„ Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm! Bismillâhirrahmânirrahîm! “.
„ Sığınırım Allâh’a, şeytanın (âsilerin) ‘şerrinden’ ki, recmedilmiş (merhametinden uzaklaştırılmıştır)!*
>7:200, 15:34, 16:98<
Allâh adına… Ki, sonsuz şefkatle merhamet edendir; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir! “.*
>33:43<
53:1 Ven necmi izâ hevâ.
Ve yıldızlara, ki göçtüğü zaman…*
Evrendeki bilinen tüm madenlerin kaynağı Süpernovalar: – https://ikra.vision
53:2 Mâ dalle sâhıbukum ve mâ gavâ.
Şaşırmadı ve ayarsız değil arkadaşınız ‘Muhammed’!
53:3 Ve mâ yentıku anil hevâ.
Ve konuşmaz ‘kendi’ hevesiyle!
53:4 İn huve illâ vahyun yûhâ.
Ki o ‘âyetler’, ancak vahyolunan ‘İlâhî esasların’ vahyidir!***
>2:151, 3:184, 4:41, 4:79, 4:166, 6:42, 7:184, 11:17, 14:1, 16:89, 17:77, 23:70, 34:46, 47:14<
>2:253, 4:164, 7:62, 7:117, 7:143, 19:9, 21:45, 42:51<
(42:51’den bilindiği gibi, Allâh’ın, hiçbir insanla konuşması olmamıştır! Kelâmı, yine vahiyle veya melekler aracılığıyladır.)
53:5 Allemehu şedîdul kuvâ.
Ki ona talim etti, muazzam şiddetli…*
>2:97, 26:193, 53:5, 81:19, 81:20, 81:21<
53:6 Zû mirreh (mirretin), festevâ.
Heybetli ‘Melek’, ki teşrif etmiştir…
53:7 Ve huve bil ufukil a’lâ.
Ve o, ufkun üzerine.
53:8 Summe denâ fe tedellâ.
Sonra yaklaştı, nihayet sarktı.
53:9 Fe kâne kâbe kavseyni ev ednâ.
Öyle ki, ‘Muhammed’e iki yay mesafesiydi veya daha yakın.
53:10 Fe evhâ ilâ abdihî mâ evhâ.
Artık vahyetti O’nun kuluna* ‘Rabbinin’ vahyettiği şeyi.
>2:253, 4:164, 7:62, 7:117, 7:143, 19:9, 21:45, 42:51<
53:11 Mâ kezebel fuâdu mâ reâ.
Yalanlamadı gönlü (idrak kuvveleri, gözün) gördüğü şeyi.
53:12 E fe tumârrûnehu alâ mâ yerâ.
Hâlâ tartışacak mısınız gördüğü şeyler üzerinde?
53:13 Ve lekad reâhu nezleten uhrâ.
Ve andolsun ki, gördü onu diğer bir inişte ‘daha’…
53:14 İnde sidretil muntehâ.
En nihai varış, Sidrenin (kiraz ağacının) yanında…
53:15 İndehâ cennetul me’vâ.
Ki, has bahçeye varış yeri, (bu kiraz ağacının) yanındadır.
53:16 İz yagşes sidrete mâ yagşâ.
Bürüdüğünde Sidreyi (kiraz ağacını) bürüyen…
53:17 Mâ zâgal basaru ve mâ tegâ.
Görme duyuları kaymadı ve haddi aşmadı.
53:18 Lekad reâ min âyâti rabbihil kubrâ.
Ve andolsun ki gördü, Rabbinin büyük âyetlerinden ‘alâmetlerinden’.
53:19 E fe reeytumul lâte vel uzzâ.
Fakat bakar mısınız Lât ve Uzza’ya…**
(Dişi olarak tanımladıkları tanrıça putlar.)
>4:117, 34:40, 37:149, 37:150, 43:19, 52:39<
53:20 Ve menâtes sâlisetel uhrâ.
Ve diğer üçüncüsü Menât’a…**
(Dişi olarak tanımladıkları tanrıça putlar.)
>4:117, 34:40, 37:149, 37:150, 43:19, 52:39<
>2:166, 3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 18:52, 23:117, 35:14, 39:3, 42:21, 46:5<
53:21 E lekumuz zekeru ve lehul unsâ.
‘İmrendiğiniz’ erkek, ‘evlât’ sizin mi? Ve ‘lâyık gördüğünüz’ dişi, Zât’ının!**
>6:100, 16:57, 16:58, 16:59, 17:40, 34:40, 34:41, 37:153, 42:49, 42:50, 43:16, 43:17, 52:39<
(Kız çocuğunu eksik gördükleri halde, melekleri dişi olarak nitelendirdikleri için onları Zât’ına evlât yakıştırıyorlar ve üstün tutup imrendikleri erkek çocukları da kendilerine lâyık görüyorlar!)
53:22 Tilke izen kısmetun dîzâ.
İşte bu, o zaman, insafsız bir paylaşımdır.
53:23 İn hiye illâ esmâun semmeytumûhâ entum ve âbâukum mâ enzelallâhu bihâ min sultân (sultânin), in yettebiûne illez zanne ve mâ tehvel enfus (enfusu), ve lekad câehum min rabbihimul hudâ.
O ise, ‘uydurarak’ isimlendirdiğiniz isimler, ‘putlar’ dışında ‘bir şey’ değildir, sizlerin ve atalarınızın da ‘taptıklarınız’!* Ki, Allâh indirmemişken ona, bir delil!** Ki uydukları ise, zan dışında ‘bir şey’ değildir ve nefslerinin hevesleridir (arzularının esiri yapan tutkular). Ve andolsun ki, geldi onlara Rablerinden yönlendirilmeye ‘vesile’.
>2:166, 3:151, 4:117, 6:100, 10:18, 18:52, 23:117, 35:14, 39:3, 42:21, 46:5<
>7:71, 10:68, 12:40, 18:15, 30:35, 34:44, 35:40, 37:156, 37:157, 43:21<
>2:170, 6:148, 14:10, 16:35, 19:38, 36:6, 37:69, 37:70, 37:71, 37:175, 43:22, 43:23, 98:5<
53:24 Em lil insâni mâ temennâ.
Yoksa, insanın ‘her’ temenni ettiği nedir?**
(Dilediği şeye şefaat yetkisi vermekle İlâhî esaslar değişmez!)
>2:168, 2:169, 2:208, 2:268, 4:120, 5:91, 6:121, 7:33, 8:48, 14:22, 16:116, 17:62, 17:63, 17:64, 17:65, 24:21, 35:6<
53:25 Fe lillâhil âhiretu vel ûlâ.
O hâlde ‘bilinmeli ki, yalnızca’ Allâh’ındır âhiret ‘son’ ve ilk!**
(Âhiret ve dünyada mükâfat ve şefaat)
>28:70, 53:25, 79:25, 92:13, 93:4<
53:26 Ve kem min melekin fîs semâvâti lâ tugnî şefâatuhum şey’en illâ min ba’di en ye’zenallâhu limen yeşâu ve yerdâ.
Ve göklerdeki nice melekler ki, yararı olmaz onların da şefaatleri bir şeye,* ardından, Allâh’ın dilediği ‘rızasına uyan’ kişi için razı olması izni olmadıkça!**
>6:94, 19:87, 21:28, 39:43, 39:44, 53:26, 78:38<
>2:170, 6:148, 14:10, 16:35, 19:38, 36:6, 37:69, 37:70, 37:71, 37:175, 43:22, 43:23, 98:5<
>4:48, 5:39, 15:49, 17:25, 20:82, 25:71, 28:16, 39:53<
53:27 İnnellezîne lâ yu’minûne bil âhireti le yusemmûnel melâikete tesmiyetel unsâ.
Muhakkak ki, âhirete inanmayan kimseler ‘ise’,* elbette ‘onlardır’ isimlendirenler de, melekleri dişi isimlerle. …**
(Dişi olarak tanımladıkları tanrıça putlar.)
>4:117, 34:40, 37:149, 37:150, 43:19, 52:39<
53:28 Ve mâ lehum bihî min ilm (ilmin), in yettebiûne illez zann (zanne), ve innez zanne lâ yugnî minel hakkı şey’â (şey’en).
Ve yoktur onların, onda bir bilgileri. Ki uydukları ise, zan dışında ‘bir şey’ değildir. Ve muhakkak ki, zannın yararı olmaz, hakikat ‘namına’ bir şeye.
53:29 Fe a’rıd an men tevellâ an zikrinâ ve lem yurid illel hayâted dunyâ.
‘Yâ Muhammed!’ Artık aldırış etme, Zikrimizden (İlâhî esaslardan) dönen kimseye!* Ve muradı dünya hayatı dışında ‘bir şey’ olmayana!*
>10:7, 10:8, 19:38, 21:1, 21:2, 21:97, 23:63, 27:66, 32:12, 43:61, 50:22, 51:11<
>7:176, 10:58, 14:43, 15:3, 16:107, 17:18, 17:19, 17:20, 18:28, 20:16, 21:42, 23:71, 24:37, 43:36, 43:37, 45:23, 47:14, 47:25, 57:20, 63:9, 72:17, 79:40, 79:41<
53:30 Zâlike mebleguhum minel ilm (ilmi), inne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebîlihî ve huve a’lemu bi menihtedâ.
İşte ‘ancak’ budur onların erişebildikleri, ilimden (dünyalık rızık edinme bilgisidir). Şüphesiz ki Rabbin… Ki O’dur, en iyi bilen; yolundan sapan kimseyi! Ve O’dur, en iyi bilen; ‘razı olduğu yola’ yönlendirilmiş kimseyi de!
53:31 Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı li yecziyellezîne esâû bimâ amilû ve yeczîyellezîne ahsenû bil husnâ.
Ve Allâh’ındır, göklerdeki şeyler ve yerdeki şeyler! (Sonunda geri döner O’na her şey ki, hak gereği) cezalandırması için kötülük edenleri gayret ettikleri şeylere* ve ödüllendirmesi için iyilik eden kimseleri!*
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 21:39, 21:98, 36:63, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
>3:142, 4:95, 9:20, 22:78, 29:69, 47:31<
53:32 Ellezîne yectenibûne kebâirel ismi vel fevâhışe illâ-lemem (lememe), inne rabbeke vâsiul magfireh (magfireti), huve a’lemu bikum iz enşeekum minel ardı ve iz entum ecinnetun fî butûni ummehâtikum, fe lâ tuzekkû enfusekum, huve a’lemu bi menittekâ.
Ve ‘o’ kimseler ki, kaçınırlar günahların büyüklerinden ve müstehcenlikten (kolay kazanç, kötü arzuların esiri olmaktan) ki, küçük ihlaller müstesnadır.* Şüphesiz ki Rabbin, ilmi, kudreti, lütufları geniş, her şeyi kapsayandır; bağışlayandır! O’dur, en iyi bilen; ki, inşa ettiğinde sizleri yerden ‘kilden’!** Ve sizler, annelerinizin karınlarında ceninken! Bu yüzden nefslerinizi ‘günahlardan’ arındırmayın! O’dur, en iyi bilen; ki, ‘günahlardan’ korunan kişiyi.
>2:25, 8:4, 16:30, 16:41, 16:96, 16:97, 18:88, 20:15, 22:50, 32:17, 33:31, 34:4, 39:10<
(Özümlenme ile vücuda yarayışlı biçime sokularak, dokuların yapısında yer alışı)
>15:28, 17:61, 20:55, 25:54, 30:20, 71:17<
53:33 E fe re’eytellezî tevellâ.
Fakat bakar mısın (İlâhî esaslardan) dönen kimseye…
53:34 Ve a’tâ kalîlen ve ekdâ.
Ve biraz verip ve geri çekene…
53:35 E indehu ilmul gaybi fe huve yerâ.
Onun yanında da algılanamayanın bilgisi, böylelikle o mu, görür?!
>50:21, 50:22, 53:35, 81:7<
53:36 Em lem yunebbe’ bimâ fî suhufi mûsâ.
Yoksa bildirilmedi mi ki, Mûsâ’nın sayfalarındaki şey?..**
>5:53, 6:53, 7:49, 9:64, 9:94, 29:10, 47:20, 47:31, 53:36, 58:8, 58:9<
>6:124, 10:76, 20:133, 28:48, 53:36, 53:37, 74:52, 87:18, 87:19<
53:37 Ve ibrâhîmellezî veffâ.
Ve İbrâhîm’in ki o, vefalıydı.
53:38 Ellâ teziru vâziretun vizre uhrâ.
Ki, taşımaz ‘bir günah’ taşıyan, diğer bir taşıyanın ‘günahını’.*
>6:164, 17:15, 29:12, 31:33, 35:18, 39:7, 53:38<
53:39 Ve en leyse lil insâni illâ mâ seâ.
Ve olmaz insan için uğraşısı dışında bir şey (mükâfat-cezalandırılma).*
>2:200, 10:7, 10:8, 11:15, 11:16, 17:18, 17:19, 17:20, 42:20<
53:40 Ve enne sa’yehu sevfe yurâ.
Ve muhakkak ki, onun çabası görülecektir!*
>7:43, 18:31, 52:20, 76:13, 76:14, 76:15, 76:19, 76:20, 76:21, 76:22<
53:41 Summe yuczâhul cezâel evfâ.
Sonra ödüllendirilir-mükâfatlandırılır ki, tastamam bir ödül!
53:42 Ve enne ilâ rabbikel muntehâ.
Ve muhakkak ki, Rabbinedir nihai varış.
53:43 Ve ennehu huve adhake ve ebkâ.
Ve muhakkak ki O’dur, güldüren ve ağlatan.
53:44 Ve ennehu huve emâte ve ahyâ.
Ve muhakkak ki O’dur, öldüren ve hayat veren.
53:45 Ve ennehu halakaz zevceyniz zekere vel unsâ.
Ve muhakkak ki O’dur, (oluşumu yapılandırılarak) yaratan çifter çifter, erkekli ve dişili…
53:46 Min nutfetin izâ tumnâ.
Özümlenmiş damladan, meni salındığı zaman.*
Cinsiyetin sperm ile belirlendiği: – https://ikra.vision
53:47 Ve enne aleyhin neş’etel uhrâ.
Ve muhakkak ki, ‘âhirette de Allâh’ın’ üzerinedir diğer meydana getirme.*
>29:20, 53:47<
53:48 Ve ennehu huve agnâ ve aknâ.
Ve muhakkak ki O’dur, yararlandıran ve zenginleştiren.**
(Doğa yasaları, yaşam şartları gereği!)
>11:6, 15:19, 15:20, 20:132, 22:28, 29:60, 34:24, 34:39, 35:15, 47:38, 51:58<
53:49 Ve ennehu huve rabbuş şı’râ.
Ve muhakkak ki O’dur, Rabbi (taptıkları) Şi’râ’nın.*
Şİ‘R – TDV İslâm Ansiklopedisi
53:50 Ve ennehû ehleke âdenil ûlâ.
Ve muhakkak ki O’dur, ilk Âd’ı (Hûd’un halkını) yok eden.
53:51 Ve semûde femâ ebkâ.
Ve Semûd (Sâlih’in halkı da) nihayet bâki kalmadı.
53:52 Ve kavme nûhın min kabl (kablu), innehum kânû hum azleme ve atgâ.
Ve Nûh halkı da, öncesinden. Muhakkak ki onlar… Onlar (tüm bu halklar), karanlık toplumdular ve taşkınlık edenlerdiler.
53:53 Vel mu’tefikete ehvâ.
Ve yerle bir olan şehirleri de (Sodom ve Gomorra)* yeksan etti.
>7:94, 7:95, 11:117, 12:109, 14:4, 15:4, 17:58, 23:76, 26:208<
53:54 Fe gaşşâhâ mâ gaşşâ.
Derken onu sarmalayan şeye sarmaş dolaş ‘oldu’.
53:55 Fe bi eyyi âlâi rabbike tetemârâ.
Artık Rabbinin hangi azametine itiraz edersin?
53:56 Hâzâ nezîrun minen nuzuril ûlâ.
Bu da bir uyarıdır ki, ilk uyarılar ‘gibi!..*
>2:151, 3:184, 4:41, 4:79, 4:166, 6:42, 7:184, 11:17, 14:1, 16:89, 17:77, 23:70, 34:46, 47:14<
53:57 Ezifetil âzifeh (âzifetu).
Ki, yaklaşan (kıyâmet) yaklaştı!*
>10:53, 10:54, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 16:111, 18:47, 20:15, 21:104, 24:24, 29:55, 30:14, 40:16, 40:18, 40:59, 44:10, 44:11, 51:22, 52:9, 53:57, 70:8, 73:14, 73:18, 101:105<
53:58 Leyse lehâ min dûnillâhi kâşifeh (kâşifetun).
Ki, yoktur onu Allâh’tan ziyade engelleyebilen.
53:59 E fe min hâzel hadîsi ta’cebûn (ta’cebûne).
Yoksa tuhafınıza mı gitti* bu hadis (hakikat bilgisi)?***
>10:7, 10:8, 19:38, 21:1, 21:2, 21:97, 23:63, 27:66, 32:12, 43:61, 50:22, 51:11<
>2:2, 7:52, 10:38, 10:57, 16:102, 17:82, 17:106, 26:192, 26:193, 26:194, 26:195, 36:69<
>2:23, 10:38, 11:13, 17:88, 52:34<
Kur’ân’ın taklit edilemeyecek kadar mucizevi oluşu: – https://ikra.vision
53:60 Ve tedhakûne ve lâ tebkûn (tebkûne).
Ve ağlamıyorsunuz da ve gülüyorsunuz!**
>3:185, 10:23, 10:58, 13:26, 17:18, 17:19, 17:20, 25:15, 28:61, 57:20<
>9:82, 23:110, 38:61, 38:62, 38:63, 53:59, 53:60, 53:61, 83:29<
53:61 Ve entum sâmidûn (sâmidûne).
Ve sizler direniyorsunuz!
53:62 Fescudû lillâhi va’budû.
Artık ‘yalnızca’ Allâh’a secde edin!* Ve ‘hizmetle, ibadetle’ kulluk edin!*
>3:83, 13:15, 16:48, 16:49, 17:44, 17:107, 22:18, 32:15, 41:37, 53:62<
>2:21, 2:152, 2:153, 2:186, 7:55, 7:56, 7:180, 7:205, 15:98, 15:99, 17:110, 20:7, 59:24, 98:5<