„ Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm! Bismillâhirrahmânirrahîm! “.
„ Sığınırım Allâh’a, şeytanın (âsilerin) ‘şerrinden’ ki, recmedilmiş (merhametinden uzaklaştırılmıştır)!*
>7:200, 15:34, 16:98<
Allâh adına… Ki, sonsuz şefkatle merhamet edendir; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir! “.*
>33:43<
32:1 Elif lâm mîm.
Elif, Lâm, Mîm…*
Kur’ân’ın şifresi, anahtarı Hurûf-ı Mukattaa: – https://ikra.vision
32:2 Tenzîlul kitâbi lâ reybe fîhi min rabbil âlemîn (âlemîne).
Peyderpey indirilişi Kitabın (Kur’ân-ı Kerîm’in);* ki, kuşku yoktur onda, var olan her şeyin Rabbindendir!*
>2:2, 7:52, 10:38, 10:57, 16:102, 17:82, 17:106, 26:192, 26:193, 26:194, 26:195, 36:69<
>17:44, 26:23, 26:24, 42:11, 59:22, 59:23, 59:24, 112:4<
32:3 Em yekûlûnefterâh (yekûlûnefterâhu), bel huvel hakku min rabbike li tunzire kavmen mâ etâhum min nezîrin min kablike leallehum yehtedûn (yehtedûne).
‘Yâ Muhammed!’ Yoksa, onu ‘âyetleri’, uydurdu mu diyorlar?!* Yok… O, hakikattir (İlâhî esaslardır), Rabbinden! ‘Kıyâmetle’ uyarman için ‘inkârcı bir’ halkı ki, onlara (hâlâ ilk çağdaki gibi putlara tapanlara uyuyorlar), senden önceki uyaranlardan gelmeyen!* Ki, belki ‘Allâh’ın razı olduğu yola’ yönlenirler!
>2:2, 7:52, 10:38, 10:57, 16:102, 17:82, 17:106, 26:192, 26:193, 26:194, 26:195, 36:69<
>6:130, 6:131, 23:68, 28:46, 32:3, 34:44, 34:45, 36:6, 62:2, 62:3<
32:4 Allâhullezî halakas semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ fî sitteti eyyâmin summestevâ alel arş (arşi), mâ lekum min dûnihî min veliyyin ve lâ şefîi (şefîin), e fe lâ tetezekkerûn (tetezekkerûne).
Allâh ki, Zât’ı* ‘oluşumu yapılandırılarak’ yarattı, gökleri ve yeri ve bunların arasındaki şeyleri, altı günde!*** Sonra teşrif etmiştir Arş’a (cennet ve cehennemi de içinde barındıran, zamansız, mekânsız, evrenin yönetmeliğine). Yoktur sizlere, himayecilerden ve ne de şefaatçi ki, O’ndan ‘Allâh’tan’ ziyade!* Hâlâ hatırda tutmaz mısınız!?
>1:1, 6:1, 6:73, 7:54, 16:60, 17:111, 18:1, 30:27, 34:1, 35:1, 36:81, 46:33<
>3:191, 30:8, 38:27, 44:38, 44:39, 45:22, 51:56, 75:36<
„6 gün“= 13,819 milyar yıl: – https://ikra.vision
„2 gün / 4 gün / 6 gün“ : – https://ikra.vision
>6:94, 19:87, 21:28, 39:43, 39:44, 53:26, 78:38<
32:5 Yudebbirul emre mines semâi ilel ardı summe ya’rucû ileyhi fî yevmin kâne mıkdâruhu elfe senetin mimmâ teuddûn (teuddûne).
Emriyle ‘oluşan her şeyi’ düzenleyip, idare eder, yönetir, göklerden yere. Sonra seker ‘sıçrar’ Zât’ına bir günde ki, onun miktarı, bin senedir saydığınız şeylerle ‘müddetle’.*
Allâh katında zaman kavramı: – https://ikra.vision
32:6 Zâlike âlimul gaybi veş şehâdetil azîzur rahîm (rahîmu).
İşte budur ‘Zât’ı’ ki, algılanamayanı bilendir ve şahit olunanı da ‘bilendir’!* Ki, mutlak yüce, eşsiz, benzersizdir; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!*
>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 41:22, 67:13, 67:14<
>33:43<
32:7 Ellezî ahsene kulle şey’in halakahu ve bedee halkal insâni min tîn (tînin).
Ki O, her tür şeyi ‘amacı gereği’ onu, ‘oluşumu yapılandırılarak’ en iyi yarattı! Ve başladı örneksiz, yoktan, izhar etmeye, ‘oluşumu yapılandırılarak’ yaratmaya insanı, kilden.**
(Özümlenme ile vücuda yarayışlı biçime sokularak, dokuların yapısında yer alışı)
>15:28, 17:61, 20:55, 25:54, 30:20, 71:17<
32:8 Summe ceale neslehu min sulâletin min mâin mehîn (mehînin).
Sonra var etti onun neslini, hakir bir su özünden (meniden).
32:9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’ideh (efidete), kalîlen mâ teşkurûn (teşkurûne).
Sonra biçimlendirdi onu. Ve üfürdü içine, Ruhundan.* Ve kıldı sizlere duyma ve görme duyuları ve gönül ‘idrak kuvveleri’! Ne de az şükredersiniz!
>2:87, 5:110, 16:2, 16:102, 17:85, 58:22, 66:12<
32:10 Ve kâlû e izâ dalelnâ fîl ardı e innâ le fî halkın cedîd (cedîdin), bel hum bi likâi rabbihim kâfirûn (kâfirûne).
Ve ‘hakikat bilgisini örtmeye şartlanmışlar’ derler ki: „ Yerde ‘toprakta’ kayıplara karıştığımız zaman mı doğrusu bizler, elbette yeniden yaratılırız mı?! “.* Yok… Onlar, Rablerine kavuşmayı inkâr edenlerdir.*
>6:30, 36:81, 46:33, 50:15, 75:40, 83:4<
>2:6, 6:109, 6:110, 6:111, 7:146, 10:96, 10:97, 14:11, 23:71, 45:32, 50:5<
32:11 Kul yeteveffâkum melekul mevtillezî vukkile bikum summe ilâ rabbikum turceûn (turceûne).
‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Sizi, ‘vade dolunca’ vefat ettirir ölüm meleği,* ki o, yetkilidir sizlere! “. Sonra Rabbinize rücu edilirsiniz!*
>2:28, 2:56, 6:60, 6:61, 22:66, 39:42, 40:11<
>2:281, 3:83, 6:36, 19:93, 23:115, 28:39, 40:77<
32:12 Ve lev terâ izil mucrimûne nâkısû ruûsihim inde rabbihim, rabbenâ ebsarnâ ve semi’nâ ferci’nâ na’mel sâlihan innâ mûkinûn (mûkinûne).
‘Yâ Muhammed!’ Ve keşke bir görsen, başlarını öne eğdikleri zaman ‘günah’ suçlularını, Rablerinin huzurunda; ‘derler ki’: „ Rabbimiz… Gördük ve işittik!* Artık ‘geri’ gelelim ki, gayretleri erdemliler ‘olalım’! Muhakkak ki biz, kat’i inananlarız! “.*
>6:27, 6:28, 25:26, 25:27, 25:28, 32:12, 32:13, 33:66, 33:67, 34:52, 34:53, 39:71, 40:6, 41:25, 46:18, 89:23<
>6:157, 14:21, 28:49, 32:12, 34:31, 34:32, 34:33, 43:24<
32:13 Ve lev şi’nâ le âteynâ kulle nefsin hudâhâ ve lâkin hakkal kavlu minnî le emleenne cehenneme minel cinneti ven nâsi ecmaîn (ecmaîne).
Ve şayet dileseydik (insanı tercihsiz kılmayı; ilhamla, idrak ettirerek), elbette verirdik her bir nefse yönlendirilmesine ‘vesile’!* Ve lâkin müstahaktır Benden söz ‘hüküm’,* ki: „ Mutlaka doldururum cehennemi, cinlerle (görünmeyen varlıklar) ve insanlarla topluca!*
>2:256, 5:16, 5:48, 7:178, 9:126, 16:9, 18:29, 31:22, 39:41, 64:11<
>6:123, 7:86, 8:36, 11:19, 14:3, 16:88, 17:16, 34:34, 43:23<
>6:130, 7:14, 7:15, 7:16, 7:17, 7:18, 7:38, 7:179, 17:63, 17:64, 17:65, 41:28<
32:14 Fe zûkû bimâ nesîtum likâe yevmikum hâzâ, innâ nesînâkum ve zûkû azâbel huldi bimâ kuntum ta’melûn (ta’melûne).
‘Sonra denildi ki’, o hâlde tadın ‘önemsemeyip’ unuttuğunuz sebebiyle kavuşulan bu gününüzle! Muhakkak ki Biz de sizleri ‘önemsemeyip’ unuttuk!* Ve tadın kalıcı azabı ki, gayret ediyor olduğunuz şeylerden! “.*
>7:51, 9:67, 20:126, 32:14, 38:26, 45:34, 58:19, 59:19<
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 21:98, 36:63, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
32:15 İnnemâ yu’minu bi âyâtinellezîne izâ zukkirû bihâ harrû succeden ve sebbehû bi hamdi rabbihim ve hum lâ yestekbirûn (yestekbirûne).
Ancak inananlar âyetlerimize ki, onlara hatırlatıldığı zaman o, çöktüler ‘Allâh’ın huzuruna’ secde ederek! Ve noksanlık, kusur, âcizlikten öte saydılar O’nu, minnet ederek, Rablerine!* Ve onlar, büyüklenmezler.
>3:83, 13:15, 16:48, 16:49, 17:44, 17:107, 22:18, 32:15, 41:37, 53:62<
32:16 Tetecâfâ cunûbuhum anil medâcıi yed’ûne rabbehum havfen ve tamaan ve mimmâ razaknâhum yunfikûn (yunfikûne).
Yanları yataklarından uzaklaşır ki, davet ‘dua’ ederler Rablerine, korkarak ve umutla!* Ve bağış yaparlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden!
>2:21, 2:152, 2:153, 2:186, 7:55, 7:56, 7:180, 7:205, 15:98, 15:99, 17:110, 20:7, 59:24, 98:5<
32:17 Fe lâ ta’lemu nefsun mâ uhfiye lehum min kurreti a’yun (a’yunin), cezâen bimâ kânû ya’melûn (ya’melûne).
Buna rağmen bilemez nefs, onlara saklanmış göz aydınlığından ödül ‘olarak’ ki, gayret ettikleri şeylere.*
>2:25, 8:4, 16:30, 16:41, 16:96, 16:97, 18:88, 20:15, 22:50, 32:17, 33:31, 34:4, 39:10<
32:18 E fe men kâne mu’minen ke men kâne fâsikâ (fâsikan), lâ yestevun (yestevune).
O hâlde inançlı olan kimse, fesat olan kimse gibi midir!? Ki, eşit olmazlar.*
>32:18, 38:28, 45:21, 57:10, 59:20<
32:19 Emmellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe lehum cennâtul me’vâ nuzulen bimâ kânû ya’melûn (ya’melûne).
Ama îmân etmiş kimselere ise ve gayretleri erdemlilerdir, artık onlara, has bahçeler ‘cennetlerdir’ varılacak yer, ağırlanma ‘olarak’ ki, gayret ettikleri şeylere.*
>2:25, 8:4, 16:30, 16:41, 16:96, 16:97, 18:88, 20:15, 22:50, 32:17, 33:31, 34:4, 39:10<
32:20 Ve emmellezîne fesekû fe me’vâhumun nâr (nâru), kulle mâ erâdû en yahrucû minhâ uîdû fîhâ, ve kîle lehum zûkû azâben nârillezî kuntum bihî tukezzibûn (tukezzibûne).
Ve ama fesat kimselerin ise, artık varış yerleri ateştir.* Her defasında murad ettiklerinde çıkmaya oradan, geri döndürülürler oraya. Ve denildi ki, onlara: „ Tadın ateş azabını o ki, onu yalanlamıştınız! “.*
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 21:98, 36:63, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
32:21 Ve le nuzîkannehum minel azâbil ednâ dûnel azâbil ekberi leallehum yerciûn (yerciûne).
Ve elbette, mutlaka tattırırız onlara daha yakın ‘dünyevî’ azaptan ki, daha büyük azap dışında. Ki, belki rücu ederler.
32:22 Ve men azlemu mimmen zukkire bi âyâti rabbihî summe a’rada anhâ, innâ minel mucrimîne muntekimûn (muntekimûne).
Ve kimdir daha zalim kişi ki, hatırlatılınca Rabbinin âyetleri, sonra aldırış etmez ona?* Mutlaka Biz, ‘günah’ suçlularından intikam alıcılarız.
>10:7, 10:8, 19:38, 21:1, 21:2, 21:97, 23:63, 32:12, 50:22, 51:11, 53:57, 53:58, 53:59<
32:23 Ve lekad âteynâ mûsel kitâbe fe lâ tekun fî miryetin min likâihî ve cealnâhu huden li benî isrâîl (isrâîle).
Ve andolsun ki, verdik Mûsâ’ya Kitap (Tevrât). ‘Yâ Muhammed!’ O hâlde ‘bazılarına ne yapsan inanmazlar’!* Olma kuruntu içinde, O’na kavuşmaktan!** Ve kıldık onu, İsrâîloğullarına yönlendirilmeye ‘vesile’.
>2:6, 6:109, 6:110, 6:111, 7:146, 10:96, 10:97, 14:11, 23:71, 45:32, 50:5<
>10:95, 10:105, 11:109, 28:86, 28:87<
>18:105, 29:23, 32:23<
32:24 Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn (yûkınûne).
Ve kıldık onlardan rehberler ki, ‘Allâh’ın razı olduğu yola’ yönlendirirlerdi emrimizle.* Ki sabrettiklerinde ve âyetlerimize kat’i inandıklarında.*
Hz. Nûh soyundan gelen tek nesil İsrailoğulları: – https://ikra.vision
>27:82, 32:24<
32:25 İnne rabbeke huve yafsilu beynehum yevmel kıyâmeti fîmâ kânû fîhi yahtelifûn (yahtelifûne).
Muhakkak ki Rabbin… O, ayırır onların aralarını kıyâmet günü, hakkında ihtilâf ediyor oldukları şeylerde.*
>6:60, 9:109, 9:110, 10:19, 24:64, 27:83, 27:84, 27:85<
32:26 E ve lem yehdi lehum kem ehleknâ min kablihim minel kurûni yemşûne fî mesâkinihim, inne fî zâlike le âyât (âyâtin), e fe lâ yesmeûn (yesmeûne).
Ve yönlendirmedi mi onları, nicelerini yok etmemiz, onlardan önceki ‘uyarılan inkârcı’ uygarlıklardan?!* Ki, geziniyorlar orada, meskenlerinde. Muhakkak ki işte bunlar, elbette âyetlerdir ‘alâmetlerdir’.* Hâlâ duymazlar mı!?*
>7:94, 7:95, 11:117, 12:109, 14:4, 15:4, 17:58, 23:76, 26:208<
>2:164, 6:99, 10:101, 12:105, 13:4, 18:109, 21:37, 27:93, 30:20, 30:24, 30:25, 30:26, 31:27, 31:31, 40:13, 41:39, 41:53, 42:29, 51:20, 51:21, 51:22<
(Aydınlık verildiği hâlde kör gibi davranıyorsunuz ki, en azından körün hassas algısı gibi dinleyin!)
32:27 E ve lem yerev ennâ nesûkul mâe ilel ardıl curuzi fe nuhricu bihî zar’an te’kulu minhu en’âmuhum ve enfusuhum e fe lâ yubsirûn (yubsirûne).
Ve görmüyorlar mı, nasıl sevk ettiğimizi suyu; ki, yeryüzüne kuru toprağa da böylelikle çıkarırız onunla tahıl?! Ki yerler ondan, onların davarları ve hemcinsleri de. Hâlâ görmezler mi!?*
(Gördüğünüz alâmetlere inanmıyorsunuz ki, idrak edip görün!)
32:28 Ve yekûlûne metâ hâzel fethu in kuntum sâdikîn (sâdikîne).
Ve ‘hakikati örtmeye şartlanmışlar’ diyorlar ki: „ Ne zamanmış bu zafer (kıyâmette kurtuluş), eğer samimilerseniz?! “.*
>8:19, 14:15, 26:118, 32:28, 32:29, 40:84, 40:85, 48:1, 110:1, 110:2<
32:29 Kul yevmel fethi lâ yenfeullezîne keferû îmânuhum ve lâ hum yunzarûn (yunzarûne).
‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Zafer günü (Allâh’ın izniyle gerçekleşecek kıyâmet günü), fayda sağlamaz ‘hakikat bilgisini’ inkâr eden kimselere, îmânları! “. Ve onlara göz açtırılmaz ‘süre verilmez’.*
>6:27, 6:28, 25:26, 25:27, 25:28, 32:12, 32:13, 33:66, 33:67, 34:52, 34:53, 39:71, 40:6, 41:25, 46:18, 89:23<
32:30 Fe a’rıd anhum ventezır innehum muntezırûn (muntezırûne).
‘Yâ Muhammed!’ Artık aldırış etme onlara! Ve gözle ‘bekle’! Muhakkak ki onlar da gözlerler ‘bekliyorlar’.