„ Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm! Bismillâhirrahmânirrahîm! “.
„ Sığınırım Allâh’a, şeytanın (âsilerin) ‘şerrinden’ ki, recmedilmiş (merhametinden uzaklaştırılmıştır)!*
>7:200, 15:34, 16:98<
Allâh adına… Ki, sonsuz şefkatle merhamet edendir; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir! “.
45:1 Hâ mîm.
Hâ, Mîm…*
Kur’ân’ın şifresi, anahtarı Hurûf-ı Mukattaa: – https://ikra.vision
45:2 Tenzîlul kitâbi minallâhil azîzil hakîm (hakîmi).
Peyderpey indirilişi Kitabın (Kur’ân-ı Kerîm’in), Allâh’tandır!* Ki ‘Zât’ı’, mutlak yüce, eşsiz, benzersizdir; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir!
>2:2, 7:52, 10:38, 10:57, 16:102, 17:82, 17:106, 26:192, 26:193, 26:194, 26:195, 36:69<
45:3 İnne fîs semâvâti vel ardı le âyâtin lil mû’minîn (mû’minîne).
Muhakkak ki, göklerdeki ve yerdeki, elbette âyetlerdir ‘alâmetlerdir, samimi’ inananlar için!*
>3:191, 30:8, 38:27, 44:38, 44:39, 45:22, 51:56, 75:36<
45:4 Ve fî halkıkum ve mâ yebussu min dâbbetin âyâtun li kavmin yûkınûn (yûkınûne).
Ve ‘oluşumu yapılandırılarak’ yaratılışınız ve ‘türetip’ yaydığı şeyler mahlûkatlardan, âyetlerdir ‘alâmetlerdir’, kat’i inanan bir toplum için!*
>2:164, 6:99, 10:101, 12:105, 13:4, 18:109, 21:37, 27:93, 30:20, 30:24, 30:25, 30:26, 31:27, 31:31, 40:13, 41:39, 41:53, 42:29, 51:20, 51:21, 51:22<
45:5 Vahtilâfil leyli ven nehâri ve mâ enzelallâhu mines semâi min rızkın fe ahyâ bihil arda ba’de mevtihâ ve tasrîfir rîyâhı âyâtun li kavmin ya’kılûn (ya’kılûne).
Ve ihtilâfı ‘zıtlığı’ gece ve gündüzün.** Ve indirdiği şeyde Allâh’ın gökten rızık olarak ‘sudan’ ki, böylelikle canlandırdı onunla yeryüzünü, ölümünün ardından. Ve ‘yönden yöne’ estirmesi rüzgârları,* âyetlerdir ‘alâmetlerdir’, akıl yürüten bir toplum için!*
>7:54, 10:67, 24:44, 25:47, 25:62, 28:71, 28:72, 28:73<
(Dinlenebilmenin veya uğraşılarda görebilmenin paha biçilmez değeri.)
Rüzgârın oluşumu: – https://ikra.vision
>2:164, 6:99, 10:101, 12:105, 13:4, 18:109, 21:37, 27:93, 30:20, 30:24, 30:25, 30:26, 31:27, 31:31, 40:13, 41:39, 41:53, 42:29, 51:20, 51:21, 51:22<
45:6 Tilke âyâtullahi netlûhâ aleyke bil hakk (hakkı), fe bi eyyi hadîsin ba’dallâhi ve âyâtihî yû’minûn (yû’minûne).
‘Yâ Muhammed!’ Bunlar, Allâh’ın âyetleridir ki, kıraat ediyoruz onu sana, hakikat ‘bilgisi’ ile!* Artık hangi hadiseye inanırlar ki, Allâh’ın ve âyetlerinin ‘alâmetlerinin’ ardından?!*
>2:2, 7:52, 10:38, 10:57, 16:102, 17:82, 17:106, 26:192, 26:193, 26:194, 26:195, 36:69<
>6:2, 7:10, 23:78, 27:93, 30:20, 30:22, 30:23, 30:24, 30:25, 30:46, 31:31, 32:9, 38:29, 40:13, 40:58, 40:81, 41:39, 42:29, 45:6, 62:2, 67:3, 75:21, 87:16<
45:7 Veylun li kulli effâkin esîm (esîmin).
Vay haline tüm sınır tanımayan iftiracı günahkârların!
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 21:98, 36:63, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
45:8 Yesmeu âyâtillâhi tutlâ aleyhi summe yusırru mustekbiren ke en lem yesma’hâ, fe beşşirhu bi azâbin elîm (elîmin).
Duyarlar Allâh’ın âyetlerini kıraat edilince onlara da, sonra ısrar ederler büyüklenerek ki, sanki duymuyormuş gibi onu (anlamak istemedikleri için, idrak kuvveleri kilitlidir).* ‘Yâ Muhammed!’ Bu yüzden müjdele onu, elem azap ile!*
>2:171, 3:108, 6:104, 7:101, 7:179, 8:22, 8:23, 10:100, 13:19, 17:72, 17:97, 21:45, 22:46, 25:44, 40:35, 64:11, 67:10<
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 21:98, 36:63, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
45:9 Ve izâ alime min âyâtinâ şey’enittehazehâ huzuvâ (huzuven), ulâike lehum azâbun muhîn (muhînun).
Ve bildiği zaman âyetlerimizden bir şey, edinir onu alay konusu.* İşte onlar ki… Onlaradır alçaltıcı azap!*
>2:15, 6:5, 6:10, 7:101, 10:11, 13:32, 14:42<
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 21:98, 36:63, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
45:10 Min verâihim cehennem (cehennemu), ve lâ yugnî anhum mâ kesebû şey’en ve lâ mattehazû min dûnillâhi evliyâe, ve lehum azâbun azîm (azîmun).
Arkalarındadır cehennem.* Ve yararı olmaz bir şeye onlara, kazandıkları şeylerin.* Ve ne de edindikleri himayecilerin ki, Allâh’tan ziyade.* Ve onlaradır, büyük azap!
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 21:98, 36:63, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
>18:35, 18:36, 19:77, 19:78, 26:205, 41:50<
>2:166, 3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 18:52, 23:117, 35:14, 39:3, 42:21, 46:5<
45:11 Hâzâ hudâ (huden), vellezîne keferû bi âyâti rabbihim lehum azâbun min riczin elîm (elîmun).
Bu (Kur’ân-ı Kerîm), yönlendirilmeye ‘vesiledir’. Ve Rablerinin âyetlerini inkâr eden kimseler ki onlaradır, murdarlıktan elem azap!*
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 21:98, 36:63, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
45:12 Allâhullezî sahhare lekumul bahre li tecriyel fulku fîhi bi emrihî ve li tebtegû min fadlihî ve leallekum teşkurûn (teşkurûne).
Allâh ki, Zât’ı* riayet ettirdi (kullanılabilir kıldı) sizlere deryayı ki, gemilerin, yüzmesi için O’nun emriyle ‘hükmü ile’. Ve gaye edinmeniz içindir, O’nun, liyakatinden. Ve belki şükredersiniz!
>1:1, 6:1, 6:73, 7:54, 16:60, 17:111, 18:1, 30:27, 34:1, 35:1, 36:81, 46:33<
45:13 Ve sahhare lekum mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı cemîan minh (minhu), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yetefekkerûn (yetefekkerûne).
Ve riayet ettirdi (hesaplanıp ölçülebilir, kullanılabilir kıldı) sizlere göklerdeki şeyleri ve yerdeki şeyleri topluca ondan Muhakkak ki işte bunlar, elbette âyetlerdir ‘alâmetlerdir’, inceden inceye düşünen bir toplum için!*
Evrendeki bilinen tüm madenlerin kaynağı Süpernovalar: – https://ikra.vision
>2:164, 6:99, 10:101, 12:105, 13:4, 18:109, 21:37, 27:93, 30:20, 30:24, 30:25, 30:26, 31:27, 31:31, 40:13, 41:39, 41:53, 42:29, 51:20, 51:21, 51:22<
45:14 Kul lillezîne âmenû yagfirû lillezîne lâ yercûne eyyâmallâhi li yecziye kavmen bi mâ kânû yeksibûn (yeksibûne).
‘Yâ Muhammed!’ De ki îmân etmiş kimselere, bağışlasınlar ’o’ kimseleri ki, ummazlar Allah’ın günlerinin ‘geleceğini’.* Ki, (hak gereği) cezalandırması için bir halkı; kazanmış oldukları ‘günahlar’ sebebiyle.*
>10:53, 10:54, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 16:111, 18:47, 20:15, 20:102, 21:104, 24:24, 28:66, 29:55, 30:14, 40:16, 40:59, 44:11, 52:9, 70:8, 73:14, 73:18, 79:35, 101:104<
>9:82, 23:110, 38:61, 38:62, 38:63, 53:59, 53:60, 53:61, 83:29<
45:15 Men amile sâlihan fe li nefsih (nefsihî), ve men esâe fe aleyhâ summe ilâ rabbikum turceûn (turceûne).
Ve kim ki gayretleri erdemlidir, ancak kendisini ‘âhirette arındırmak’ içindir. Ve kim de kötüyse, o hâlde aleyhinedir onun. Sonra Rabbinize rücu edilirsiniz!*
>10:53, 10:54, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 16:111, 18:47, 20:15, 20:102, 21:104, 24:24, 28:66, 29:55, 30:14, 40:16, 40:59, 44:11, 52:9, 70:8, 73:14, 73:18, 79:35, 101:104<
45:16 Ve lekad âteynâ benî isrâîlel kitâbe vel hukme ven nubuvvete ve rezaknâhum minet tayyibâti ve faddalnâhum alel âlemîn (âlemîne).
Ve andolsun ki, verdik İsrâîloğullarına kitap ‘hakikat bilgisi’ ve hükmetme ‘yetisi’ ve bildiricilik (peygamberlik).* Ve rızıklandırdık onları, temizinden. Ve liyakatli kıldık onları,* cümle âlemlerin üzerine.*
>2:47, 2:122, 3:33, 6:86, 7:140, 44:32, 45:16<
İsrailoğullarının liyakatli kılınmış olmaları: – https://ikra.vision
45:17 Ve âteynâhum beyyinâtin minel emr (emri), fe mahtelefû illâ min ba’di mâ câehumul ilmu bagyen beynehum, inne rabbeke yakdî beynehum yevmel kıyâmeti fî mâ kânû fîhi yahtelifûn (yahtelifûne).
Ve verdik onlara ayan beyan ‘delillerle’, emirden ‘hükümden’. Oysa ki, ihtilâf etmediler (Yahudiler) ki, onlara ‘hakikat bilgisi’ ilmi gelmesinin ardından; ‘İlâhî esaslar’ verilen, onların aralarındaki ihlâl eden ‘bazılarından’ başkası.* Muhakkak ki Rabbin, muktedirdir onların aralarında kıyâmet günü, hakkında ihtilâf ediyor oldukları şeylerde.*
>2:41, 2:89, 2:91, 2:101, 4:47, 5:48, 6:91, 9:30, 9:31, 35:31, 46:12, 98:94, 98:5<
>6:60, 9:109, 9:110, 10:19, 24:64, 27:83, 27:84, 27:85<
45:18 Summe cealnâke alâ şerîatin minel emri fettebi’ hâ ve lâ tettebi’ ehvâellezîne lâ ya’lemûn (ya’lemûne).
‘Yâ Muhammed!’ Sonra da kıldık sana, bir şeriat (yaşam ortamı ve şartlarına göre kurallar) emirden ‘hükümden’! Haydi uy ona! Ve uyma isteklerine,* bilmeyen (anlamak istemeyen) kimselerin!*
>5:48, 5:49, 11:12, 11:112, 11:113, 17:74, 28:87<
>2:171, 3:108, 6:104, 7:101, 7:179, 8:22, 8:23, 10:100, 13:19, 17:72, 17:97, 21:45, 22:46, 25:44, 40:35, 64:11, 67:10<
45:19 İnnehum len yugnû anke minallâhi şey’â (şey’en), ve innez zâlimîne ba’duhum evliyâu ba’d (ba’din), vallâhu veliyyul muttekîn (muttekîne).
‘Yâ Muhammed!’ Muhakkak ki onların, asla yararı olmaz sana, ‘önlemeye’ Allâh’tan ‘gelen’ bir şeyi. Ve muhakkak ki zalimler, onların bazıları, bazılarına himayecilerdir.* Ve Allâh, himayecisidir ‘günahlardan’ korunanların.
>3:118, 4:89, 4:144, 5:51, 5:57, 9:16, 9:23, 58:22, 60:1, 60:8, 60:9<
45:20 Hâzâ besâiru lin nâsi ve huden ve rahmetun li kavmin yûkınûn (yûkınûne).
Bu (Kur’ân-ı Kerîm), basiretlerdir ‘idrak vesilesidir’ insanlara ve yönlendirilmeye ‘vesiledir’ ve bahşedilme, bağışlanma, esirgenmedir, kat’i inanan bir toplum için!*
>2:164, 6:99, 10:101, 12:105, 13:4, 18:109, 21:37, 27:93, 30:20, 30:24, 30:25, 30:26, 31:27, 31:31, 40:13, 41:39, 41:53, 42:29, 51:20, 51:21, 51:22<
45:21 Em hasibellezînecterahûs seyyiâti en nec’alehum kellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti sevâen mahyâhum ve memâtuhum, sâe mâ yahkumûn (yahkumûne).
Yoksa hesapladılar ‘sandılar’ mı ki, kötülükler işleyen kimseler ki, kılmamızı onları, îmân etmiş kimseler ve gayretleri erdemlilerdir gibi, hayatlarını ve ölümlerini eşit?* Ne kötü, hükmettikleri şey!
>32:18, 38:28, 45:21, 57:10, 59:20<
45:22 Ve halakallâhus semâvâti vel arda bil hakkı ve li tuczâ kullu nefsin bimâ kesebet ve hum lâ yuzlemûn (yuzlemûne).
Ve Allâh,* ‘oluşumu yapılandırılarak’ yarattı, gökleri ve yeri hak ile ‘gereğince’!* Ki, (yine aynı hak gereği) ödüllendirilir her nefs, kazandıkları sebebiyle!* Ve onlar zulmedilmezler.*
>3:191, 30:8, 38:27, 44:38, 44:39, 45:22, 51:56, 75:36<
>6:70, 20:15, 32:17, 40:17, 45:22, 74:38<
>7:8, 7:9, 23:102, 23:103, 99:7, 99:8, 101:6, 101:7, 101:8, 101:9<
45:23 E fe raeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveh (gışâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh (ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn (tezekkerûne).
‘Yâ Muhammed!’ Bakar mısın, hâlâ isteklerini (arzularının esiri yapan tutkuları) ilâhı edinen kişiye?!* Ve daha da saptırdı Allâh onu, ilim üzere. Ve tab etti, duymasının üzerini ve yüreğinin üzerini.* Ve kıldı basiretinin üzerini de örtülü (anlamak istemedikleri için, idrak kuvveleri kilitlidir).* O hâlde kim yönlendirir, Allâh’tan ‘sonra’ ardından? Hâlâ hatırda tutmaz mısınız!?*
>7:176, 10:58, 14:43, 15:3, 16:107, 17:18, 17:19, 17:20, 18:28, 20:16, 21:42, 23:71, 24:37, 43:36, 43:37, 45:23, 47:14, 47:25, 57:20, 63:9, 72:17, 79:40, 79:41<
>4:48, 6:88, 7:146, 8:23, 8:51, 9:80, 16:107, 16:108, 40:12, 47:28<
>2:171, 3:108, 6:104, 7:101, 7:179, 8:22, 8:23, 10:100, 13:19, 17:72, 17:97, 21:45, 22:46, 25:44, 40:35, 64:11, 67:10<
>2:2, 7:52, 10:38, 10:57, 16:102, 17:82, 17:106, 26:192, 26:193, 26:194, 26:195, 36:69<
45:24 Ve kâlû mâ hiye illâ hayâtuned dunyâ nemûtu ve nahyâ ve mâ yuhlikunâ illed dehr (dehru), ve mâ lehum bi zâlike min ilm (ilmin), in hum illâ yezunnûn (yezunnûne).
Ve ‘hakikati örtmeye şartlanmışlar’ dediler ki: „ Ve değildir hayatımız, dünya ‘yaşamı’ dışında ‘bir şey’! ‘Burada’ ölürüz ve yaşarız!* Ve devirden başkası da mahvetmez bizi! “.* Yoktur onların, hakkında bir bilgileri. Ve onlar ancak zanna uyarlar!
>6:29, 6:30, 26:138, 34:35, 40:10, 44:35, 45:32<
>20:55, 22:6, 30:19, 35:9, 43:11, 50:11, 50:42, 70:41, 71:18<
45:25 Ve izâ tutlâ aleyhim âyâtunâ beyyinâtin mâ kâne huccetehum illâ en kâlû’tû bi âbâinâ in kuntum sâdıkîn (sâdıkîne).
Ve kıraat edildiği zaman onlara âyetlerimiz ayan beyan, olmadı ‘kullanabilecekleri’ kanıtları, ancak demeleri ‘dışında’ ki: „ Getirin atalarımızı, eğer samimilerseniz! “.*
>2:166, 3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 18:52, 23:117, 35:14, 39:3, 42:21, 46:5<
45:26 Kulillâhu yuhyîkum summe yumîtukum summe yecmeukum ilâ yevmil kıyâmeti lâ reybe fîhi ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn (ya’lemûne).
‘Yâ Muhammed! İnsanlara’, de ki: „ ‘Ancak’ Allâh canlandırır sizleri! Sonra öldürür sizleri!* Sonra toplar sizleri kıyâmet gününe dek ki, kuşku yoktur onda! “.* Ve lâkin, insanların birçoğu, bilmezler (anlamak istemezler).*
>2:28, 2:56, 6:60, 6:61, 22:66, 39:42, 40:11<
>10:53, 10:54, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 16:111, 18:47, 20:15, 20:102, 21:104, 24:24, 28:66, 29:55, 30:14, 40:16, 40:59, 44:11, 52:9, 70:8, 73:14, 73:18, 79:35, 101:104<
>2:171, 3:108, 6:104, 7:101, 7:179, 8:22, 8:23, 10:100, 13:19, 17:72, 17:97, 21:45, 22:46, 25:44, 40:35, 64:11, 67:10<
45:27 Ve lillâhi mulkus semâvâti vel ard (ardı), ve yevme tekûmus sâatu yevme izin yahserul mubtılûn (mubtılûne).
Ve Allâh’ındır, hükümranlık, göklerde ve yerde!* Ve ‘o’ gün durduğunda saat, izin günü (Allâh’ın izniyle gerçekleşecek kıyâmet günü),* ‘İlâhî esasları’ geçersizleştirenler, en çok hüsrana uğrayanlardır.*
>17:44, 26:23, 26:24, 42:11, 59:22, 59:23, 59:24, 112:4<
>10:53, 10:54, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 16:111, 18:47, 20:15, 20:102, 21:104, 24:24, 28:66, 29:55, 30:14, 40:16, 40:59, 44:11, 52:9, 70:8, 73:14, 73:18, 79:35, 101:104<
>4:48, 6:88, 7:146, 8:23, 8:51, 9:80, 16:107, 16:108, 40:12, 47:28<
45:28 Ve terâ kulle ummetin câsiyeh (câsiyeten), kullu ummetin tud’â ilâ kitâbihâ, el yevme tuczevne mâ kuntum ta’melûn (ta’melûne).
Ve görürsün ki, (kıyâmette), her ümmet yığılıp kalmışlardır.**** Her ümmet davet edilir ‘dünyadaki gidişat’ kitabına. ‘Ey hüsrana uğrayanlar!’ Bugün cezalandırılırsınız, gayret ediyor olduğunuz şeylerden!*
>14:43, 15:14, 15:15, 15:16, 21:97, 26:4, 34:2, 34:9, 36:41, 36:42, 36:43, 36:44, 36:45, 36:49, 36:50, 36:51, 36:53, 44:16, 52:44, 52:45, 52:46, 54:1, 54:7, 79:6, 79:7, 79:8, 79:9, 99:1, 99:2, 99:3, 99:4, 99:5, 99:6<
Dünyanın karşı karşıya kalacağı felaket: – https://ikra.vision
Dünyanın sonunun muhtemelen bir Meteorit felaketiyle olacağı: – https://ikra.vision
Dünya yaşamının nasıl sona ereceği, ardından yaşam savaşı verileceği: – https://ikra.vision
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 21:98, 36:63, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
45:29 Hâzâ kitâbunâ yentıku aleykum bil hakk (hakkı), innâ kunnâ nestensihu mâ kuntum ta’melûn (ta’melûne).
Bu ‘dünyadaki gidişat’ kitabımız ki, hakikat ile konuşur.* Muhakkak ki Bizler, yazdıranlardık gayret ediyor olduğunuz şeyleri.
>17:13, 17:14, 17:71, 18:49, 20:129, 23:62, 39:69, 45:29, 83:9, 83:20<
45:30 Fe emmellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe yudhıluhum rabbuhum fî rahmetih (rahmetihî), zâlike huvel fevzul mubîn (mubînu).
Fakat ama îmân etmiş kimseleri ise ve gayretleri erdemlilerdir, artık dâhil eder onları Rableri, bahşedilme, bağışlanma, merhametle esirgemesine. İşte budur o, apaçık büyük başarı.
45:31 Ve emmellezîne keferû, e fe lem tekun âyâtî tutlâ aleykum festekbertum ve kuntum kavmen mucrimîn (mucrimîne).
Ve ama ‘hakikat bilgisini’ inkâr eden kimselere ise ‘denir ki’: „ Değil miydi, nihayet âyetlerim kıraat edilirken sizlere, buna rağmen büyüklendiniz* ve oldunuz ‘günah’ suçluları toplumu! “.*
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 21:98, 36:63, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
>20:56, 54:41, 54:42, 79:20, 79:21<
45:32 Ve izâ kîle inne va’dallâhi hakkun ves sâatu lâ reybe fîhâ kultum mâ nedrî mes sâatu in nezunnu illâ zannen ve mâ nahnu bi musteykınîn (musteykınîne).
Ve denildiği zaman ‘inkâr edenlere’ ki: „ Muhakkak ki, Allâh’ın vaadi hakikattir! Ve ‘son’ saat (kıyâmet)* ki, kuşku yoktur onda! “. Demiştiniz ki: „ Anlamadık, saat’te nedir? Zannediyoruz ki, zandan başka ‘bir şey değil’!* Ve kesin kanaatte değiliz! “.*
>10:53, 10:54, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 16:111, 18:47, 20:15, 20:102, 21:104, 24:24, 28:66, 29:55, 30:14, 40:16, 40:59, 44:11, 52:9, 70:8, 73:14, 73:18, 79:35, 101:104<
>6:29, 6:30, 26:138, 34:35, 40:10, 44:35, 45:32<
>2:6, 6:109, 6:110, 6:111, 7:146, 10:96, 10:97, 14:11, 23:71, 45:32, 50:5<
45:33 Ve bedâ lehum seyyiâtu mâ amilû ve hâka bihim mâ kânû bihî yestehziûn (yestehziûne).
Ve belli oldu onlara, kötülükle gayret ettikleri şeylere ‘cezalandırılma’.* Ve sarıverdi onları, onunla alay ettikleri şey.*
>6:28, 18:58, 35:45, 39:47, 39:48, 39:51, 42:34, 45:33<
>2:15, 6:5, 6:10, 7:101, 10:11, 13:32, 14:42<
45:34 Ve kîlel yevme nensâkum kemâ nesîtum likâe yevmikum hâzâ ve me’vâkumun nâru ve mâ lekum min nâsırîn (nâsırîne).
Ve denildi ki: „ Bugün de ‘Biz, önemsemeyip’ unuturuz sizleri! Nasıl ki, ‘önemsemeyip’ unuttunuz kavuşulan bu gününüzle!* Ve varış yeriniz ateştir!* Ve yoktur sizlere, yardımcılardan! “.
>7:51, 9:67, 20:126, 32:14, 38:26, 45:34, 58:19, 59:19<
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 21:98, 36:63, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
45:35 Zâlikum bi ennekumuttehaztum âyâtillâhi huzuven ve garretkumul hayâtud dunyâ, fel yevme lâ yuhrecûne minhâ ve lâ hum yusta’tebûn (yusta’tebûne).
İşte bunun olmasının sebebi, edinmeniz Allâh’ın âyetlerini, alay ‘konusu’!* Aldattı sizi dünya hayatı!* Artık o gün ‘âhirette’, çıkarılmazlar ondan ‘azaptan’. Ve ne de özür dilemelerine ‘izin verilir’.
>2:15, 6:5, 6:10, 7:101, 10:11, 13:32, 14:42<
>3:185, 10:23, 10:58, 13:26, 17:18, 17:19, 17:20, 25:15, 28:61, 57:20<
45:36 Fe lillâhil hamdu rabbis semâvâti ve rabbil ardı rabbil âlemîn (âlemîne).
O hâlde ‘yalnızca’ Allâh’adır minnet!* Ki, Rabbidir göklerin ve Rabbidir yerin! Ki, var olan her şeyin Rabbidir!*
>1:1, 6:1, 6:73, 7:54, 16:60, 17:111, 18:1, 30:27, 34:1, 35:1, 36:81, 46:33<
>17:44, 26:23, 26:24, 42:11, 59:22, 59:23, 59:24, 112:4<
45:37 Ve lehul kibriyâu fîs semâvâti vel ard (ardı), ve huvel azîzul hakîm (hakîmu).
Ve Zât’ının dır ululuk , göklerde ve yerde! Ve O’dur, mutlak yüce, eşsiz, benzersiz; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmeden!