„ Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm! Bismillâhirrahmânirrahîm! “.
„ Allâh’a sığınırım şeytandan (âsilerin şerrinden) ki, recmedilmiştir!* Allâh adına… Ki, sonsuz şefkatle merhamet eden; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir! “.*
>6:130, 7:14, 7:15, 7:16, 7:17, 7:18, 7:38, 7:179, 7:200, 15:33, 15:34, 16:98, 17:63, 17:64, 17:65, 41:29<
>33:43<
66:1 Yâ eyyuhen nebiyyu lime tuharrimu mâ ehallallâhu lek (leke), tebtegî merdâte ezvâcik (ezvâcike), vallâhu gafûrun rahîm (rahîmun).
Yâ bildirici ‘Muhammed’… Neden haram ‘caiz olmaz’ kılarsın ‘kendine’ Allâh’ın, helâl ‘caiz’ kıldığı şeyi sana, ki,* gaye edinerek eşlerinin rızasını? Ve Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır;* inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!*
>5:87, 33:37, 33:38, 66:1, 66:2<
>4:48, 5:39, 15:49, 17:25, 20:82, 25:71, 28:16, 39:53<
>33:43<
66:2 Kad faradallâhu lekum tehillete eymânikum, vallâhu mevlâkum, ve huvel alîmul hakîm (hakîmu).
Artık Allâh, zorunlu kıldı sizlere, yeminlerinizi çözmeyi!* Ve Allâh, Mevlâ’nızdır! O, en iyi bilen;* âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir!
>3:137, 8:38, 15:13, 17:77, 18:55, 33:38, 33:62, 35:43, 40:85, 48:23<
>2:224, 2:225, 2:284, 5:89, 33:5, 58:16, 66:2<
>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 21:4, 41:22, 67:13, 67:14<
66:3 Ve iz eserren nebiyyu ilâ ba’dı ezvâcihî hadîsâ (hadîsen), fe lemmâ nebbeet bihî ve azherehullâhu aleyhi arrefe ba’dahu ve a’rada an ba’d (ba’dın), fe lemmâ nebbeehâ bihî kâlet men enbeeke hâzâ, kâle nebbeeniyel alîmul habîr (habîru).
Ve gizlediği zaman bildirici ‘Muhammed’, bir hadiseyi eşlerinin bazısından; ne var ki ‘duyan eşi’ bildirmişti onu da; Allâh, açığa çıkardı kendisine onun ‘sırrın’ bazısının tanıtıldığını ve bazısından da vazgeçildiğini. Ne var ki bildirince ona (sır tutmayan eşine), onu (bazısının anlatılıp ve bazısından da vazgeçildiğini) ‘eşi’, dedi ki: „ Kim bildirdi sana, bunu? “.‘Muhammed’, dedi ki: „ En iyi bilen; haberdar, üstün bilgi sahibi bildirdi bana! “.*
>2:255, 6:59, 11:123, 13:9, 15:24, 16:19, 21:4, 41:22, 67:13, 67:14<
66:4 İn tetûbâ ilâllâhi fe kad sagat kulûbukumâ, ve in tezâherâ aleyhi fe innallâhe huve mevlâhu ve cibrîlu ve sâlihul mû’minîn (mû’minîne), vel melâiketu ba’de zâlike zahîr (zahîrun).
‘Ey Peygamber eşleri’… Eğer tövbe ederseniz, ikiniz de Allâh’a (tövbe edin) ki, yürekleriniz kaymıştır!* Ve eğer dayanışırsanız ‘Peygamber’ aleyhine, o hâlde şüphesiz ki Allâh… O, Mevlâ’sıdır onun! Ve Cebrâîl ve erdemli inananlar ve melekler, işte bunun ardından dayanışanlardır!
>4:48, 5:39, 15:49, 17:25, 20:82, 25:71, 28:16, 39:53<
66:5 Asâ rabbuhû in tallakakunne en yubdilehû ezvâcen hayren min kunne muslimâtin mû’minâtin kânitâtin tâibâtin âbidâtin sâihâtin seyyibâtin ve ebkârâ (ebkâren).
Ola ki Rabbi, eğer ‘Muhammed’ boşarsa sizleri, ‘onun’ yerine izhar etsin ona, ‘daha’ hayırlı olan eşler. Ki Müslüman (Allâh’a teslimiyeti benimseyen) kadınlar, ‘samimi’ inanan kadınlar, ‘kocasına’ itaat eden kadınlar , tövbekâr kadınlar (yalnızca Allâh’a) ‘hizmetle, ibadetle’ kulluk eden kadınlar, zevkten el etek çeken kadınlar, dul kadınlar ve bâkireler.
66:6 Yâ eyyuhellezîne âmenû kû enfusekum ve ehlîkum nâren vakûduhân nâsu vel hicâretu aleyhâ melâiketun gılâzun şidâdun lâ ya’sûnallâhe mâ emerehum ve yef’alûne mâ yu’merûn (yu’merûne).
Ey îmân etmiş kimseler… Nefslerinizi koruyun! Ve ‘ev’ ahalinizi de bir ateşten ki, onun yakıtı insanlar ve taşlardır (lavlardır).* Ki onun üzerindedir katı, şiddetli melekler; isyan etmeyen Allâh’a, onlara emrettiği ‘tembihlediği’ şeyi. Ve ifa ederler emredildikleri şeyi.
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 18:105, 21:39, 21:98, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
66:7 Yâ eyyuhellezîne keferû lâ ta’tezirûl yevm (yevme), innemâ tuczevne mâ kuntum ta’melûn (ta’melûne).
Ey (İlâhî esasları) inkâr eden kimseler… Mazeret beyan etmeyin bugün! Ki, ancak gayret ediyor olduğunuz şeylerden cezalandırılırsınız! “.*
>6:27, 6:28, 25:26, 25:27, 25:28, 32:12, 32:13, 33:66, 33:67, 34:52, 34:53, 39:71, 40:6, 41:25, 46:18, 89:23<
66:8 Yâ eyyuhellezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ (nasûhan), asâ rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû meah (meahu), nûruhum yes’â beyne eydîhim ve bi eymânihim yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli şey’in kadîr (kadîrun).
Ey îmân etmiş kimseler… Tövbe edin Allâh’a, samimi tövbe olarak!* Ola ki Rabbiniz, kefaret eder ‘örter’ sizlerden kötülüklerinizi (günahları, ölçülendirmez)* Ve dâhil eder sizleri has bahçelere (cennetlere) ki, akar ‘ayaklarının’ altından nehirler.* Ki ‘o’ gün ‘âhirette’, rüsva etmez Allâh, bildirici (peygamber) ve onunla beraber ‘olan’ îmân etmiş kimseleri. Aydınlıkları koşarak önlerinde ve sağlarında,** diyorlar ki: „ Rabbimiz… Tamamla bize, aydınlığımızı ve bağışla bizleri! Şüphesiz ki Sen, her şey üzerinde ‘irade ettiğini, icraya’ kudretlisin!
>4:48, 5:39, 15:49, 17:25, 20:82, 25:71, 28:16, 39:53<
>2:271, 3:193, 3:194, 3:195, 5:12, 8:29, 9:111, 25:70, 29:7, 39:35, 40:9, 46:16, 47:2, 48:5, 57:19, 64:9, 66:8<
>4:57, 7:43, 17:19, 18:31, 52:20, 76:13, 76:14, 76:15, 76:19, 76:20, 76:21, 76:22<
Samimiyetle inanmışların yeniden yapılandırılması: – https://ikra.vision
>57:12, 57:13, 57:19, 57:28, 66:8<
66:9 Yâ eyyuhen nebiyyu câhidil kuffâre vel munâfikîne vagluz aleyhim, ve me’vâhum cehennem (cehennemu), ve bi’sel masîr (masîru).
Yâ bildirici ‘Muhammed’… Cihâd (kararlılıkla İslâm’ı yaşama mücâdelesi) et ‘hakikat bilgisini’ örtmeye şartlanmışlara ve ikiyüzlülük yapanlara! Ve katı davran kendilerine!* Ve onların varış yerleri cehennemdir.* Ve ne kötü bir varış ‘yeri’!
>9:73, 30:60<
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 18:105, 21:39, 21:98, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
66:10 Daraballâhu meselen lillezîne keferûmreete nûhın vemreete lût (lûtın), kânetâ tahte abdeyni min ibâdinâ sâlihayni fe hânetâhumâ fe lem yugniyâ anhumâ minallâhi şey’en ve kîledhulen nâre mead dâhılîn (dâhilîne).
Vurgularla Allâh, emsal verdi inkâr eden kimselere ‘örnek’, Nûh’un karısı ve Lût’un karısını, ki: İkisi de erdemli iki kullarımızın ‘nikâhı’ altında kullardı. Fakat ihanet ettiler onlara da, ne var ki, yararı olmadı onlardan ‘ikisinin de önlemeye’ Allâh’tan ‘gelen’ bir şeyi ‘karılarına’; denildi ki: „ Dâhil olun ateşe (cehenneme) ki, dâhil olanlarla beraber! “.*
>2:39, 2:81, 2:257, 4:56, 10:27, 13:5, 18:105, 21:39, 21:98, 39:8, 40:6, 40:17, 43:39<
66:11 Ve daraballâhu meselen lillezîne âmenûmreete fir’avn (fir’avne), iz kâlet rabbibni lî indeke beyten fîl cenneti ve neccinî min fir’avne ve amelihî ve neccinî minel kavmiz zâlimîn (zâlimîne).
Ve vurgularla Allâh, emsal verdi îmân etmiş kimselere ‘örnek’, Firavun’un karısını, dediği zaman, ki: „ Rabbim… Yap bana nezdindeki has bahçede (cennette) bir ev! Ve kurtar beni Firavun’un gayretlerinden ve kurtar beni zalimler toplumundan! “.
66:12 Ve meryemebnete imrânelletî ahsanet fercehâ fe nefahnâ fîhi min rûhınâ ve saddekat bi kelimâti rabbihâ ve kutubihî ve kânet minel kânitîn (kânitîne).
Ve İmran kızı Meryem, ki o, ırzını korumuş ‘olan da örnektir’.* Bunun üzerine üfürdük içine, Ruhumuzdan (Kutsal Ruh; Melek).** Ve tasdikledi Rabbinin, kelâmlarını ‘hükümlerini’ ve O’nun kitaplarını ve ‘Allâh’a’ itaat edenlerden oldu!
Hz. Îsâ a.s. ve annesi Meryem a.s.; ve onun hermafrodit olduğu: – https://ikra.vision
>2:97, 19:17, 19:19, 26:193, 53:5, 81:19, 81:20, 81:21<
>2:87, 2:253, 4:171, 5:110, 16:2, 16:102, 17:85, 19:17, 32:9, 40:15, 58:22, 66:12<