, 41:22, 67:13, 67:14<
>1:1, 6:1, 6:73, 7:54, 14:19, 17:111, 18:1, 30:27, 34:1, 35:1, 36:81, 45:4, 46:33<
>2:163, 13:2, 16:60, 17:44, 20:98, 24:35, 26:23, 26:24, 27:26, 42:11, 57:3, 59:22, 59:23, 59:24, 112:4<
64:2 Huvellezî halakakum fe minkum kâfiru ve minkum mû’min (mû’minun), vallâhu bimâ ta’melûne basîr (basîrun).
O Zât, (oluşumu yapılandırılarak) yarattı sizleri!* Artık sizlerden ‘kimileri’ nankör* ve sizlerden ‘kimileri de, samimi’ inananlardır. Ve Allâh, gayret ettiğiniz şeyleri her hâliyle görendir!*
>7:189, 10:12, 10:22, 10:23, 13:14, 16:53, 16:54, 30:33, 40:50, 41:49, 41:50, 41:51 67:9<
>17:11, 17:67, 17:100, 18:54, 25:55<
>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 21:4, 41:22, 67:13, 67:14<
64:3 Halakas semâvâti vel arda bil hakkı ve savverekum fe ahsene suverekum ve ileyhil masîr (masîru).
(Allâh, oluşumu yapılandırılarak) yarattı gökleri ve yeri haklı ‘bir dava için’.* Ve biçimlendirdi sizleri; öyle ki, en iyi biçimlendirilmenizle! Ve Zât’ınadır varış!*
>3:191, 30:8, 38:27, 44:38, 44:39, 45:22, 51:56, 75:36<
>6:60, 9:94, 10:19, 11:103, 24:64, 27:83, 27:84, 27:85<
64:4 Ya’lemu mâ fîs semâvâti vel ardı ve ya’lemu mâ tusirrûne ve mâ tu’linûn (tu’linûne), vallâhu alîmun bi zâtis sudûr (sudûri).
Ki bilir, göklerdeki şeyleri ve yerdeki; ve gizledikleriniz şeyleri ve açıkladıklarınız şeyleri! Ve Allâh, en iyi bilendir; göğüslerin sahip olduğunu (gönüllerde barındırılan niyetleri)!*
>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 21:4, 41:22, 67:13, 67:14<
64:5 E lem ye’tikum nebeûllezîne keferû min kablu fe zâkû vebâle emrihim ve lehum azâbun elîm (elîmun).
Gelmedi mi sizlere havadisi, daha önceleri inkâr eden kimselerin? Bunun üzerine ‘yaptığı’ işlerinin vebalini tadan.* Ve onlaradır, elem azap.*
>7:94, 7:95, 11:117, 12:109, 14:4, 15:4, 17:58, 23:76, 26:208, 65:8, 65:9, 65:10<
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 18:105, 21:39, 21:98, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
64:6 Zâlike bi ennehu kânet te’tîhim rusuluhum bil beyyinâti fe kâlû e beşerun yehdûnenâ fe keferû ve tevellev vestagnâllâh (vestagnâllâhu), vallâhu ganiyyun hamîd (hamîdun).
İşte bu onlara, gelmiş olmasındandır elçilerinin, ayan beyan ‘delillerle’.* Ne var ki, (peygambere inanmayıp) dediler ki: „ (Bizden biri olan) insanoğlu mu yönlendirecek bizleri?! “. Böylelikle inkâr ettiler ve ‘geçmişe’ döndüler.* Ve Allâh’ın ihtiyacı yoktur ‘buna’! Ve Allâh, hiçbir şeye muhtaç olmayan, müstağnidir; minnete lâyıktır!
>2:38, 3:179, 4:13, 4:14, 6:130, 6:131, 14:4, 16:36, 24:47, 28:46, 33:36, 58:5<
>2:246, 23:47, 24:47, 24:48, 44:13, 44:14, 44:15, 64:6<
64:7 Zeamellezîne keferû en len yub’asû, kul belâ ve rabbî le tub’asunne summe le tunebbeunne bimâ amiltum, ve zâlike alâllâhi yesîr (yesîrun).
Zannettiler inkâr eden kimseler ki, asla diriltilmezler.* ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Yok… Rabbim ‘hakkı için’ ki, elbette diriltilirsiniz! “. Sonra da elbette bildirilir sizlere gayret ettiğiniz şeyler!* Ve işte bu, Allâh’a kolaydır!
>6:30, 36:81, 46:33, 50:15, 75:40, 83:4<
>6:60, 9:94, 10:19, 11:103, 24:64, 27:83, 27:84, 27:85<
64:8 Fe âmınû billâhi ve resûlihî ven nûrillezî enzelnâ, vallâhu bimâ ta’melûne habîr (habîrun).
O hâlde îmân edin, Allâh’a ve O’nun elçisine!* Ve aydınlığa, ki o (İlâhî esaslardır) indirdiğimiz!* Ve Allâh, gayret ettiğiniz şeylerden haberdar, üstün bilgi sahibidir!*
>2:38, 3:179, 4:13, 4:14, 6:130, 6:131, 14:4, 16:36, 24:47, 28:46, 33:36, 58:5<
>2:257, 4:174, 5:15, 5:16, 6:104, 6:122, 6:157, 14:5, 33:43, 44:13, 57:9, 65:11<
>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 21:4, 41:22, 67:13, 67:14<
64:9 Yevme yecmeukum li yevmil cem’i zâlike yevmut tegâbun (tegâbuni), ve men yû’min billâhi ve ya’mel sâlihan yukeffir anhu seyyiâtihî ve yudhılhu cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ (ebeden), zâlikel fevzul azîm (azîmu).
O gün toplar sizleri,* ‘kıyâmette’ toplanma günü ki,* işte bu, aldanma (kâr veya zarar ettiğini anlama) günüdür! Ve kim, inanırsa Allâh’a ve gayretleri erdemliyse, ‘Allâh’, kefaret eder ‘örter’ ondan kötülüklerini (günahları, ölçülendirmez).* Ve dâhil eder onu has bahçelere (cennetlere) ki, akar ‘ayaklarının’ altından nehirler; ki kalıcılardır orada, ebedîyen.* İşte budur büyük başarı.*
>5:109, 7:6, 28:65, 28:75, 33:7, 39:69, 42:13<
>10:53, 10:54, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 16:111, 18:47, 20:15, 21:104, 24:24, 29:55, 30:14, 40:16, 40:18, 40:59, 44:10, 44:11, 51:22, 52:9, 53:57, 70:8, 73:14, 73:18, 101:105<
>2:271, 3:193, 3:194, 3:195, 5:12, 8:29, 9:111, 25:70, 29:7, 39:35, 40:9, 46:16, 47:2, 48:5, 57:19, 64:9, 66:8<
>4:57, 7:43, 17:19, 18:31, 52:20, 76:13, 76:14, 76:15, 76:19, 76:20, 76:21, 76:22<
>2:25, 8:4, 16:30, 16:41, 16:96, 16:97, 18:88, 20:15, 22:50, 32:17, 33:31, 34:4, 39:10<
64:10 Vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbun nâri hâlidîne fîhâ ve bi’sel masîr (masîru).
Ve (İlâhî esasları) inkâr eden kimseler ve yalanlayanlar âyetlerimizi, işte onlar, ateş (cehennem) sahabeleridir;* ki kalıcılardır orada.* Ve ne kötü bir varış ‘yeri’!
>2:6, 6:109, 6:110, 6:111, 7:146, 10:96, 10:97, 14:11, 14:47, 23:71, 29:51, 45:32, 50:5<
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 18:105, 21:39, 21:98, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
64:11 Mâ esâbe min musîbetin illâ bi iznillâh (bi iznillâhi), ve men yu’min billâhi yehdi kalbeh (kalbehu), vallâhu bikulli şey’in alîm (alîmun).
Sizlere isabet eden şey musibetten, illâki Allâh’ın izniyledir!**** Ve kim ‘samimi’ inanırsa Allâh’a, yönlendirir kalbini, (İlâhî esaslara).* Ve Allâh, her bir şeyi en iyi bilendir!*
(İlâhî adalet gereği iyiliği ve kötülüğü var edendir; seçim, hakkı insana verilmiştir)
Allâh’ın İlâhî adaleti: – https://ikra.vision
>1:4, 2:186, 3:195, 8:9, 21:112<
>4:79, 22:35, 31:17, 42:30, 57:22, 64:11<
>2:256, 5:16, 5:48, 7:178, 9:126, 16:9, 18:28, 18:29, 31:22, 39:41, 64:11<
>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 21:4, 41:22, 67:13, 67:14<
64:12 Ve atîûllâhe ve atîûr resûl (resûle), fe in tevelleytum fe innemâ alâ resûlinel belâgul mubîn (mubînu).
Ve itaat edin Allâh’a ve itaat edin elçiye!* Fakat eğer ‘geçmişe’ dönerseniz, ‘bilin ki’, sadece elçimizin üzerindeki ‘sorumluluk, İlâhî esasları’ apaçık tebliğ etmektir.
>2:38, 3:179, 4:13, 4:14, 6:130, 6:131, 14:4, 16:36, 24:47, 28:46, 33:36, 58:5<
64:13 Allâhu lâ ilâhe illâ huve, ve alâllâhi fel yetevekkelil mu’minûn (mu’minûne).
Allâh…* Ki, O’ndan başka ilâh yok! Ve ancak Allâh’a itimat etsinler, ‘samimi’ inananlar!
>2:163, 13:2, 16:60, 17:44, 20:98, 24:35, 26:23, 26:24, 27:26, 42:11, 57:3, 59:22, 59:23, 59:24, 112:4<
64:14 Yâ eyyuhellezîne âmenû inne min ezvâcikum ve evlâdikum aduvven lekum fahzerûhum, ve in ta’fû ve tasfehû ve tagfirû fe innallâhe gafûrun rahîm (rahîmun).
Ey îmân etmiş kimseler… Doğrusu eşlerinizden ve evlâtlarınızdan ‘bazıları’ düşmandır sizler için! O hâlde sakının onlardan! Ve eğer affeder ve hoş görür ve bağışlarsanız, o hâlde şüphesiz ki Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır;* inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!*
>4:48, 5:39, 15:49, 17:25, 20:82, 25:71, 28:16, 39:53<
>33:43<
64:15 İnnemâ emvâlukum ve evlâdukum fitneh (fitnetun), vallâhu indehû ecrun azîm (azîmun).
Ancak ‘bilin ki’, mallarınız ve evlâtlarınız ancak bir fitne ‘sınanma vesilesidir’!** Ve Allâh… Ki O’nun nezdindedir, büyük ecir.*
>6:164, 17:15, 29:12, 31:33, 35:18, 39:7, 53:38<
>9:126, 21:35, 23:55, 23:56, 29:2, 57:20, 64:15, 70:19, 70:20, 70:21<
>2:25, 8:4, 16:30, 16:41, 16:96, 16:97, 18:88, 20:15, 22:50, 32:17, 33:31, 34:4, 39:10<
64:16 Fettekûllâhe mesteta’tum vesmeû ve etîû ve enfikû hayren li enfusikum, ve men yûka şuhha nefsihî fe ulâike humul muflihûn (muflihûne).
Artık korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’,* mecal edebildiğinizce ve ‘uyarıları’ dinleyin! Ve itaat edin!* Ve ‘rızası için’ infak edin! Ve infak ettiğiniz hayır, ancak nefslerinizi ‘arındırmak’ içindir.* Ve kim nefsini bencillikten korursa, o hâlde işte onlar… Onlardır, felâha erenler!
>2:21, 2:152, 2:153, 2:186, 7:55, 7:56, 7:180, 7:205, 15:98, 15:99, 17:110, 20:7, 59:24, 98:5<
>2:38, 3:179, 4:13, 4:14, 6:130, 6:131, 14:4, 16:36, 24:47, 28:46, 33:36, 58:5<
>2:264, 2:267, 2:268, 3:116, 3:117, 3:180, 4:38, 8:36, 9:34, 9:54, 9:98, 36:47, 47:38, 64:16<
64:17 İn tukridûllâhe kardan hasenen yudâıfhu lekum ve yagfir lekum, vallâhu şekûrun halîm (halîmun).
Eğer bir borç verirseniz Allâh’a, bir borç ki, iyilikledir (gönül hoşluğuyladır).* Defalarcadır onun ‘bereketi’ sizlere.* Ve bağışlar sizlere ‘suçlarınızı’!* Ve Allâh, şükredeni mükâfatlandırandır; hemen cezalandırmayan, ılımlı davranandır!
>2:261, 2:276, 2:278, 3:130, 4:40, 30:39, 57:11, 57:18<
>2:25, 8:4, 16:30, 16:41, 16:96, 16:97, 18:88, 20:15, 22:50, 32:17, 33:31, 34:4, 39:10<
>4:48, 5:39, 15:49, 17:25, 20:82, 25:71, 28:16, 39:53<
64:18 Âlimul gaybi veş şehâdetil azîzul hakîm (hakîmu).
‘Zât’ı’, algılanamayanı bilendir ve şahit olunanı da!* Ki, mutlak yüce, eşsiz, benzersizdir; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir!
>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 21:4, 41:22, 67:13, 67:14<