44. DUHÂN:

 

„ Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm! Bismillâhirrahmânirrahîm! “.

 

„ Sığınırım Allâh’a, şeytanın (âsilerin) ‘şerrinden’ ki, recmedilmiş (merhametinden uzaklaştırılmıştır)!*

 

>7:200, 15:34, 16:98<

 

Allâh adına… Ki, sonsuz şefkatle merhamet edendir; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir! “.

 

 

44:1    Hâ mîm.

 

Hâ, Mîm…*

 

Kur’ân’ın şifresi, anahtarı Hurûf-ı Mukattaa: – https://ikra.vision

 

44:2    Vel kitâbil mubîn (mubîni).

 

Ve apaçık ‘İlâhî esasları açıklayan’ Kitaba (Levh-i Mahfûz; Allâh’ın ilminin, saklanmış ve korunmuş kayıt levhası)* yeminle ki…

 

>6:59, 10:61, 11:6, 13:39, 15:1, 18:27, 20:52, 27:1, 27:75, 34:3, 35:11, 36:12, 43:4, 50:4, 57:21, 85:21, 85:22<

 

44:3    İnnâ enzelnâhu fî leyletin mubâreketin innâ kunnâ munzirîn (munzirîne).

 

Muhakkak indirdik onu (Kur’ân-ı Kerîm’i)* ki, mübarek bir gecede. Muhakkak ki Bizler, ‘kıyâmetle’ uyaranlardık!*

 

>2:2, 7:52, 10:38, 10:57, 16:102, 17:82, 17:106, 26:192, 26:193, 26:194, 26:195, 36:69<

 

>2:38, 6:130, 6:131, 14:4, 16:36,, 28:46, 32:3, 34:44, 35:24, 35:25, 36:6, 46:3, 62:2<

 

44:4    Fihâ yufreku kullu emrin hakîm (hakîmin).

 

Onda ayrılır tüm işler, ‘âdil’ hükmederek…

 

44:5    Emren min indinâ innâ kunnâ mursilîn (mursilîne).

 

Ki ‘hakikat bilgisi’ emrini ‘hükmünü’, nezdimizden,* muhakkak ki Bizler, gönderenlerdik!

 

>4:174, 5:15, 6:104, 6:149, 6:157, 10:76, 43:29, 44:13<

 

44:6    Rahmeten min rabbik (rabbike), innehu huves semîul alîm (alîmu).

 

‘Bu İlâhî esaslar’, bahşedilme, bağışlanma, merhametle esirgenmedir Rabbinden! Şüphesiz ki O… O’dur, işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet eden; en iyi bilen!

 

44:7    Rabbis semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ, in kuntum mûkinîn (mûkinîne).

 

‘O’, Rabbidir göklerin ve yerin ve bunların arasındaki şeylerin de;* ki, eğer kat’i inanacak olursanız!

 

>17:44, 26:23, 26:24, 42:11, 59:22, 59:23, 59:24, 112:4<

 

44:8    Lâ ilâhe illâ huve yuhyî ve yumît (yumîtu), rabbukum ve rabbu âbâikumul evvelîn (evvelîne).

 

Ki, ‘diğer bir’ ilâh olamaz O’ndan başka!* ‘Allâh’, canlandır ve öldürür! ‘O’, Rabbinizdir ve Rabbidir evvelki atalarınızın da!

 

>17:44, 26:23, 26:24, 42:11, 59:22, 59:23, 59:24, 112:4<

 

44:9    Bel hum fî şekkin yel’abûn (yel’abûne).

 

Yok… Onlar endişeleriyle, ‘oyalanıp’ oynasınlar!

 

44:10  Fertekib yevme te’tîs semâu bi duhânin mubîn (mubînin).

 

‘Ey inkâr eden!’ Böylelikle gözlemle… ‘Kıyâmet’ günü gelir gök, apaçık bir buharla!*

 

>10:53, 10:54, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 16:111, 18:47, 20:15, 20:102, 21:104, 24:24, 28:66, 29:55, 30:14, 40:16, 40:59, 44:11, 52:9, 70:8, 73:14, 73:18, 79:35, 101:104<

 

Dünyanın sonunun muhtemelen bir Meteorit felaketiyle olacağı: – https://ikra.vision

 

44:11  Yagşân nâs (nâse), hâzâ azâbun elîm (elîmun).

 

Ki bürür insanları, bu elem azap ta…*

 

>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 21:98, 36:63, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<

 

44:12  Rabbenekşif annel azâbe innâ mû’minûn (mû’minûne).

 

‘Dünyada inkâr edenler’ dediler ki:’ „ Rabbimiz… Gider bizden azabı! Mutlaka biz inandık! “.

 

44:13  Ennâ lehumuz zikrâ ve kad câehum resûlun mubîn (mubînun).

 

Nasıl?!* Onlara Zikir (Kur’ân-ı Kerîm);* ve gelmişti onlara bir elçi, apaçık…*

 

>9:126, 21:35, 23:55, 23:56, 29:2, 57:20, 64:15, 70:19, 70:20, 70:21<

 

>2:2, 7:52, 10:38, 10:57, 16:102, 17:82, 17:106, 26:192, 26:193, 26:194, 26:195, 36:69<

 

>4:174, 5:15, 6:104, 6:149, 6:157, 10:76, 43:29, 44:13<

 

44:14  Summe tevellev anhu ve kâlû muallemun mecnûn (mecnûnun).

 

Sonra ‘geçmişe’ döndüler ondan, (hakikat bilgisi hükümlerinden sonra). Ve ‘hakikati örtmeye şartlanmışlar’ dediler ki: „ Talim edilmiş delidir! “.

 

44:15  İnnâ kâşifûl azâbi kalîlen innekum âidûn (âidûne).

 

Muhakkak ki Biz, gideririz de azabı biraz, mutlaka sizler ‘eskiye’ dönersiniz!

 

44:16  Yevme nebtışul batşetel kubrâ innâ muntekimûn (muntekimûne).

 

O gün ‘âhirette ise’, yakalarız büyük bir kıskıvrak kuşatmayla. Mutlaka Biz, intikam alıcılarız.

 

44:17  Ve lekad fetennâ kablehum kavme fir’avne ve câehum resûlun kerîm (kerîmun).

 

Ve andolsun ki, sınadık onlardan önceki Firavun halkını da. Ve geldi onlara kıymetli bir elçi.

 

44:18  En eddû ileyye ibâdallâh (ibâdallâhi), innî lekum resûlun emîn (emînun).

 

‘Mûsâ, dedi ki’: „ Teslim edin bana, Allâh’ın kullarını! Muhakkak ki ben, sizlere ‘gönderilmiş’ güvenilir bir elçiyim!

 

44:19  Ve en lâ ta’lû alâllâh (alâllâhi), innîâtîkum bi sultânin mubîn (mubînin).

 

Ve olmayın ulananan Allâh’a karşı! Muhakkak ki ben, getiriyorum sizlere apaçık delil!

 

44:20  Ve innî uztu bi rabbî ve rabbikumen tercumûni.

 

Ve muhakkak ki ben, sığındım beni recminizden ‘Allâh’a’ ki, Rabbimdir ve sizlerin de Rabbidir!

 

44:21  Ve in lem tû’minû lî fa’tezilûni.

 

Ve eğer ‘samimi’ inanmazsanız, öyleyse soyutlanın benden! “.

 

44:22  Fe deâ rabbehû enne hâulâi kavmun mucrimûn (mucrimûne).

 

Bunun üzerine davet ‘dua’ etti Rabbine ki: „ Muhakkak ki bunlar, ‘günah’ suçluları bir toplum! “.

 

44:23  Fe esri bi ibâdî leylen innekum muttebeûn (muttebeûne).

 

‘Vahyetti ki’: „ Hemen yola koyul kullarımla, geceleyin! Muhakkak ki takip edilirsiniz!

 

44:24  Vetrukil bahre rehvâ (rehven), innehum cundun mugrekûn (mugrekûne).

 

Ve terk et deryayı rahatça!* Muhakkak ki onlar, boğulacak bir ordudur. “.*

 

>10:103, 21:88, 30:47, 40:51<

 

Firavun, Haman ve Karun’un inkârı ve yok edilmeleri: – https://ikra.vision

 

44:25  Kem terekû min cennâtin ve uyûn (uyûnin).

 

Bıraktılar nice has bahçeler ve pınarlar…*

 

>7:110, 20:57, 20:63, 26:34, 26:35<

 

44:26  Ve zurûin ve makâmin kerîm (kerîmin).

 

Ve ekinler ve kıymetli mevkiiler.*

 

>6:42, 6:43, 6:44, 6:45, 7:95, 7:96, 7:97, 7:98, 11:117, 15:4, 19:74, 19:75, 21:6, 23:64, 23:76<

 

44:27  Ve na’metin kânû fîhâ fâkihîn (fâkihîne).

 

Ve lütufları olan oradaki hazları.

 

44:28  Kezâlik (kezâlike), ve evresnâhâ kavmen âharîn (âharîne).

 

İşte böyle! Ve vâris kıldık ona ‘bereketli topraklara’, sonraki toplumu.

 

>7:128, 7:129, 7:137, 14:14, 21:105, 24:55, 28:5, 28:6, 44:25, 44:26, 44:27, 44:28<

 

44:29  Fe mâ beket aleyhimus semâu vel ardu ve mâ kânû munzarîn (munzarîne).

 

Ne var ki, ağlamadı onlara gök ve yer! Ve göz açtırılmadı (süre verilmedi)!*

 

Rosetta taşı yazısına Kur’ân-ı Kerîm’den cevap: – https://ikra.vision

 

44:30  Ve lekad necceynâ benî isrâîle minel azâbil muhîn (muhîni).

 

Ve andolsun ki, kurtardık İsrâîloğullarını, alçaltıcı azaptan.*

 

>10:103, 21:88, 30:47, 40:51<

 

44:31  Min fir’avn (fir’avne), innehu kâne âliyen minel musrifîn (musrifîne).

 

Firavundan… Muhakkak ki o, yüceltilen israf ‘aşırılık’ edenlerden oldu.

 

44:32  Ve lekadihternâhum alâ ilmin alel âlemîn (âlemîne).

 

Ve andolsun ki, seçtik onları ilim üzere, cümle âlemlerin üzerine!**

 

>2:47, 2:122, 3:33, 6:86, 7:140, 44:32, 45:16<

 

İsrailoğullarının liyakatli kılınmış olmaları: – https://ikra.vision

 

44:33  Ve âteynâhum minel âyâti mâ fîhi belâun mubîn (mubînun).

 

Ve verdik onlara, ‘yönlendirilmeye vesile, Rablerinin’ âyetlerinden ‘alâmetlerinden’. İçindeki şeyler, apaçık sınavdır.*

 

>2:211, 2:49, 7:141, 14:6, 44:33<

 

44:34  İnne hâulâi le yekûlûn (yekûlûne).

 

Doğrusu bunlar, mutlaka diyorlar ki…

 

44:35  İn hiye illâ mevtetunel ûlâve mâ nahnu bi munşerîn (munşerîne).

 

„ O ise, ilk ölümümüzden başka değildir. Ve tekrar yayım olacakta değiliz!**

 

>6:29, 6:30, 26:138, 34:35, 40:10, 44:35, 45:32<

 

>20:55, 22:6, 30:19, 35:9, 43:11, 50:11, 50:42, 70:41, 71:18<

 

44:36  Fe’tû bi âbâinâ in kuntum sâdikîn (sâdikîne).

 

Haydi getirin atalarımızı, eğer samimilerseniz! “.

 

44:37  E hum hayrun em kavmu tubbein vellezîne min kablihim, ehleknâhum innehum kânû mucrimîn (mucrimîne).

 

Onlar, ‘diğerlerinden’ daha mı hayırlı? Ya da Tubba halkı? Ve onlardan önceki kimselerden ‘bazıları’ (ilk çağdaki putlara tapanlardan sonraki ataları)? Ki yok ettik ‘ tüm uyarılan inkârcı halkı’.* Muhakkak ki, onlar da oldular ‘günah’ suçluları.

 

>6:42, 6:43, 6:44, 6:45, 7:95, 7:96, 7:97, 7:98, 11:117, 15:4, 19:74, 19:75, 21:6, 23:64, 23:76<

 

44:38  Ve mâ halaknes semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ lâibîn (lâibîne).

 

Ve ‘oluşumu yapılandırılarak’ yarattığımız şeyler, göklerde ve yerde ve bunların arasındaki şeylerde, oyun değildir.*

 

>3:191, 30:8, 38:27, 44:38, 44:39, 45:22, 51:56, 75:36<

 

44:39  Mâ halaknâhumâ illâ bil hakkı ve lâkinne ekserehum lâ ya’lemûn (ya’lemûne).

 

‘Oluşumu yapılandırılarak’ yarattığımız şeyler onlardaki, illâki hak ile ‘gereğincedir’.* Ve lâkin onların birçoğu, bilmezler (anlamak istemezler).*

 

>3:191, 30:8, 38:27, 44:38, 44:39, 45:22, 51:56, 75:36<

 

>3:83, 13:15, 16:49, 17:44, 22:18<

 

>2:171, 3:108, 6:104, 7:101, 7:179, 8:22, 8:23, 10:100, 13:19, 17:72, 17:97, 21:45, 22:46, 25:44, 40:35, 64:11, 67:10<

 

44:40  İnne yevmel faslı mîkâtuhum ecmaîn (ecmaîne).

 

Muhakkak ki ayrım günü, belirlenen süreleridir topluca.

 

>10:53, 10:54, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 16:111, 18:47, 20:15, 20:102, 21:104, 24:24, 28:66, 29:55, 30:14, 40:16, 40:59, 44:11, 52:9, 70:8, 73:14, 73:18, 79:35, 101:104<

 

44:41  Yevme lâ yugnî mevlen an mevlen şey’en ve lâ hum yunsarûn (yunsarûne).

 

O gün ‘âhirette’ yararı olamaz ahbabın, ahbaba bir şeyle. Ve onlara yardım olunmaz.*

 

>6:27, 6:28, 25:26, 25:27, 25:28, 32:12, 32:13, 33:66, 33:67, 34:52, 34:53, 39:71, 40:6, 41:25, 46:18, 89:23<

 

44:42  İllâ men rahimallâh (rahimallâhu), innehu huvel azîzur rahîm (rahîmu).

 

Ki, müstesnadır Allâh’ın esirgeyip, acıdığı, bahşettiği ‘inançlı’ kimseler! Şüphesiz ki O… O’dur, mutlak yüce, eşsiz, benzersiz; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşeden!

 

44:43  İnne şeceretez zakkûm (zakkûmi).

 

Muhakkak ki zakkûm ağacı…*

 

>37:62, 37:63, 37:64, 44:43, 44:44, 56:52<

 

44:44  Taâmul esîm (esîmi).

 

Yiyecektir günahkârlara!

 

44:45  Kel muhl (muhli), yaglî fîl butûn (butûni).

 

Erimiş metal gibidir, fokurdar karınlarında.

 

44:46  Ke galyil hamîm (hamîmi).

 

Fokurdayan kaynamış sıvı gibi.

 

44:47  Huzûhu fa’tilûhu ilâ sevâil cahîm (cahîmi).

 

Alın ‘yakalayın’ onları, sürükleyin ‘cehennemde’ alevin ortasına.*

 

>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 21:98, 36:63, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<

 

44:48  Summe subbû fevka re’sihî min azâbil hamîm (hamîmi).

 

Sonra da dökün üstüne onun başından, kaynamış sıvı azabından.

 

44:49  Zuk, inneke entel azîzul kerîm (kerîmu).

 

‘Onlara denir ki’: „ Tat (vadedilen azabı)! Muhakkak ki, Sen… Sen’sin yücelik (taslayan, pek) kıymetli!

 

44:50  İnne hâzâ mâ kuntum bihî temterûn (temterûne).

 

Muhakkak ki budur, hakkında şüphe ediyor olduğunuz şey! “.**

 

>16:4, 19:67, 21:18, 36:77<

 

>4:120, 7:44, 8:49, 32:15, 33:12, 33:22, 35:40, 36:52<

 

44:51  İnnel muttekîne fî makâmin emîn (emînin).

 

Muhakkak ki ‘günahlardan’ korunanlar, güvenilir mevkiiler dedir.

 

44:52  Fî cennâtin ve uyûn (uyûnin).

 

Has bahçeler ‘cennetlerde’ ve pınarlardadırlar.*

 

>7:43, 18:31, 52:20, 76:13, 76:14, 76:15, 76:19, 76:20, 76:21, 76:22<

 

44:53  Yelbesûne min sundusin ve istebrakın mutekâbilîn (mutekâbilîne).

 

Giyinirler kıyafetler, ince halis ipekten ve gümüş işlemeli brokar; karşılıklı ‘uzanarak’.

 

44:54  Kezâlik (kezâlike), ve zevvecnâhum bi hûrin în (înin).

 

İşte böyle! Ve eşleştirdik onları iri gözlü Hûrilerle.

 

44:55  Yed’ûne fîhâ bi kulli fâkihetin âminîn (âminîne).

 

Davet ‘dua’ ederler ‘Rablerine’ oradaki tüm emniyetli hazlara.

 

44:56  Lâ yezûkûne fîhel mevte illel mevtetel ûlâ, ve vekâhum azâbel cahîm (cahîmi).

 

Tatmazlar orada ilk ölümden başka bir ölüm.** Ve korudu onları ‘Allâh, cehennemde’ alev azabından!*

 

>2:28, 2:56, 6:60, 6:61, 22:66, 39:42, 40:11<

 

İki defa ölüm, iki defa diriltilme: – https://ikra.vision

 

>2:101, 3:16, 3:191, 40:7, 40:8, 40:9, 44:56, 52:18, 52:27, 76:11<

 

44:57  Fadlen min rabbik (rabbike), zâlike huvel fevzul azîm (azîmu).

 

Liyakattir, Rabbinden. İşte budur o, büyük başarı.

 

44:58  Fe innemâ yessernâhu bi lisânike leallehum yetezekkerûn (yetezekkerûne).

 

‘Yâ Muhammed!’ Artık sadece kolaylaştırdık onu (Kur’ân-ı Kerîm’i), senin lisanınla!* Ki, belki hatırda tutarlar!*

 

>14:4, 16:103, 19:97, 46:12<

 

>2:164, 6:99, 10:101, 12:105, 13:4, 18:109, 21:37, 27:93, 30:20, 30:24, 30:25, 30:26, 31:27, 31:31, 40:13, 41:39, 41:53, 42:29, 51:20, 51:21, 51:22<

 

44:59  Fertekib innehum murtekıbûn (murtekibûne).

 

Böylelikle gözlemle… Muhakkak ki onlar da umutla gözleyenler ‘bekleyenlerdir’.